--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Asımlar ve Haluklar Nesli

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
3

 

Asım’ın nesli…diyordum ya…nesilmiş gerçek: 
İşte çiğnetmedi nâmusunu, çiğnetmiyecek. 
Şühedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar… 
O, rükû olmasa, dünyâda eğilmez başlar, 
Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor, 
Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor! Çanakkale Şehitlerine/Mehmet Akif Ersoy. 

İttihatçıların, Batıcılık hummasına tutulmaya başladığı Tanzimat’tan bu yana edebiyatçılar, şairler, hatipler, iki nesil arzusuyla yanıp tutuştular.

1900’lerin başından itibaren 1950’ye kadar iki nesil üzerinde duruldu. Asım’ın Nesli bilinir de belki Haluk’un nesli anlaşılmayabilir. Haluk’un nesli nedir?

Her ikisi de Osmanlı tebaası olan iki şair, iki genç isim etrafında kendilerine “ideal” iki nesil yetiştirmek kaygısına düşmüşlerdi.

Birisi Tevfik Fikret, “Rubâb-ı Şikeste” ve “Haluk’un Defteri’nde”, oğlu Haluk için “Yeni Türk gençliği böyle olmalıdır” diye yazıyordu. 

Mehmet Akif ise “Safahat’ında sevdiği hocasının oğlu Asım’ın faziletleri ile donanmış bir neslin, Türkiye’yi kurtaracağına inanıyordu.

Fikret’in Haluk’u ve onun günümüzdeki benzerleri olan nesil, Batıyı taklit ederek, her şeyi maddeye yüklemişti. Dolayısıyla bu taklit sistemde; İslam’a, töreye, milletin ruhuna, tarihi değerlere hiç yer yoktu.

“Toprak vatanım ve bütün insanlık milletim” diyerek; ülkesini, milletini, tarihini Batıl değerlere eş tutarak, elle tutulup gözle görülmeyen her şeyi yok saymaktaydı.

Asım’ın Nesli ise İslam inancı ile yoğrulan; vatanını-dinini-milletini-bayrağını bilen,  “İlim müminin yitik malıdır, nerede bulursa almalıdır” inancı çerçevesinde her nereden olursa olsun, ilim alınmalı ve tahsil edilmeli demekteydi.

Asım’ın neslinde; vatan sevgisi, ahlak, gayret, haysiyet, şeref, namus gibi insani ve dini-milli mayalı olan değerler baş tacıydı.

Tevfik Fikret ise oğlu Haluk’u Sirkeci istasyonundan Avrupa’ya gönderirken:

-“Seni medeniyetin kucağına gönderiyorum. Oradan medeniyeti al ve getir, burasını da medeniyete kavuştur” diye uğurluyor ve devleti, milleti aşağıladığını göremiyordu.

Ve Haluk 14 yaşında Avrupa’ya gitti. Eğitimine devam etti, kendisinden yaşça büyük Hıristiyan bir kadınla evlendi. Papaz oldu ve Türkiye’ye dönmedi. Yüksek rütbeli bir Protestan papazı olarak 72 yaşında Amerika’da öldü.

Ezcümle:

Asım’ın nesli ise Çanakkale’de imanlı münevverler olarak dünyaya parmak ısırttı. Son olarak Sakarya’da, Dumlupınar’da Kocatepe’de şehit oldular. Cumhuriyeti de kurdu. Daha sonra devletin, faziletin, İslam’ın, tarihin koruyuculuğunu üstüne aldı. 

Tevfik Fikret Haluk’a; “Bol bol ışık getir; teknik getir; uygarlık getir!” diye seslenirken elbet böyle bir sonuç istememişti. Bu hali de şu ifadelerle izah etmişti:

1915 yılı Ağustos ayında; “Yıkılıyorum… Yavrum, yavrum!” diye hayata veda etmişti…

Haluk ise bir röportajında içinde bulunduğu durumu şöyle dile getirmişti:

-“Din değiştirmemin yakınlarımı mutlu etmeyeceğini bilmiyordum. Ancak ilkokul dâhil, öğrenimimin tamamını Hristiyanlık inancını kendini açıkça hissettirdiği kurumlarda yaptım”.

 

Yorumlar

(3)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

FFV

8 Eylül 2022 13:35

YAZ/AR? BİLİMİN,İLİMİN IŞIĞINDA ;" OSMANLI TEBAASI OLAN" İKİ YAZAR DİYE BAHSETMİŞ.İKİNCİSİ Nİ DE CUMHURİYETİN KURUCULARINDAN YAPMIŞ. DİĞERİNİ TU KAKA.TAMAM HERNŞEY İYİDE,ŞU" CUMHURİYETİ DE KURDU" CÜMLESİNİ YAZ/ARA HİÇ YAKIŞTIRAMADIM.YIKILMAK İÇİN ELDEN GELEN HERŞEYİN YAPILDIĞI HALDE DİMDİK AYAKTA DURAN CUMHURİYETİ AĞZINIZA ALMAYIN.

YOK

8 Eylül 2022 11:49

BİLİMİ GETİR DİYOR YARAT YOK

Bence

8 Eylül 2022 11:01

Hocam. Yüzlerce ilahiyat fakültesi var.Binlerce mezunu boşta. Bu insanlar bu donanımda iken... Dini bilgisi olan güzel insanlar anlatmalı. Ülkemdeki dini anlatanlara bakın. FECAAT.

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle