Asilerle birlik olunur mu?
“Eğer insan suretle insan olsaydı, Muhammed (a.s.) ile Ebu Cehil bir olurdu” Mevlana Celaleddin Rumi Hz.leri.
Asilerle iş tutulur mu? Aklıselim ve özellikle de amentüsü sağlam kimseler birlik olmaz. Yalnız “asi” ama neye ve kime göre “asi”?
Önce bu sorunun cevabını bulmalı. Bizim değer yargılarımıza göre asi; Allah’a, Kur’an’a, ezana, cami ve dini-milli muhtevalı hususlara karşı duran kimselerdir.
Peki, bir insan illa da Müslümanların değerleriyle barışmak zorunda mıdır? Elbet değildir. Bu anlayış zorlama olur ki, malum dinimizde zorlama yoktur.
Bizim inancımıza göre Allah, inananlara da inanmayanlara da asi olanlara da olmayanlara da hak ölçülerinde haklarını verecektir. Orasına kullar karışamazlar.
Dememizin özü şudur ki, amentüsüne sahip çıktığı sanılan kimseler, Müslüman halkımızın amentüsüne asi kişi veya kişilerle, bilerek ve isteyerek, siyasette iş birliği yapabilir mi, ittifak edebilir mi?
“Edebilir” diyenler yazının kapsamı alanı dışındadır. Yalnız şimdiye kadar benzeri ortaklıklar görüldü ve hepsinin sonu hüsranla bitti. Özellikle camiye gidenler, meyhaneye gidenlerle ittifak ettikleri için iflah olmadılar.
•
Kitabımızda Nuh (a.s.)’ın kıssası anlatılır. Nuh (a.s.) Allah’ın buyruğuna karşı asi olanları helak olmaktan kurtarmak için gemi yapmıştı da oğlunu ve hanımını çağırdığı halde gelmemişlerdi.
Oğul Kenan gururuna, kibrine ve keskin zannettiği zekâsına güvendiği için babasına karşı çıkmış, babasıyla ittifak etmemiş ve yüzerek kurtulacağını söylemişti. Sonuç malum.
Ahiret gününe iman ettiği halde o günü hafife alanlarla birlik olanlar, sadece kendilerine kötülük etmiş olmaz, bütün bir topluma fesat ve fitne salarlar. Ebedi âleme inandıklarını söyleyenlerin bunlara destek vererek yandaş olmaları hangi insani, dini ve milli gerekçelerle bağdaşabilir. İslam dini veya diğer inanç sahiplerinin benimsediği ve kabullendiği değerlere karşı asilik yapıp, yerine başka adetler koyanların, reddedenlerin, o halklar tarafından kabul gördükleri hiç vaki midir? Asla!
•
Evlerinde birbirlerinin sofralarına oturmayacak, hatta komşuluk bile etmekten imtina edecek olanlar, eğer siyasi veya başka amaçlarla ittifak edebiliyorlarsa, burada iyi niyet ve ilke aramak akıl dışı olmaz mı? Düşünsenize siz sofranıza besmele ile oturuyorsunuz, dünyalık için ittifak ettiğiniz kimseler sofrasına rakı ile oturuyor. Birinde besmele ve şükür var, diğerinde alkol! Şimdi böyle ortaklıklardan oluşan birliktelik, milletin ve devletin başına büyük musibetler getirmez mi?
•
Ezcümle rahmetli Fethi Gemuhluoğlu’ndan gelsin:
-“Kendine dost olmayanlar, gayrıya dost olamazlar, kendileri ile barışa varamayanlar, gayrı ile barışa varamazlar.
İnsan kendi kendisi ile dost olsa, insan kendi kendisine karşı saygılı olsa, sâcid ile mescûd secdede bir olur. (Kul ile Allah buluşur) Hali tevhidde olur.







