Ankara’nın kadim kitapçısı Fatih Yurdakul
Bizim kuşak iyi bilir, 70’li, 80’li yılları kastediyorum. Bu senelerde Ankara’da aradığımız kitabı iki yerde bulurduk.
Birisi Akçağ Yayınlarının sahibi -Allah rahmet eylesin- Ahmet Hikmet Ünalmış idi. İkincisi, “Yedi Güzel Adam” devrinin şahidi olan Fatih Kitapevinin emanetçisi Fatih Yurdakul. Fatih ağabey “sahibiyim” lafını sevmez.
İki kitapçı vardı derken, haksızlık etmeyelim. Hacı Bayram civarında elbet çok kitapçı vardı, onlardan da istifade ederdik, o yılları bilenler unuttuğumu sanmasınlar.
Yeri geldiğinde elbet söz ederiz. Bugünün mevzuu, Fatih Kitabevi olduğu için sözü bu tarafa yönlendirmek icap eder.
Yine o senelerde yapılan kitapçılıkta-yayıncılıkta-basmakta-almakta ve satmakta esas gaye ticaret değildi. Kendi değer yargılarımıza susamışlığın giderilmesiydi.
Milli-manevi değerlerimizin üzerine atılan ölü toprağının kaldırılmasıydı. Bunun için de inkılap tufanından kendimize gelmemiz için harıl harıl kitap basılır, satılır ve alınırdı.
Bütçe olarak kitaba verilecek para ihtiyaç sıralamasında çok gerilerdeydi. Buna rağmen ihtiyaçlar ertelenir, kitap alınırdı, alamayanlar için de elden ele dolaşırdı.
•
“Kitap, edebiyat, okuma, yazma” denilince akla ilk gelen şehirlerden birisi malum Kahramanmaraş’tır.
İşte bir Maraşlı olarak bu eksikliği gören ilk isimlerden birisi Fatih Yurdakul olmuştur. ODTÜ’de okumak için Ankara’ya geldiğinde, MTTB’nin İç Cebeci’deki Milli Gençlik Vakfı öğrenci yurduna yerleşir yerleşmez, öğrencilerin ders kitabı dışında da kitaplara ihtiyacı olduğunu fark edip, yurdun önünde kitapçılığa başlamıştır.
Fatih Yurdakul’un yolu; bir süre sonra rahmetli Cahit Zarifoğlu’nun “Bu insanlar dev midir/Yatak görmemiş gövde midir” diye anlattığı Yedi Güzel Adam, rahmetli Erdem Beyazıt, Rasim Özdenören, Nuri Pakdil, Mehmet Akif İnan ve Alaeddin Özdenören ile kesişir, önce Akabe sonra Mavera olarak yola revan olunur.
Tekrar geçmişe dönelim. Çünkü kitap ve dergi alma meselesi, karnımızı doyurmaktan önce gelmekteydi ve bir simit yetiyordu, yanında çay olursa, lüks bir yemek yemiş oluyorduk.
Fatih Yurdakul, Erdem Beyazıt ve diğer ağabeylerin öncülüğü ve tavsiyesiyle, Kızılay Zafer Çarşısının alt katında bir dükkâna geçmişti.
Yedi Güzel Adam ile birlikte MTTB’li gençlerin uğrak yeri olmuştu. Hem kitap alınıyor, alamayanlar orada okuyor hem de ağabeylerden kim varsa onlarla sohbet ediliyordu.
•
Ezcümle:
O günleri özleyenlere veya dinlemek isteyenlere hatırlatmada bulunalım. Fatih Kitapçısı emanetçisiyle birlikte şimdi yerini bulmuş vaziyette.
Nerede?
Hamamönü’nde, Mehmet Akif’in İstiklal Marşı’nı yazdığı Taceddin Dergâhının hemen 30 metre altında muhteşem bir konakta.
Kırk yıl önceki Fatih Yurdakul, yine kırk yıl önceki samimiyeti ve zaman zaman da tatlı celallenmesiyle yine işinin başında.
Geçmişten günümüze yolculuk etmek isteyenler için Fatih Kitapçısının kapısı açık. Kitapseverlerle ve dostlarla buluşma vazifesini sürdürüyor.







