--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Altmış altı yıl önce Ezan-ı şerif bugün özgürlüğüne kavuşmuştu

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk

Ezan-ı şerif, Peygamberimiz (s.a.v) zamanından bu yana, tüm İslam âleminde aslına uygun olarak uygun okunurken, sadece bizde değiştirilmiştir.

İlk değişim çalışmaları 1932 yılının Ocak ayından itibaren başlar, çeşitli camilerde denemeler yapılır, toplumun tepkisi ölçülür ve sıra resmi olarak ilanına gelir.

Sanki o yıllarda milletimizin genelinde herhangi bir inkılaba karşı çıkma gücü varmış gibi.

Aç, sefil, neredeyse her evden en az iki erkeğin; “vatanı, bayrağı, dini, namusu” için şehit olduğu hanelerde kimler kalmıştır ki, ezanın Türkçeleştirilmesine karşı çıkabileceklerdir?

Karşı çıkanların da akıbeti ortadadır. Yurdun her yerinde darağaçları kurulmaktadır ve İstiklal Mahkemeleri Müslüman avcılığı yapmaktadır. Geçelim.

¥

Ezan-ı şerif, resmi olarak 18 Temmuz 1932 tarihinde Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından uygulamaya konulur.

Tabii bu uygulama hemen icraata geçmez. Hayatı pahasına direnebilen insanlarımız direnirler.

Bu direnci kırmak için 4 Şubat 1933 tarihinde, Diyanet İşleri Başkanlığı bütün müftülüklere, “Ezanı Türkçe okumalarını, buna uymayanların kati ve şedid bir şekilde cezalandırılacaklarını” bildiren bir tamim gönderir.

Ezan-ı şerifin Türkçe okunması için büyük bir avcı kulübü gibi çalışan CHP zihniyetli ispiyoncular, memleketi karış karış gezerek sürekli ihbarlarda bulunur ve yine binlerce insanımızın cezalandırılmasının takipçiliğini yaparlar.

¥

Bitkin, sefil, çaresiz halkımızın önüne 14 Mayıs 1950 tarihinde sandık gelir. “Yeter Söz Milletindir” denilir ve CHP zihniyetinin artık iktidar olması Mahşere kalır.

Rahmetli Menderes’in ilk işi (isteyerek veya zorunlu olarak) ezanımızın aslına döndürülme meselesidir.

O günlerde yaşananlar ayrı bir yazı mevzusu olacağı için bu kısmı geçelim.

Nihayet Başbakan Menderes, partisinin içindeki Mason vekillerin karşı çıkmalarına rağmen, bir kararname ile ezanın özgürlüğüne kavuşmasına vesile olur.

16 Haziran 1950 günü, bazı yerlerde sabah ezanları, bazı yerlerde büyük ölçüde öğle ezanları ve ardından bütün Türkiye’de ikindiden itibaren ezanımız aslına uygun olarak okunmaya başlar.

¥

O günleri yaşayanlar, ezanın aslına döndüğü günü hep heyecanla anlatırlar. Hatta erkeklerden çok kadınların gözyaşları içerisinde şükürler ve dualar ettikleri söylenir.

Bu hatıralardan birisi Sultanahmet Camii’nde ezanın okunuşudur. 66 yıl önce mahşeri kalabalığın huzurunda Sultanahmet Camii’nde yaşananlar şöyledir.

Ezan-ı şerifin aslına uygun olarak okunması talimatı, İstanbul müftülüğüne tebliğ edilince, elbette İstanbul’da büyük bir bayram havası eser.

Halk Sultanahmet Camii’nin içini ve dışını tıklım tıklım doldurur. Malum altı minarenin her birinde üçer şerefe vardır.

On sekiz şerefeye on sekiz müezzin çıkarak öğle ezanını çeşitli makamlarda okurlar. Minarelerde müezzinler, aşağıda Müslümanlar gözyaşları içerisinde Hamd ederler.

¥

Velhasıl; “imanda ve amelde Hakk üzere olanlar”, mutlak zafere ulaşanlardır.

 

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle