Allahsız kazanç
Yazının başlığı, merhum Nurettin Topçu’nun “Ahlak Nizamı” kitabından.
Milli-Dini mefkûremizin mimarlarından Nurettin Topçu, sanki bugünleri tahmin etmişçesine ki, -öyle olduğuna inanırım-, yazmış.
Müslüman bir toplumda böylesine “Allah’a kafa tutarcasına, -tabii Müslüman iseler- Ahlaksız ve Vicdansız” bir şekilde “kim vurduya” giden ticaret anlayışı olabilir mi?
Fahiş fiyatçılar, stokçular ve ellerindeki malı satmak yerine imha ederek pazara getirmeyenler, getirecekleri engelleyen, kendilerini bu milletin bir ferdi sayabilir mi?
Evet! Maalesef içimizde yaşıyorlar. Bir de zincir marketler var -elbet hepsi değil- sanki mafya örgütü gibi hareket ederek halkın ihtiyaçlarını gasp etmeyi göze alabiliyorlar?
Bunların aileleri yok mu? Çocukları yok mu? Kurtuluşu olmayan ve mutlak sona gideceklerini bildikleri ölüm hakikatine rağmen, ölmezliklerine mi inanıyorlar?
Tabii bu işleri kimler yapıyor, yönetiyor elbet bilemeyiz ama yediden yetmişe bütün insanlarımız farkında ki, piyasa bilerek ve planlanarak berbat ediliyor.
Peki, böyle bir ihanete tevessül edenler, -içlerinde Müslümanlar varsa- bilmiyorlar mı ki, “zerre hayrın da şerrinde hesabının sorulacağını?
Allah’tan korkmayan, kuldan utanmayanlara söylenecek bir şey yok. Çünkü bir kimse Allah’tan korkmuyor, kuldan utanmıyorsa, ne denilirse denilsin faydası olmayacaktır.
•
Aklı erenler şöyle derler:
“İnsanları aldatarak, hile yaparak, duygularını, düşüncelerini, inançlarını sömürerek, haksız kazanılan her kuruş, kişilerin ya kendisinden ya çocuklarından veya aile fertlerinden çıkar ve bir şekilde kesinlikle bedelini öderler ama farkında olmazlar”.
Sadece bizde değil. Müslim yahut gayrimüslim de değil. Haksızlığa uğrayan hiçbir toplumda hiçbir insanın ahı yerde kalmaz. Hele buğz hali mutlaka bedel ödetir.
Devletimiz insanımızın cüzdanına göz dikmiş vicdansızlara karşı her türlü önlemi almaya çalışıyor lakin “Doğrunun bir kapısı varsa, hırsızın dokuz kapısı var” hesabı, allem ediyor, kallem ediyor, gasplarına devam ediyorlar.
Bir de bu fırsatçıların, fırsatçılıklarını malzeme olarak kullanan erdem yoksulu siyasetçiler ve farklı kesimlerden muhalifler var.
Güya halkımızın yanındaymış ve onların dertlerini paylaşıyorlarmış gibi açıklamalar yapıyor fakat fahiş fiyatçıların, gaspçıların, stokçuların ihanetlerine hizmet ediyorlar.
Muhalefetin siyasi cephesinde açlıktan, zamdan, fakirlikten söz edenlere bakıyorsunuz, istisnasız hepsi kökten zengin kimseler.
Yetmiş sülalelerinde hiç yokluk görmemiş kişiler. Sanıyorlar ki, sağduyu sahibi milletimiz bunları bilmiyor.
•
Ezcümle:
Ehli iman herkese düşen vazife! Bugünlerin de geçeceğini bilmek.
Devletimiz de milletimiz de böyle tezgâhların elbet sonunun geleceğini ve kimlerin ihanet sarmalında yer aldığını görecektir.
Mevcut halin hiçbir şekilde haklı gerekçesi yoktur. Milletimizin kursağına göz dikmiş kimselerin zenginliği, malları, mülkleri, Karun kadar bile olsa, ömürleri bittiğinde; maldan-mülkten-paradan zerre fayda görmeden 4 metre bezle kara yere girmeyecek mi?
Sabrın başı zehir, sonu baldır.







