Akşemseddin diyarında Ramazan
Akşemseddin Hz.lerinin diyarı denilince akla Bolu’nun Göynük ilçesi gelir.
İstanbul’un manevi fatihi Akşemseddin Hz.lerinin diyarı olarak; Şam, Amasya, Ankara, Osmancık, Beypazarı, İskilip ve İstanbul’u da saymalıyız.
Fetihten sonra İstanbul’da kalmasının uygun olmayacağını Fatih’e beyan ederek son ikamet yeri olan Göynük’e dönen Akşemseddin Hz.leri, mescidinde hem ders verir hem de elinin emeği ile rızkını kazanarak, 1459 senesinde rahmeti rahmana kavuşur.
Yeri gelmişken çok bilinen bir yanlışı düzeltmeli şimdi. Fazla teferruata girmeden kısaca izah etmeye çalışalım.
Hacıbayram Hz.leri Edirne’ye, Akşemseddin Hz.leriye gider. Sultan II. Murad Hacıbayram Hz.lerine İstanbul’un fethine dair sual tevcih eder.
O sırada huzura kundağında Fatih girer. Hacıbayram Hz.leri II. Murad’a dönerek, İstanbul’un fethinin, kundaktaki çocukla “Bizim köseye nasip olacak” diyerek, Akşemseddin Hz.lerini işaret eder.
İşte bu kısım yanlış ve böyle bir hadisenin vuku bulması tarih olarak mümkün değildir.
Elbet Akşemseddin Hz.leri Fatih’in hocasıdır ama yıllar sonra gerçekleşmiştir.
Hacıbayram Hz.lerinin vefat tarihi 1430, Fatih’in doğum tarihi 1432’dir. Geçelim.
•
Ramazan ayının manevi havasını yaşamak artık küçük şehirlerde daha bir anlamlı olmaya başlamıştır.
Büyükşehirlerdeki gürültü, insanların ve araçların hız trafiği, yine insanların yön kabiliyetlerini kaybedercesine sürekli bir şeyler için koşuşturması, Ramazan-ı Şerifin yaşanması gereken anlamını, maalesef sıradan işler haline getirmiştir.
Bu sebeple Ramazan; çok nüfuslu, çok binalı, çok araçlı, çok amaçlı hırs ve tamahkâr yarışlarından bıkmış olmalı ki, buralardan taşınarak daha küçük yerleşim yerlerinde neşvünema bulmuştur.
İşte Akşemseddin Hz.lerinin diyarı olan Göynük, bu şehirlerden birisidir. Yavaş akan hayat, yavaş hareket eden insanlar, kimsenin kimseye karşı menfaat odaklı bakmadığı bir yer.
Göynük tarihi dokusuyla nadir Osmanlı kasabalarındandır. Yeni yerleşim yeri, şehir merkezinden uzakta olması hasebiyle, insanın gönlünü kucaklayan hali kaybolmamıştır.
•
Bu arada Göynük’ün manevi bekçilerinin ikisi de Hacıbayram Hz.lerinin talebesidir.
Şehrin bir giriş noktasında Akşemseddin Hz.leri, diğer giriş noktasında ise Emir Sıkkîn Hz.lerinin türbeleri bekçilik etmektedir.
İftar sonrası ve teravih, iki türbe arasında geçmektedir. Akşemseddin Hz.lerinin türbesinin bitişiğindeki Gazi Süleyman Paşa Camii, Ramazan-ı Şerifin muhtevasına ev sahipliği yapmaktadır.
Cami görevlilerinin ifadesiyle, “Burada Ramazan umre ziyareti gibi geçmekteymiş”. Eğer niyetiniz halis ve gönül insanıysanız, öyle olduğuna şahitlik edebilirsiniz.
Göynük’ün tarihiyle birlikte, gelenek-görenek-örfleri hakkında da bilgilenmek için caminin karşısındaki Hanedan Konağının işletmecisi Metin Ölmez, gönüllü rehberlik etmektedir.
•
Ezcümle Kültür Bakanlığına:
Milattan önceki hayat emarelerini kazarak ortaya çıkarıp korumaya aldığımız gibi Göynük ve benzeri kasabalarımızı da tarihi ve kültürüyle mutlaka korumaya almalıyız.
Yoksa bir müddet sonra milattan önce bulduklarımız, tarihimiz ve kültürümüz olacaktır vesselam.







