Akit iftarı ve Sultan Vahideddin
Ramazan-ı Şerif biraz da iftar panayırlarıdır. Şehirlerimizin, ilçelerimizin, köylerimizin her birinde iftar sofraları kuruluyor.
Hemen her sofra panayır havasında geçiyor. Belki bir yıl boyunca görüşmeyen dostlar buluşuyor, görüşüyor, hasret gideriyor.
Evet, iftar sofraları gönülle kurulur, gönülle davet edilir ve gönülle gelinir. İşte bizim gazetenin iftar sofrası da gönül sofralarındandı.
Uzak yakın demeden İstanbul’un hemen her köşesinden Akit dostları vardı. Trafik zorluğunun insana yük olmadığı nadir yolculuklardan birisi de iftara gitmektir.
Bostancı’dan Avcılara (52 km) mesafeyi, Milli Nizam’dan Ak Parti’ye kadar aynı siyasi çizgide seyreden Hasan Aksay, Şemsettin Baltacı, Recep Akardaş ve Hamza Baltacı ile sohbet ederek tamamladık.
Davetlileri Akit Medya İcra Kurulu Başkanı Mustafa Karahasanoğlu, Ali İhsan ve Nuri Karahasanoğlu karşıladı.
Mustafa Bey’in misafirlere hoş geldiniz ve teşekkür konuşmasından sonra tanıdık simalara da söz verilen iftar sofrası, kardeşlik atmosferinde geçti ve sona erdi.
Yeri gelmişken rahmetli Hasan Karakaya’ya birer Fatiha gönderelim. El-Fatiha.
¥
Dönüş yolunda otomobilde Hasan Aksay ağabey, şimdiye kadar anlattığını hatırlamadığım ve ilk defa duyduğum bir anısını paylaştı.
Hasan Bey’in MSP öncesi iki dönem de Adalet Partisi’nden milletvekilliği vardır. Demirel’e ilk defa kırmızı kart gösterip, Masonluk belgesini bulan da kendisidir.
Anlatacağım bu hatıra değil tabii. Çenem düştü söyledim. Sultan Vahideddin ile ilgili bir hadiseyi paylaşacağım.
1965-66 yılıdır. Hasan ağabey TMBB Milli Saraylar komisyonunun üyesidir. Dolmabahçe Sarayı başta olmak üzere diğer saraylarda bulunan tarihi belgelerle eşyaların sayımını yapmak üzere komisyon üyeleriyle çalışmaktadır.
Haliyle komisyonda CHP’liler de vardır. Her fırsatta padişahlara, Osmanlı’ya hakaret edip durmaktadırlar.
Dolmabahçe Sarayı’ndaki inceleme ve tespitler yapılırken, eşyaların bulunduğu dolapların birinin gözünden “altın kaplamalı Kur’an-ı Kerim muhafazası” çıkar.
Komisyon üyeleri heyecanlanırlar, hemen Hasan ağabey eline alır ve içinde Kur’an olup olmadığını ilgililere sorar.
Muhafazanın içine yeniden bakınca görürler ki, bir mektup vardır.
¥
Bilirsiniz, Cihan Devleti Osmanlı hanedanları, bir gecede beşikteki bebelerle birlikte topyekûn kendi vatanlarından sürülmüşlerdir. (…….)
Sultan Vahideddin de Roma’ya gönderilmek üzere gemiye bindirilir. Uzun ve meşakkatli yolculukta okumak için görevlilerden Kur’an-ı Kerim ister.
Görevli kişi de altın muhafaza içinde Kur’an-ı Kerim’i getirir. Günlerce okur. Roma’ya varınca altın muhafazayı hemen posta ile İstanbul’a Dolmabahçe Sarayı’na gönderir.
Mektupta, “Altın muhafazanın beytülmale ait olduğunu ve emanetin yerine konulmasını” ister.
¥
TBMM komisyonunda kısa bir sessizlik olur ve CHP’li senatör sessizliği bozarak, “Bir daha asla Osmanlı Padişahlarına küfretmeyeceğine yemin eder”.
Ne diyelim darısı topyekûn küfürbaz CHP’lilere.







