Akıl ve Ahlak İttifakı
Tarih yarının kökleridir. Tarih reddedilerek gelecek kurulmaz, küfrederek gelecek tasavvur edilemez. Tarih yok edilerek, yeni bir devlet ve millet oluşturulamaz.
Tarihi geçmişini iyi yönetemeyen ve anlatamayan ilgili kurumlar, kendi ülkesinin tarihi yerine yabancı tarihleri öğretir. Tarih bilincinin kaybı hiçbir kayba benzemez.
Bu kayıpları önlemek elbette sadece devletin görevi değildir. Esasında kendisini bu topraklara ait hisseden ehli vicdan ve ehli iman herkesin görevidir.
Eskiler derler ki:
“Akıllı insan, ahlaklı insandır. Bir kimsenin aklının derecesi, ahlakıyla ölçülür. Ahlakı olmayanın aidiyet duygusu menfaat odaklıdır.
Hal böyle olunca, aklıselim sahibi herkese maddi-manevi ciddi sorumluluklar düşmektedir. Aklımızı ve ahlakımızı perdeleyecek, kirletecek, yanlışa sürükleyecek, algı ve manipülasyonlara karşı kendimizi, ailemizi ve gücümüzün yettiği herkesi uyarmak ve korumakla yükümlüyüz.
•
Akıl ile ahlak arasındaki kanalları, sosyal medya ile klasik medya ve bunları kullanarak; siyaseti çirkeflik ve çirkinlik olarak algılayan kesimler sürekli tıkama peşindedirler.
Akıl ile ahlak arasındaki iletişim arızalarının sebebi, aklımızda veya ahlakımızda zaaflar olduğunu gösterir.
Gördüklerine, duyduklarına, seyrettiklerine, okuduklarına bu zaviyeden bakanlar, hem kendileri hem aileleri hem de memleket ve millet için hayırlı insanlardır.
Gören, hatırlayan ve kıyas yapabilen akıl; kötülüklerle içli dışlı olmuş bireylerin içinde yaşadıkları yahut geçmiş toplumların başına gelenlerden ders çıkarır, ibret ve tedbir alır.
İbret ve tedbir alamayanlar veya bilerek almayanlar; içinde beslendikleri, barındıkları, çalıştıkları halka sürekli maraz üretirler, azgınlaşır ve bozgunculuk ederler.
Bir kimse bu ahlaksızlığın girdabına düşmesin. Eğer düşerse, ister diğer inançlardan, ister Müslüman olsun, gark olduğu girdaptan kurtulmadıkça kendisini sürekli haklı görür ve bozgunculuk yaptığını asla kabul etmez.
•
Bir insanın kimliğini, kişiliğini, karakterini tanımlayan onun söz ve fiilidir ve bu özelliklerini tescil ettiğinin belgesidir.
Aklı ile ahlakını bütünleştiren kimseler, dili ile söylediklerini kalbiyle tasdik eden ve bu özelliği hayatında her şekilde görülebilen kişilerdir.
Öte yandan, dili ile söylediğini kalbi ile tasdik etmeyenlerin hali ise şeytana yoldaşlık etmek olarak değerlendirilir.
Böyleleri içinde yaşadıkları toplumda; ekonomik, sosyal ve siyasal kargaşa ve kaos çıkarmak için her türlü çirkin yola tevessül ederler.
Aklı ile ahlakı birlikte hareket eden kimseler, hayatın bir sınav olduğunu bilir. Dolayısıyla hep kendisi gibi insanlarla birlikte olmaya çalışır ve bu minvalde yürür.
Aklı ve ahlakı dışlayanların sınav arkadaşları de kendileri gibi olur ve her türlü melaneti işlemek için ittifak ederler. Memleketimizde bunlardan pek çoktur.
•
Ezcümle:
Akıl, ahlak ve gönül, hayatın temelini oluşturan sacayaklarıdır. Yolumuz ne kadar düzgün, sağlam ve saf ise o kadar aydınlık olur.







