--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Aile, modası geçmiş bir hale dönüşmek üzere

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
9

 

Aile, modası geçmiş bir hale dönüşmek üzere. Aileyi ve korunmasını merkeze alan ne bir televizyon programı, ne bir dizi, ne bir film ne de başka bir plan, proje var.

Evliliklerin çoğu, “Aile kurmak” için değil, ailelerden uzaklaşmak üzere; “karşılıklı çıkarlar” eşliğinde gerçekleştirilen garip bir ortaklığa dönüşmüş vaziyette.

Öyle bir sözleşme ki, evlilik ve aile olmanın gerektirdiği hassasiyetlerin gündeme getirilmemesi ve hatta konuşulmaması, evliliğin ilk şartı olarak belirlenmekte!

Basılı-görüntülü ve dijital yayınlar vasıtasıyla bu durum, ısrar ve inatla her vesileyle gündeme getirilerek özenilen hayatlar olarak sunulmaktadır.

Bu mealdeki söylemler-yazılanlar-konuşulanlar, farklı medya araçlarıyla zihinlere zerk edilmektedir.

Mesela çocukların; anne-babaların özgürlüğünü kısıtlayan, istediği gibi yaşamalarını engelleyen pranga gibi görülmeleri bu sebepledir.

Evcil veya sokak hayvanlarına sahip çıkıldığı kadar aileye sahip çıkılmamasının; önünün-arkasının iyi sorgulanması gerekir!

Aile olmadan millet olunmaz, devlet olunmaz. Çocuk ailenin temel taşıdır, geleceğin teminatıdır. Gençleri geleceğin teminatı görenler, neden ailenin önemine vurgu yapmazlar. Yarının teminatı gençlere mesuliyet ve mensubiyeti önce aile öğretir.

İlim insanları derler ki; anne-baba olma iştiyakı, insanın tabiatında olan fıtri bir özelliktir. İnsanın fıtratına yüklenmiş bir olgudur.

Bu hasletin dışına çıkmak, gayri insanileşme demektir. Günümüzde her geçen gün kadın ile erkeğin rolleri hızla değişmektedir.

Kadının ve erkeğin fıtratı ters yüz edilmektedir. Üstelik bu ters yüz edilme ne yazık ki, hukuki ve sosyal düzenlemeler adına fıtratlara ters düşecek şekilde icra edilmektedir.

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kadın ve çocuk, medyanın ve kapitalizmin en yüksek gelir kapısıdır.

Bir de kapitalizmin önünü tıkayacaklara karşı yine kadın ve çocuk, siyasi ve ideolojik argümanlara malzeme edilmektedir. Etrafına göz atan normal her insan gerçeği görebilir.

Bu hakikatler aileyi tehdit etmekte, aile parçalanmalarına sebep olmaktadır. Anneler-babalar, yetişkin çocuklarına üf bile demeye korkmakta ve nasıl istiyorlarsa öyle yaşamalarına müsaade etmektedirler. Aile üyeleri birbirine pamuk ipliğiyle bağlı hale gelmiştir.

Şimdi bu şartlarda “aile bağlarının” kopmaması mümkün müdür? Ortaokullara inen hadiseler, haberlere düşen aile faciaları, evliliklerin süresinin üç aya inmesi, binlerce boşanma davasının sebepleri nelerdir acaba?

Mesele derdi söylemek değil, derde çare üretmektir. Dilimiz döndüğünce söyleyelim. Aile Bakanlığımız, “aile merkezli gönüllü vakıflarla” iş birliği yapabilir.

İkinci olarak da “KADEM” bu hususta öncülük ederek, bütün ülkemiz çapında, “Aile Danışma Merkezleri” kurulmasını sağlayabilir, sosyal ve psikolojik destek birimleri oluşturarak, isteyen ailelere destek verdirilebilir.

Ezcümle:

Aile, devletimizin son kalesidir. “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” devrindeyiz. Lakin yılanlar dört bir yanımızı sarmış bütün bir toplumu zehirlemektedir.

 

Yorumlar

(9)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Kanber

5 Haziran 2024 19:00

Allah razı olsun. Çok güzel bir konuyu gündeme getirmişsiniz ve güzel yorumlamışsınız. Bu konu devlet, hükümet, Milli Eğitim, diyanet, sosyolog, psikolog, ?hepsi bir araya gelip uzun ve titiz bir çalışmanın sonucunda, milli ve manevi değerlerimize bağlı aile bütünlüğünü korumayı en hızlı bir vaziyette çareler çözümler üretmenin (zararının neresine dönersen kârdır. noktasından hareketle) ailemiz ve gençliğimiz kurtarılmalı. Bu çürümüşlükten bu kokuşmuşluktan.

Abdullah

5 Haziran 2024 14:30

Sözde Aile bakanlığı aileyi dağıtmaktan başka bir iş yapmıyor. Kadem derseniz özal döneminin papatyaları gibi.İstanbul sözleşmesine ses çıkarmayanlar aile konusunda ne çözüm üretebilir. En iyi yaptıkları iş Dilipaka dava açmak oldu.

Abdullah

5 Haziran 2024 13:27

Yine hiç şaşirtmadınız esasında aile diye bir derdinizmi var yoksa Hükümeti Ak partiyi Reisinizi temize çıkarmak mıdır maksadınız bilemedik, birde yetmezmiş gibi aile bakanlığı "feminist kadın bakanlığı"ve Kadem "oda ultra feminist kadınlar" derneği ni aile sorunlarını çözmeyi öneriyorsunuz. Zaten sorunun kaynağı kendileri Aile bakanliği ve politikaları Kadem in vesayeti altında istanbul sözleşmesinin 6284 nolu kadının beyanı kanunu kırmızı cizgi, lgbt yandan ekli, süresiz nafaka anap ın papatyalarından akp nin papatyalarına miras , zina serbes 17 yaşında evlenmek dini yada resmi nikah yasak hatta sapık damgalı mahkumlar ve pisikalojik şiddet, ekonomik şiddet gibi akıl almaz suç tanımlamarı ata erkil toplum, feodal yapı, töre cinayetleri diye diye toplumsal cinsiyet adaleti! kavramları üzerinden yürütülen aleni feminist politikalar, örtülü lgbt ye kapı aralamaya kadar gelinen durumlar Sayın Hüseyin Öztürk bunlara ben 50 daha eklerim çok iyi biliyorumki siz 150 sini de bilirsiniz ama ailenin geldiği durumdan gerçekten memnun değilseniz ilk önçe Ak partiden sonra ak partinin kurduğu aile bakanlığından daha sonra ak partinin kadın kollarından ve en başta da bunların hepsini vesayeti altına tutan kadem den ve onların politikalarından rahatsız olaçaksın Aklamaya paklamaya hata kutsamaya kalkmayacaksınız. Bizi muhafazakar kesimi de bu işlerden bihaber sanmayaçaksınız aklımızla alay eder gibi örtbas hokus pokus yapmayacaksınız Partilerinizi derneklerinizi gazetelerinizi vazgecilmez yada alternatifsiz zannetmeyeceksiniz

K.g

5 Haziran 2024 12:01

Kadem'mi dediniz..istanbul sözleşmesini savunan yapidan ne beklenirki....

Zavallı

5 Haziran 2024 10:07

Değerli yazar, sanki ortada aile varmiş gibi yazmişsın.Istanbul sözleşmesi ailemi koydu ortada.Baba sanki sponsor.Baba para verecek bütun sorumluluklar ona ait olacak ama hiç bir söz sahibi olmayacak.Çocuklar evin efendisi anne baba kölesi.Eeee....suç bizim.Medya ,ist.sözlesmesi, içimizdeki mor çatıcı bir avuç azgın azınlık hep birlikte ailenin içine ettiler.Gençler evlenmez.Zina zaten serbest.Hayvani duygularını da zaten serbestçe yapıyorlar.Enayimi niye evlenipte sorumluluk alsinlarki.Sonra 3 çocuk deyin.Güldurmeyin adamı. Aile buyrun cenaze namazına.Veleddalin Amin.

İşte Gerçek

5 Haziran 2024 09:04

TV. Yayınları yapan firmaların gösterdiği ABD ve Avrupa devletlerinin AİLE FİLMLERİni izliyorum: Ailede belli bir yaştan sonra çocuklar evlerine ara sıra uğrayıp genelde ayrı evlerde kız ya da erkek arkadaşlarıyla yaşıyorlar. Bazı cinsel tecrübeler (hatta kürtaj) yaşadıkları arkadaşlarını da ebeveynleriyle tanıştırıp onların görüş ve fikirlerini alıyorlar. Kızlar (diyelim) tecrübe ettikleri 4 erkek arkadaşından hangisiyle evleneceği kararsızlığı içinde annelerine hatta babalarına danışıyorlar. Onlar da ‘’kızım 4 yakışıklıdan birisinde karar kılamadın mı’’diye çok kızıyorlar. Birini gözüne kestirip ‘Bekarlığa Veda’ partisi tecrübesini de yaparak evleniyor. Bu filmleri izlerken hep köyümde, kırdan gelen hayvanları karışık olarak avluya bıraktığımızda birbirlerine yaptıklarını ya da Sayın A. Maranki’nin anlattığı; ‘ahlakı bozulmuş zağarların sürüye verdiği zararları’ hatırlarım. Tabi ki laik, demokratik, özgürlük, eşitlik ve dahi ne ‘lik’ler içinde yaşayan ve ‘yarının teminatı olan’ gençlerimizin ve ailelerinin Allah yardımcısı olsun. (Ben bu filmleri ibret için izliyorum. Sizi de izlemek ve izletmek çıkmazına bırakıyorum.)

Muro

5 Haziran 2024 08:24

Megakent İstanbul’da yaşamak gittikçe zorlaşıyor. Dört kişilik bir aile için İstanbul’da yaşamanın maliyeti bir yılda yüzde 83.61 oranında artarak 61.523 liraya kadar çıktı. % 75 enflasyonla yoksullaşan dar gelirli yarı aç yarı tok yaşıyor. Mükellef bir sofrayı ve zengin bir hayatı ancak rüyasında görüyor.

Fazilet hissi

5 Haziran 2024 04:15

Kimse kusura bakmasın ama bizim aile bakanlığımızın adı kadın bakanlığı olmalıdır.Çünkü aile ile ilgili bir çalışmasını bilemiyoruz"Kadem" ise erkekleri ayı gibi gören feminist,bozguncu bir şer örgütüdür.Milletimizle,dindar hanımlarımızla asla uyuşmamaktadır.Ayrıcada bosanmada genellikle kadınlar tarafından çocuklar üzerine uygulanan ebeveyne yabancılaştırma sendromu konusunada artık girilmeli,insanlık dışı bu uygulama şikayetleri değerlendirilmelidir.

M.A

5 Haziran 2024 08:49

Maalesef Kadin özgürlüğü istihdamı vs entrikalar ile Aileyi bitirdiler. Evinde eşine çocuğuna fıtratı gereği görevini kölelik dediler Ekonomik özgürlük kadim istihdamı vs başka erkeklere hizmeti özgür kadin dediler Velhasıl bunu yapan ve destekleyenler dindar nesil istiyoruz diye diye kandirdilar Muslumanim ve İslami yaşamak istiyoruz diyenler İslamin yapma dediği herşeyi yaptılar ve kendini de alkışlattirdilar kime hizmet ettiklerini artık anlamayan ahmaktir.

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle