Ahlak enflasyonu aldı başını gidiyor
Artık günümüzde, “ahlak” kavramını dillendirmekten utanıyorum ama başka çıkar yol da bulamıyorum. Bu topraklarda kurulan medeniyetin temelini “vahiy kültürü” oluşturmaktadır. Bizim medeniyetimiz Kıble medeniyet merkezlidir.
Televizyon dizileri, internette yayınlanan her türlü sesli, görsel, yazılı malzemeler ile sosyal medya denilen kir ve psikolojik şiddet okyanusundan akan hücumlar, bile isteyerek vahiy ve kıble medeniyet inancına karşı kıyasıya bir savaş içerisinde.
Daha sözün burasında şöyle denilebilir. Çünkü bana birisi bu lafları etse şöyle derim:
-“Beyefendi dert belli, bunları sayıp dökmene gerek yok, sen çözümünü, çaresini söyle”!
-“Hımmm… Haklısınız! Lafla peynir gemisi yürümüyor değil mi? İyiliği kırk pazara götürmüşler alan olmamış, kötülüğü daha ilk pazarın girişinde kapmışlar.
Yeri geldi yine şiire sırt verelim. Âşık Ruhsati derman olsun diyeceklerime.
Bir vakte erdi ki bizim günümüz
Yiğit belli değil mert belli değil
Herkes yarasına derman arıyor
Deva belli değil dert belli değil.
•
Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın; Şeyh Edebalı’nın sıkça dile getirdiği bir sözü vardır, hepimizi biliriz. Devlet-i Aliyye’nin kurucusu der ki: “İnsanı yaşat devlet yaşasın”.
Bütün kalbimle inanıyorum ki, Cumhurbaşkanımız Erdoğan, “Türkiye Yüzyılının” ilk sırasına bu hususu aldı ve yetkililerinden icra beklemektedir.
Tabii sadece belli bakanlıklar yahut bağlı kuruluşlardan değil, devletimizin-milletimizin bekası adına özel yahut resmi bütün kuruluşlardan, gücü yeten kim varsa herkesten bekliyor.
Malum devletimiz ve milletimiz adına yüzyıldır yapılamayan bütün yatırımlar, ülkemizin her yanında görülmekte ve bilinmektedir.
Bu yatırımlar elbet ülkemizin ve milletimizin refahı, kalkınması, istikrarı için yapılmıştır. Yalnız bu kadar hızlı kalkınma neticesinde başta “aile kurumu” olmak üzere insani erdemlere dayalı büyük kayıplar yaşanmaktadır.
Bizim devletimizin bekası “aile müessesemizin” sağlamlığına bağlıdır. Şimdi artık yatırımların büyüğü insanın imarı ve ihyasına yapılmalıdır.
Tabii bu kayıpları Cumhurbaşkanımız Erdoğan’a ve hükümete yüklememek lazım. Seçimde CHP’lilerin ve ortaklarının aileye ve inançlarımıza dair taarruzlarını hep birlikte gördük. Müslim görüntüleriyle “LGBT’yi” savunanların şaşkınlığı hâlâ sürmekte. Geçelim.
•
Ezcümle:
İmkânım olsa, devletimizin her kurumunun kapısını çalıp; “Bugün insani erdemler üzerinde nasıl çalışmalar yaptınız ve neler yapmak üzere faaliyettesiniz” diye sorarım.
Başka ülkeleri bilmem ama bizim vatanımızın-devletimizin bekası, yukarıda sözünü ettiğimiz vahiy medeniyetine, kıble medeniyetine sahip çıkmamızla mümkündür.
Batı çok planlı bir şekilde muhalefet partileriyle, medyanın tüm araçlarını kullanarak aile müessesemize saldırısını sürdürmektedir.
Sadece medya değil, yerli ve yabancı menşeili bir kısım sivil toplum dernekleri veya platformları da medyada yer alarak tabii iyi paralarla akıtarak, sinsi sinsi evlere ve gençlere saldırmaktalar.
Hükümetimiz bu meselelerin farkındadır ve ne yapmaktadır görülmemektedir.







