--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Adının ve soyadının hakkını vererek veda etti

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk

Söze başlamadan önce Akif Emre kardeşimizin ruhu şerifine Fatiha istirham edelim.

“Gölgesinde otur amma
Yaprak senden incinmesin.
Temizlen de gir mezara
Toprak senden incinmesin”.
Abdurrahim Karakoç’un İncitme adlı şiirinden. Abdurrahman ağabeyin ruhu için de El-Fatiha.

……………

Akif Emre, adının hakkını ödeyen bir isimdi. Mehmet Akif gibiydi. Sözünü eğmeden bükmeden, anlayacaklara söyler, anlaşılmasını da beklemezdi. Kimseden medet ummazdı.

Gönül ve dil sultanı Yunus Emre yürekliydi. Merhamet ve şefkatinin derecesini kendisi de bilmez ve ölçemezdi. Allah rahmetiyle kuşatsın ve ailesine sabırlar ihsan eylesin.

Dünya Müslümanlarının unuttuğu Myanmar Müslümanlarından bizleri ilk haberdar eden oydu ve bu merhamet duygusu onu dünyanın öteki taraflarına götürmüştü.

Sadece Myanmar değildi elbet. Kudüs’ten Endülüs’e, Endülüs’ten Balkanlar’a kadar daha nice nerelerde bilinmeyen bize ait izler varsa bulmuş ve haberdar etmişti.

Hep yoldaydı, yolcuydu. Kervanın başında değil, ortasında olmayı yeğlerdi. Sessizce gözler, sessizce not alır, sessizce yaşar, duygularını kâğıda dökerken dünyadan kopar ve yazdıklarını yaşardı.

Yazar ve şöhret olmanın gölgesine hiç sığınmadı. Çünkü sığındığı bir hakikat vardı ve ona göre kendisine sunulan her nasibin sahibi Allah’tı.

Bu sebeple sadece Allah’a karşı emaneten taşıdığı can borcu vardı. Bu borcunu dün sabah saatlerinde, çalışma bürosundaki masasının başında teslim etti.

………………….

Rahmetli Abdurrahim Karakoç ağabeyimizin mısralarına döktüğü gibi, Hakk adına ve Hakk’ın yarattıklarına hürmetinin gereği kimseyi incittiğini sanmam.

İncinenler olduysa bile onlar da “insanlık halidir” diye itiraf edeceklerdir. Nefsini aklının önüne geçirmeyen kimseler, adil düşünerek hareket ederler çünkü.

Akif Emre onlardan birisiydi. Kimsenin etlisine sütlüsüne karışmayı sevmezdi. Herkesin verilecek bir hesabı olduğunu bildiği için kendi hesabıyla meşguldü.

“Temizlen de gir mezara

Toprak senden incinmesin”.

Dostları ve tanıyanları şahitlik edeceklerdir ki, toprak kendisinden incinmeyecektir. Vefatının ilk dakikalarında dostlarından işittiğim başsağlığı mesajları, toprağın ondan incinmeyeceğini gösteren şahitliklerdi.

…………………

Bir medeniyet işçisiydi. Tarihimizin içinde gizli kalmış yahut görülmemiş medeniyetimizin izlerini belgesellere ve kitaplara taşıdı.

Bir selam yolcusuydu. Gittiği yere selam götürüyor, geldiği yerden selam getiriyor ve gıyaben müminleri birbirleriyle tanıştırıyordu.

Ahiretle dünya arasında doğru köprüler kuran fikir ve düşünceler, onun için ekmekten aştan önemliydi.

Bilgelerimiz der ki; “Beynini doyuramayanların mideleri hep açtır ve doymazlar, dolayısıyla midelerini doldurmaktan beyinlerine sıra gelmez”.

Akif Emre böyleleriyle hiç birlikte olmadı. O hep insanların zihinleriyle, duygu ve düşünceleriyle ilgilendi. Mideci kimselerden uzak kaldı.

Dünyayı öteledi, ahireti önceledi. Zaten onu sevenler de hep bu özelliğinden dolayı sevdiler ve sahiplendiler. Rabbim mekânını cennet eylesin.

 

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle