ABD ve AB ülkeleri bizzat saldırsaydı
ABD ve AB ülkeleri bilfiil saldırsaydı bu kadar zarar verebilirler miydi?
Sanmıyorum. Dışarıdan saldırsalardı, içerideki taşeron askerleri kadar zarar veremezlerdi.
Her geçen gün nasıl bir felaketin ve facianın içerisinde fokur fokur kaynadığımız ortaya çıkmakta.
Meğer Suriye sınırının korunması tamamen FETÖ terör örgütünün tekelindeymiş. Kim bilir daha neler çıkacak.
Hakikaten Rabbim nefes nefes, memleketimizi ve milletimizi çok büyük afetlerden korumuş. Böylesine akıl almaz fecaatlere rağmen millet olarak güçlü imişiz onu gördük.
Özellikle son yüzyılda yaşadıklarımıza taş çıkartacak olan ülkemizi işgal kalkışmasını, dünyada hangi ülke yaşasaydı, devlet ve millet olmaktan çıkmışlardı.
Hamdolsun öyle bir toplumuz ki, mesele “millet- devlet” noktasına gelince, ayrılık-gayrılık ortadan kalkıp, bir anda “Tek Yürek” olabiliyoruz.
Bu hali 15 Temmuz gecesi bir kere daha yaşadık.
Mayamızda karılı bulunan ve satmadıkça, kiralamadıkça, kolay kolay yok edilemeyen “yerli ve milli” duruşumuz, bizi bir ve bütün yaptı.
¥
Aklıma gelmişken şu ayrıntıyı hatırlatmakta fayda var. İhanetin hiçbir sınırının olmadığını, üzerinde dura dura anlatmak lazım çünkü.
15 Temmuz gecesi Amerika’da gündüz saat 15 civarı, Türkiye’de ise gece tam 22.12’de yani darbe kalkışmasının en sıcak olduğu saatte, Büyük Şeytan ABD’nin Savunma Bakanlığı’ndan şu mesaj, FETÖ terör örgütü başta olmak üzere bütün dünyaya duyuruluyor:
“Erdoğan’ın uçağı İstanbul’a inemiyor ve Almanya’dan iltica talebinde bulunuluyor”. Bir de uçağın Adalar üzerinde olduğu ve TK numarası belirtiliyor.
Bu bilgi gizli falan değil. Yazıldı, konuşuldu. Sadece unutmayalım ve ihanetin kimlerle planlandığını görelim diye hatırlatıyorum.
¥
Habiller de yaşıyor, Kabiller de. Anlaşılan o ki, dünya durdukça da yaşayacak ve Habil ve Kabil mücadelesi sürecek.
İhsan Süreyya Sırma hoca, “Nasıl Sömürüldük” adlı eserinde bu konuda şöyle bir alıntıya yer verir.
“... Netice itibariyle, Kabil yaşıyor ve Allah’a imanı bir tarafa iterek, onu şahsi menfaatlerinin kurbanı ediyor.
Aynı şekilde babasını da bir tarafa iterek, kardeşini öldürerek, şahsi menfaatlerini elde ediyor. Kabil şahsi menfaatlerini elde etmek için her çareye başvuruyor”. Arife tarif gerekmez deyip geçelim.
¥
Yeni Türkiye’nin yeni yol haritasını görüyoruz. Birlik ve beraberliğimiz adına son derece umut verici büyük adımlar atılıyor.
Meğer fıtratımızda karılı bulunan “yerlilik ve millilik mayası”, öyle dışarıdan müdahalelerle; ekonomik, sosyal, siyasal ve kültürel ablukalarla kolay kolay yok edilemiyormuş.
Yerlilik ve millilik hususu üzerinde fazlaca durulmalı ve korunması için yaşatılması için azami ve gayreti elden bırakmamalıyız.
Bu anlayışın toplumumuzun hemen bütün kesimlerinde var olduğu ortada. Yeter ki, harekete geçirelim.







