--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

9. Avrasya İslam Şûrası

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk

Ortak sevdası “birlik” olanlar; bu coğrafyanın her bir köşesinde sessiz sedasız memleketine ve milletine olan bağlılıklarını, şehadetleriyle bayraklaştıranlardır.

Ortak sevdası “bütünlük” olanlar; vatan sathının her köyünde, kasabasında, şehrinde mezarlarıyla bekçilik yapanlardır.

Ortak sevdası “beraberlik” olan analarımız vardır. Evlatlarının ardından; önce vatana, millete, dine, sonra da yavrularına dua ederler.

Ortak sevdası “güven” olan babalar vardır. Öncelikleri devletin ve milletin güvenliğidir, sonra ailesi gelir ve onun için memleketine hizmet ederler.

Ortak sevdası “huzur” olan aileler vardır. Devletin ve milletin bekasına çalışır ve yükümlü olduklarını bilirler.

Bu ailelerimizin; asker, polis ve çeşitli şekillerde devlete hizmet eden evlatları vardır. Onlar da bilirler ki, “vatan-millet-bayrak-din” kendilerine emanettir.

Emanete hıyanetin, Allah’a hıyanetlik olduğu, daha çocuk yaşlarında öğretilir onlara. Bu sebeple emanete hıyanet etmezler ve bütün kutlu sevdalarına sahip çıkarlar.

Evet, yazıya devam ediyordum ki, Cumhurbaşkanımız Erdoğan, 9. Avrasya İslam Şûrası’nın açılışında konuşmaya başladı ve yazmaya ara verdim.

Biraz sonra Cumhurbaşkanı da konuşmasına ara verdi. Ara vermesinin sebebi, Dolmabahçe Camii’nden okunan öğle ezanıydı.

Ezanları susturan Cumhurbaşkanlarından (İnönü ve Necdet Sezer ezan susturmuştu) Cumhurbaşkanı Erdoğan ise ezan okununca sustu. Geçelim.

Ortak sevdası “dini-milli değerler” olanlara daha çok örnekler verecektim fakat hepsinin karşılığı Cumhurbaşkanımızda bulunduğu için 9. Avrasya İslam Şûrası’na döneyim.

Büyük bir samimiyetle şunu söylemeliyim. Yakın İslam tarihinde ve İslam ülkelerinin hiçbirisinde, böyle Müslüman bir Cumhurbaşkanı görülmedi. Allah ondan razı olsun.

Açılıştaki konuşmasını izleyenler ve dinleyenler olmuştur. Bugün de haberlerde var ama şu kadarını not etmeliyim.

“Mezhepçilik fitnesi, İslam dünyasına müdahalelere kapı açan diğer önemli bir husustur. Bugün Irak’ta, Suriye’de, Yemen’de, geçmişte Lübnan’da, hatta bir dönem Türkiye’de aynı oyun oynandı, oynanıyor.

Her fırsatta ifade ettim, bir kez daha tekrarlıyorum. Benim Sünnilik diye bir dinim yoktur, benim Şiilik diye bir dinim de yoktur, benim dinim, din-i mübin olan İslam’dır”.

Allah’ın lütfu olan Cumhurbaşkanından sonraki ikinci isim de Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez hocamızdır.

Allah’a binlerce şükürler olsun, Devlet ve millet olarak böylesine donanımlı cesur yürek bir başkan görmemiştik.

Muhterem başkandan da şu cümleleri paylaşayım:

“Dini istismar eden, insanları Rabbe değil, kendine kulluğa çağıran, aklını başkasına ipotek eden, kör taassubu dindarlık sanan, mezhebini, meşrebini din olarak görenler vardır.

Allah’ın dinini tanınmaz hale getiren ve dine karşı paralel din icat eden yapılarla mücadele, ancak ve ancak; bilgiyi hikmetle, vahyi akılla, aklı kalple birleştirerek; hem Kur’an’daki ayetleri hem de evrendeki ayetleri birlikte anlamakla mümkün olacaktır”.

 

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle