28 Şubatçılara Haklar Helal Edilmeli mi, Edilmemeli mi?
Başlıktaki soruya eminim ağırlıklı olarak “edilmemeli” denilecektir. Bence de “edilmemeli ve hatta kıyamete kadar unutulmamalı”.
Gerçi 28 Şubat mağduru milyonlarca insanımız haklarını helal etseler de Allah, hem bu dünyada hem ahirette hesap soracaktır.
“Sahi 28 Şubatçılar bugünlere bakarak, kendilerinde sokağa çıkacak bir yüz bulabiliyorlar mıdır”?
Bulsalar da bulmasalar da 28 Şubat’ın öncesine ve sonrasına emeği geçen herkesin halka ve ülkemize ihanetleri bin yıl unutulmamalı ve hafızalarda yaşamalıdır.
•
28 Şubatçıların en garabet (garabet olmayanı var ki) işlerinden birisi de bizim gazeteye 300 polisle baskın yapılmasıydı.
Kısaca hatırlayalım.
28 Ekim 1999 sabahı saat 9.30’da gazetenin etrafı kuşatıldı. Çevredeki binaların çatısına 5 tane keskin nişancı yerleştirildi. Kobralar dört bir tarafı çevirmişti.
Genel yayın yönetmeninden çaycısına kadar toplam 40 kişinin bulunduğu el kadar binaya, bir anda 300 polis baskın yapmıştı.
Arama ve tarama yapabilmek için binada hareket edecek yer kalmamıştı. Herkes kıpırdamadan duruyordu ve çünkü her yer polis doluydu.
Neyse polislerin bir kısmı dışarı çıkarılarak binanın içi biraz ferahlatıldı ve bütün odalar, masalar didik didik arandı.
Birkaç suç aleti bulmuşlardı. Vakit namazlarında mescide inemeyen arkadaşların, masalarının gözündeki seccadeleri bulmuşlardı!
Haklarını yemeyelim, içlerinde vatansever memurlarımız da vardı. Onlar da öğle ve ikindi namazlarını (saklıca) bu seccadelerde kıldılar.
•
Nihayet saat 16’ya doğru 5’i keskin nişancı, 4 kobralı, 300 polisli büyük baskın sona ermişti. Operasyonu planlayan en tepedekiler şaşkındı. Büyük hayallerle yaptırdıkları işgalleri ellerinde patlamıştı.
Baskından bomboş dönemezlerdi, suç üretmeleri ve birilerini almaları şarttı.
Yazı İşleri Müdürü olan Ali İhsan Karahasanoğlu ile genel yayın yönetmenimiz Mustafa Karahasanoğlu’nu gözaltına aldılar.
En azından iki gözaltı vardı ama suçları neydi? İşe yarar suç bulamayınca Ali İhsan Bey’i serbest bırakmak zorunda kaldılar.
Lakin Mustafa Karahasanoğlu öyle kolay kolay bırakılmamalıydı. Hemen postal yalayıcısı medyaya bir haber yolladılar.
“Mustafa Karahasanoğlu karşılıksız çek vermekten gözaltına alındı” denildi. Şeytanın pes ettiği o anda postal yalayıcıları bayram ettiler ama hakiki bir suç lazımdı.
Suç bulundu. Cuma Dergisi’nde yayınlanan, “Disiplinsiz subaylar yazısı sebebiyle ifade eksikliği var” denildi ve ifadesi alındıktan sonra serbest bırakıldı.
Velhasıl; yurtiçi ve dışında, 28 Şubat zalimliklerini yaşayanlar ve aileleri, bu güruha haklarını helal etmeliler mi? Asla!...
•
Neyse 28 Şubatçılara dair bir notla yazıyı noktalayalım.
Tarih 10 Mayıs 1999.
İstanbul Valisi Erol Çakır, Emniyet Müdürü Hasan Özdemir ve 1. Ordu Komutanı Org. Çevik Bir, medya patronu Aydın Doğan’ın Çamlıca’daki villasında dört saat görüştüler.







