21. Yüzyılda İslam’ın Dirilişi
Bu haftaki eserimiz, Timaş Yayınları’ndan çıkan Roger Garaudy’nun yazdığı, Cemal Aydın’ın tercüme ettiği, “21. Yüzyılda İslam’ın Dirilişi” isimli kitap.
Garaudy, “İslam’ın Dirilişi” derken elbette “Elhamdülillah Müslümanım” diyenlerin, İslam ile diri olmasını-kalmasını ve İslam’ı anlamasını kastediyor.
Garaudy kitabın girişinde okuyuculara şöyle sesleniyor:
“Şu hakikati bütün insanlığa, dünyanın kuzey yarımküresine de güney yarımküresine de duyurup anlatmamız lazım!
İslam, insanoğlunun ilk yaratılışından bugüne kadarki tek ve temel dindir! Bu gerçeği tam anlamıyla ve en ikna edici şekilde gezegenimizin her yerine duyurmamız, Müslümanlar olarak kaçınılmaz bir görevimizdir.
Bizler, bu ilk ve ebedi ‘Mesajı’, öncelikle en iyi şekilde yaşayıp temsil etmek ve dolayısıyla da bütün cihana ilan etmekle yükümlüyüz.
İslam’ın kendisinde, bugünün dünyasının muhtaç olduğu asıl mesaj özetlenmiş bulunuyor. İnsanlık bu mesajı benimsemediği takdirde mahvolacaktır.
Böyle bir yükümlülüğü yerine getirmek için bizler ne durumdayız ve ne yapmamız gerekir, öncelikle ona bakalım:
Biz Müslümanlar, içtihat kapısını kapatmakla kendi ufkumuzu kapattığımızın artık bilincine varmalıyız.
Hicret’ten dört asır sonra hiçbir zaman resmen ilan edilmeksizin uygulamaya konulan ‘içtihat kapısının kapanışı’ (ki bunu yapmaya İslam’da hiç kimsenin yetki ve salahiyeti yoktur!) sürekli düşünmeye ve araştırmaya davet eden Kur’an’dan kaynaklanmamıştır”.
Garaudy bu düşüncelerini aktardıktan sonra Kur’an’dan kaynaklanmayan içtihat kapısının kapanış sebeplerini kitabın anlatıyor.
•
Eserin muhtevasına dair kısa bir paylaşım yapalım:
“Sosyalizmin iflas ettiği, kapitalizmin de çöktüğü bu yüzyılımızda, insanlığı uçuruma yuvarlanmaktan kurtaracak tek çare, ilk insandan günümüze kadar gelen tek ve yegâne temel ilâhî din olan İslâm’ı yeniden şahlandırmaktır.
İslâm, doğuşunun hemen ardından, bir yüzyıl içinde Pirenelerden Himalayalara kadar şimşek hızıyla yayıldı.
Çünkü o ilk dönemde İslâm, karşılaştığı bütün halklara kucak açmış, bütün kültürleri bağrına basmış ve insanlar arasında adaleti tam anlamıyla sağlamıştı. O dönemin insanlığını bağnazlıklar, despotluklar ve zulümlerden kurtarmıştı.
Günümüzde de İslâm, tüm dünya halklarını aynı hedefe kilitlenmiş olarak yayılma, kucaklama ve kurtarma gücüne sahiptir.
Çünkü İslâm, yeryüzünde huzur, refah ve saadeti gerçekleştirebilecek yegâne ilâhî ve ebedî mesajdır.
Yeter ki İslâm, o ilk yüzyıldaki ruhuna ve canlılığına tekrar kavuşturulsun!
Yeter ki Müslümanlar, can çekişmekte olan Batı’yı taklit etmekten vazgeçsinler!
Yeter ki günümüz Müslümanları, bundan bin sene öncesinin dahi âlimlerinin kendi dönemleriyle ilgili çözümlerini değil de, onların her çağa cevap verebilecek yöntemlerini, metotlarını, usullerini benimsesinler!
Yeter ki Kur’an ve Hadisler, ölülerin gözleriyle değil de, dirilerin gözleriyle okunabilsin! İşte o zaman, bu ilk ve son ilâhî mesaj, insanları tekrar sahte mutluluklardan gerçek mutluluğa ve huzura kavuşturacaktır”.
Eser hakkında:
Timaş Yayınları 0212-511 24 24







