15 Temmuz Yeni Türkiye’nin doğumu sayılmalı
Kaba bir tabirle “Hanyayı da gördük, Konya’yı da. Münafıklıklarını dindarlık maskesiyle gizleyenleri de bunlara destek olan dinsizleri de gördük.
Maddi manevi epeyce bir kayba mal oldu ama hiç olmazsa; “vatansızlara” karşı, “vatanlıların” bir ve beraber olduğunu gördük.
Fikri, siyasi, kültürel ve sosyal bakımdan birbiriyle ters düşen kesimlerin; “vatan, bayrak, millet, devlet ve demokrasi” gibi ortak değerlerde buluştuğunu gördük.
15 Temmuz gecesinden bu tarafa yaşanan büyük birlik ve beraberliğin ne anlama geldiğini gördük. Dün de Yenikapı meydanında taçlandırıldı.
Yazıyı kaleme aldığımız sıralarda meydan zaten dolmuştu ve şehitlere vefasını, vatanına bekçiliğini haykıran milyonlarca insan yerini almıştı.
15 Temmuz, Yeni Türkiye’nin doğum tarihi sayılmalıdır.
Büyük şahlanış mitingi bitmeden yazıyı göndermek zorunda olduğumuz için haliyle meydandan detay yazamıyoruz ama umuyoruz ki, bugün gelinen birlik ve beraberlikten geri gidilmeyecektir.
•
Bu topraklar çok acılar yaşadı, savaşlardan çıkıldı, nice depremlerle, afetlerle karşılaşıldı, çok ihanetlere uğrandı, içeriden ve dışarıdan planlanan darbelerle yüzleşildi.
Yalnız milletin ekmeğini yiyen, devletin her türlü imkânından yararlanan iç düşmanların, böylesi büyük bir cinnet hali afetiyle hiç karşılaşmamıştı.
1683 Viyana bozgunundan bu yana, bütün bir Haçlı dünyası, 333 senede istediğine ancak kavuştu ama millet olarak defterleri bir daha dürüldü.
İsrail sermayeli, İngiliz planlı, Amerika askerli Haçlı dünyası, milletimizi diniyle vurmak için yıllardır mücadele etmesine rağmen, FETÖ terör örgütüne kadar hiçbir kesimi elde edememişti.
•
Toplum olarak bizim yumuşak karnımız dinimizdir. Bunu neredeyse beşiklerdeki bebeler de bilir.
FETÖ terör örgütü, halkımızın büyük kesimini aldatarak bu özelliğimizi iyi kullandı ve dinimizi de dini kökenli milli değerlerimizi mahvetti.
Allah’ın yardımıyla milletimiz de onları bir daha el içine çıkamayacak kadar rezil ve rüsvay etti. İnşaallah daha da edecektir.
Henüz devlete ve millete karşı kurdukları kumpasların yüzde 10’u ortaya çıkmıştır. Bu milletin ahfadı yaşadıkça bunların yaptığı ihanetler yakalarından düşmeyecektir.
•
Tarih ve milli değerler şuurumuzu daima canlı tutmalıyız. Tarihinin sürekliliğini kaybeden bir millet, her şeyini kaybetmeye mahkûmdur.
Hafızası parça parça kopmuş bir akıl hastası gibi geçmişimizle, hatıralarımızla ve benliğimizi oluşturan bütün varlık unsurlarımızla ilgimiz kesilecektir.
Teröre taşeronluk yapan ve hizmet eden FETÖ terör örgütünün yegâne gayesi; devletimizi ve milletimizi, Haçlı dünyanın kursağına lokma yapmaktır.
Eğer yüzde 50 bile başarılı olunsaydı, şimdi bağımsızlığımızı sonra da bütün milli şahsiyetimizi kaybetmiş olacaktık.
Tarihe şahitlik, hakikati kabulleniştir. Kendi köklerimiz üzerinde durabilmemiz, köklerimizden beslenebilmemiz, tarih ve coğrafya ülküsünden, bilgisinden ve şuurundan nasiplenmemiz, Yeni Türkiye’nin doğuşu olacaktır.







