İstanbul'un Fethi’nin perde arkası, Fâtih Sultân Mehmed Hân ve Timur

27 Mayıs 2019 Pazartesi

Timur, yerinden doğruldu kısa bir süre bağrışmaları dinledi.

Sesler çok güvendiği nöbetçilere aitti:

"Heyy kimsiniz?"

"Nedir sizin bu yaptığınız?"

"Bre densizler sizi. Hiç Koca Hân'ımız Timur'un Otağının üstüne halı çırpılır mı?"

Timur, merak etmişti dışarı çıktı sonra nöbetçilere seslendi.

"Neler oluyor orada?"

Nöbetçiler yakaladıkları üç tane dervişle birlikte az ileride bekleyen Timur'un huzuruna çıktılar.

"Efendim bu densizler sizin otağınızın üzerine halı çırpıyorlardı yakaladık."

Timur hiddetli bir şekilde bağırdı.

"Kimsiniz siz?"

Mahcup gözlerini yere dikmiş edepli bir şekilde duran dervişlerden biri utanarak cevapladı.

"Efendim biz Şâh-ı Nâkşibendi Hazretlerinin Dergâhının sofileriyiz. Dergâhın halılarını çırpıyorduk."

Timur, birden gevşedi. Kemiklerinin yağı erimişti. Yumuşak bir edayla,

"Şâh-ı Nâkşibendi Hazretlerinin Dergâhının halılarının tozu, başımızın tâcıdır" dedi.

Hediyelerle dervişleri uğurladı.

On gün sonra ise, toplanan ordusuyla küçük bir tepenin eteğine kurduğu otağını toplatıp batıya doğru yola çıktı.

Hedefinde Anadolu vardı.

Bu sırada Yıldırım Bâyezid Hân, yaptıkları sulhu bozarak Şile topraklarına musallat olan Bizans'ı dördüncü kere muhasaraya başlamıştı ki tarihler 1400'ün baharını gösteriyordu.

Bundan iki yıl önce 1398'de Atina'ya giren Sultân Bâyezid, Yunanistan ve Mora'nın Fethini tamamlamış ve Korint Körfezinde bir Türk Donanma üssü kurmuştu. Yine 25 Eylül 1396'da Niğbolu’da Avrupa'nın en büyük Haçlı Ordusunu (Fransa, Almanya, Macaristan, Avusturya, İngiltere Krallığı, İskoçya Krallığı, Eflak, Lehistan, eski İsviçre Konfederasyonu, Venedik Cumhuriyeti, Genova Cumhuriyeti, Bohemya, Rodos Şövalyeleri) dağıtmış, onları uzun süre kendine getiremeyeceği bir ders vermişti.

Ayrıca beyliklerin çoğunu ortadan kaldırarak Anadolu'da birliği sağlamıştı. Zamanın en büyük Âlimlerinden ve Mürşid-i Kâmil'i olan Şâh-ı Nâkşibendi Hazretlerini yetiştiren Hocası Emir Külâl Hazretlerinin oğlu Emir Sultân'la kızını evlendirmek suretiyle mânevî tasarrufâtına girmiş, Bursa'da başta Ulu Camii olmak üzere pek çok önemli eserler yaptırmıştı. Bâyezid, artık Bizans'ın düşmesini an meselesi olarak düşünüyordu.

Bizans imparatorlarına alelâde komutanlar gibi davranıyor, haysiyetlerini ayak altına alıyordu. Hiçbir güç ve kudret Bizans'ı Yıldırım Bâyezid'ın elinden kurtaramaz gibi gözüküyordu ve bütün Hristiyan dünyası da bunu kabullenmişlerdi.

Fakat böyle bir kuvvet vardı, mevcuttu, gelmesi mukadderdi. Çünkü Cenâb-ı Allah (c.c.) öyle istemişti. Evet, Allah'u Teâlâ, Bizans'ı düşürecek ve çağ kapatıp çağ açacak zâferi yaklaşık elli sene sonrası için Fâtih Sultân Mehmed Hân'a yazmıştı. Bu kesin ve mutlak yazgıyı kimse değiştiremezdi.

Evet, bu kuvvet, bu güç Çağatayoğulları'nın yerine Türk Hâkânlığı tahtına oturan Büyük Timur'du. Yüce Allah (c.c.) Yıldırım'ın üstüne Timur'u gönderiyordu, yoksa Fâtih Sultân'a yazılmış bir fetih için Yıldırım Bâyezid dördüncü kez muhasaraya aldığı Bizans'ı zorluyordu.

Bütün tedbirlerini almıştı.

Üstelik İstanbul Boğazında Göksu deresinin döküldüğü yerde Güzelcehisar'ı (Anadolu Hisarı) yaptırmış, Karadeniz'den gelecek yardım gemilerinin geçişini güçleştirmişti. Ana donanma üssü ise zaten Gelibolu'da ve Çanakkale Boğazına hakimdi.

Bütün bu hazırlıkları seyreden Bizans İmparatoru II. Manuel, yardım istemek için Avrupa'ya gitmiş, yerine vekâleten yeğeni VII. İonnes'i bırakmıştı.

Niğbolu'da hezimeti tatmış Avrupa devletlerinde umduğunu bulamamıştı. Başta IV. Henry olmak üzere kimseden destek görmeden dönmüş, bütün ümitlerini yitirmişti.

İstanbul'un düşmesinin an meselesi olduğu bu sırada Timur, Anadolu'ya girdi.

Anadolu'ya girişinde Timur'u, devletleri ellerinden alınmış olan Saruhanoğlu, Menteşoğlu, Germiyanoğlu ve Aydınoğlu karşıladı.

Timur'un torunu Sultân Muhammed Mirza, Kalayuz Bey'in savunduğu Kemah'ı 15 günlük muhasaradan sonra aldı.

Sivas'a yürüyüş başladı.

Sivas'ta bulunan Veliaht Şehzâde Süleyman, Timur'la meydan muharebesi yapacak askeri yoktu çekildi.

Malkoçoğlu Mustafa Bey dört bin askerle uzun süre direndi ama yenildi.

1400 ağustosta Timur Sivas'ı feci şekilde yağmaladı.

Bunun üzerine Yıldırım Kayseri'ye geldi. Bunu haber alan Timur, yoluna devam etmedi beklenenin aksine, geri döndü.

Malatya üzerinden Osmanlı topraklarını terk ederek Memluk topraklarına daldı. Antep, Halep, Hama'ya oradan da Şâm-ı Şerif’e girdi. Yezid'in türbesini yıktırdı, mezarını açtırıp kemiklerini yaktırdı. (Kerbelâ'da Hz. Hüseyin Efendimiz ve Ehl-i Beyt’i katleden iki komutanın ölümü  ateşte yanarak olduğu halde, Yezid'in sonu neden böyle olmadı diye merak ediliyordu. Çünkü Yezid 37 yaşında attan düşmüş ve boynu kırılarak ölmüştü.) Kasyun dağından getirttiği toprakla, boşalttırdığı mezarı doldurdu.

Bir müddet sonra Suriye'den çıktı. Mardin üzerinden Bağdat'a ve ardından Tebriz'e geldi. Oradan da kışlayacağı  Karabağ'a geçti.

Bâyezid 1401 ağustosunda Timur'un Anadolu'ya girerken aldığı Erzincan ve Kemah'ı yeniden topraklarına kattı. Fakat Timur tehlikesi henüz geçmemişti. Onun için dikkatlice Timur'u izlemeye aldı. Semerkand'a mı dönecek, yoksa Anadolu toprakları üzerinde hak iddia etmeye devam mı edecekti. Çünkü halletmesi gereken Bizans'la yarım kalan hesabı vardı.

Timur, 1402 başında şehzâdelerini ve bütün emirlerini topladığı Harb Divânında Anadolu'nun fethi fikrini ortaya attı. Oğulları dâhil kimse bu fikri tutmadı buna rağmen Allah'u Teâlâ'nın çizdiği kader gereği Timur yeniden Anadolu'ya girme kararını tek başına verdi. Türkistan'dan getirttiği yeni ve zinde kuvvetlerle Karabağ'dan hareket etti.

13 Martta Tebriz'e geldi.

Yalnız komutanları değil, ordusu da Haçlılara karşı sayısız zaferler kazanmış Osmanoğulları üzerine yürümekten nefret ediyordu.

Bir taraftan da Timur, Yıldırım'la sürekli mektuplaşıyor, elçilerin biri gidip diğeri geliyordu. İslâm Âlemini ve askerlerini savaşı Yıldırım'ın istediğine inandırmaya çalışıyordu.

Sivas'a yeniden yaklaştığında, Yıldırım'ın elçilerinin önünde ordusuna resmi geçit yaptırdı ve Yıldırım'dan şehzâdelerinden birini rehin olarak göndermesini istedi.

Yıldırım Bâyezid Hân, bu teklifi tabii olarak reddettiği gibi ordusuyla Tokat'a geldi. Timur önce Tokat'a yöneldi. Dünyanın en güçlü iki ordusu 70 km mesafeye kadar birbirlerine yaklaşmıştı ki Timur birden karar değiştirip Kayseri'ye yöneldi.

Oradan da Ankara'ya geçerek Ankara Sancak Beyini (Yakup Beyi) Ankara kalesinde muhasaraya başladı. Fakat  Yıldırım'ın üzerine geldiğini duyunca muhasarayı kaldırdı. Çubuk Ovasına indi.

Tokat'tan ilerleyerek Timur'u Kızılırmak kenarında yakalamak isteyen Yıldırım Timur'a yetişememiş, Ankara Kalesini kurtarmak içinde  zorunlu yürüyüş yapmış, Timur'un bütün civardaki su kaynaklarını zehirletmesinden dolayı da susuz kalmışlardı.

Bu şartlar altında iki ordu Çubuk'ta karşı karşıya geldi.

Savaş Başlıyor.

Osmanlı Ordusu'nun merkezinde Başkomutan Yıldırım Bâyezid Hân, Veziriâzâm Çandarlı-zâde Ali Paşa, Şehzâdeler Musa Çelebi, İsa Çelebi ve Mustafa Çelebi yer almıştı. Merkez ihtiyatında Karakoyunlular ile Kara Tatarlar vardı. Yeniçeri Ağası Hasan Ağa da birlikleriyle Yıldırım'ın yanındaydı.

Sağ cenahtaki Anadolu Birliklerinin başında Vezir Timurtaş Paşa, İhtiyat birliklerin başında Şehzâde Mehmed Çelebi bulunuyordu. Sol cenahtaki Rumeli Birliklerine ise Veliaht Şehzâde Süleyman-Şâh kumanda ediyordu. Yanında ise Vezir Hoca Firûz Paşa vardı. İhtiyat birlikleri 10 bin kişilik Sırplardan oluşmuş zırhlı yayalardı başlarında da Yıldırım'ın kayınbiraderi Stefan Lazaveriç vardı. Akıncı Kuvvetleri de Veliaht'ın emrine verilmişti.

Karşı tarafta ise, Timur'un olduğu merkez ikiye ayrılmıştı. Sağ taraftaki tümene, Timur'un ikinci oğlu Ömer Mirza, sol taraftakine Emir Celâl kumanda ediyordu.

Torunu Sultân Muhammed Mirza emrinde diğer torunları Pir Muhammed ve İskender Mirzalar olduğu halde Maverâünnehir zırhlı atlı tümenleriyle merkezin ihtiyatını oluşturuyordu. Askerlerden başka ihtiyatta filler de vardı. Çağatay Hânı Sultân Mahmud Hân da Timur'un yanında idi.

Timur'un üçüncü oğlu Miranşâh Mirza sağ cenah kumandanı, onun oğulları Ebubekir Mirza sağ cenah öncüsü, Emir Hüseyin sol cenah öncüsüydüler. Akkoyunlu Kara Yülük Osman Bey ve Emir Cihân Şâh'ın tümenleri sağ cenahın önünde yer almıştı ki bu tümenlerde Kafkasya, Azerbaycan, Irak ve Kürt askerleri vardı.

Sol cenahta ise Timur'un dördüncü oğlu (gelecekte büyük Türk Hakânı) Şâhruh Mirza vardı. Karamanoğlu, Aydınoğlu, Germiyanoğlu, Saruhanoğlu, Menteşoğlu ve Candaroğlu bu cenahta idiler.

28 Temmuz 1402  sabahı Osmanlı Sipahisi Yıldırım'ın emriyle öyle bir hücum yaptı ki, Timur'un ordusunun safları bozuldu. Bu saldırıyı bekleyen Timur, ihtiyatta bulunan zırhlı filler ve zırhlı süvariyi meydana sürdü. Fil görmemiş atlar ürkmüştü. Tam bir can pazarı yaşanırken, Osmanlı ordusundaki Kara Tatarlar aniden Timur'un tarafına geçip Osmanlı sipahisini arkadan oklamaya başladılar. Bunun üstüne Timur bütün gücüyle Osmanlı Ordusu'nun sol tarafına yüklendi ve sürmeye başladı. Tam bu sırada Osmanlı ordusunda yer alan Karaman, Germiyan, Menteşe, Aydın, Saruhan askerleri karşı tarafta eski beylerini görünce saf değiştirince Osmanlı Ordusu bozuldu.

Yıldırım alelacele bütün ihtiyatları savaş meydanına sürdü çetin başa baş mücadele yapılıyordu.

İkindiye doğru Veliaht Şehzâde Süleyman yakınındakilerin tavsiyesi üzerine, Çandarlı-zâde Ali Paşa ile birlikte Murad Paşa'yı, Subaşı İne Beyi ve Yeniçeri Ağası Hasan Ağa'yı maiyetleriyle yanına alarak Rumeli’ye gitmek için hızla savaş meydanını terketti.

Yıldırım Bâyezid'in mukavemeti o kadar şiddetliydi ki, Timur kaçanların peşine asker gönderemedi.

Sırp Prens Stefan ile kardeşi Vuk da askerleriyle kaçmıştı. Minnet Bey bizzat Yıldırım'ı uyararak, muharebenin bittiğini ancak kaçmak için vakit olduğunu söyledi.

Yıldırım bunu kabul etmedi şerefiyle ölmek istediğini haykırdı.

Güneş batarken, çevresini sarmış yetmiş bin Türkistan askerine karşı yanındaki üç bin kişiyle Çataltepe'de hâlâ vuruşuyordu.

Üç saattir mücâdele devam ederken, Yıldırım'ın atı tökezledi. Atıyla birlikte yere kapaklanan Yıldırım'ı Çağatay Hân'ı Sultân Mahmud bizzat esir aldı.

İslâm tarihinde, iki Müslüman ordu arasında yaşanmış en büyük meydan muharebesi bitmişti. Ve Yıldırım'ın Bizans'la olan hesabı da kapanmıştı.

Yıldırım Bâyezid Hânın 13 yıl, bir ay, sekiz günlük saltanatı sona erdiğinde, yaklaşık 51 sene sonra İstanbul'u fethederek Peygamber Efendimiz'in (s.av.) övgüsüne mazhar olacak olan Fâtih Sultân Mehmed Hân için mübârek "Fetih" süreci de başlamış oluyordu.

İstanbul'u fethederek İslâm diyarı yapan O mübârek Komutanı bir kez daha şükranla, minnetle, rahmetle anıyorum.

Feth-i Mübîn kutlu olsun.

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • Nur Zeynep BetülalpNur Zeynep Betülalp27 gün önce
    Ecdadımızın bazılarının hayatı hazin sonla...bazılarının da kutlu fetihlerle nihayetlense de; hepsinin niyeti, Sevgili Peygamberimizin yolu olan hak yolu olduğu için...Rabbim hepsinden razı olsun...Bizlere de şefaatlerine nail eylesin. Topal Timur, kendisine Allah tarafından verilen rolü yapsa da, şahsen hiç sevemedim. Ona rahmet göndermek içimden gelmiyor. Yıldırım Beyazıd Han'a her zaman üzülmüşümdür. Allah gani gani rahmet eylesin. İstanbul'umuz inşallah ebediyyen Türk ve islam yurdu olarak kalır. Bunun için de Rabbim hepimizi yaratılış ayarlarımıza uygun hayat sürmemizi nasip etsin inşallah...Sayın Yazar Bey, bu hayırlara vesile olduğunuz için her daim var olun...
  • Salim karabulutSalim karabulut29 gün önce
    Çok güzel bir anlatım olmuş kalemine yüreğine sağlık sevgili hocam
  • Celil yağmuroğluCelil yağmuroğlu29 gün önce
    Hocam Allah sizlerden razı olsun bu değerli bilgiler için çok önemli konuları aydınlattınız, Demek ki bu Savaş Allahın Fatiha müjdelediğiniİstanbulun Fethi burada Yıldırım Beyazıt hanın kusuru vardır Timur belli ki Beyazıt hana çok fırsatlar vermiş ama değerlendirmemiş bu da Takdir İlahi olarak kabul etmek gerek,,Timur aslında çok dindar biri olduğunu biliyoruz,, Ama iki kardeşi kar karşı gelmesi dahada acı,,Ama Türk Tarihinde en acısı iki Türkmen kardeş şavaşı, SultanYavuz Hanla ve Şah İsmail ile ÇALDIRAN Şavaşı bu Şavaşın öyle sahneleri var ki Vallahi billahi yazı bitene kadar ve hala 5 sene okumama rağmen göz yaşı döktüm iki taraf öyle vuruşuyorlar ki Sultan Yavuz Hanın gözleri yaşarıyor Ama yavuzun 5000 km getirdiği topları gürlüyor ve savaşı bitiriyor bunu da İLAHİ OLARAK KABUL ETMEK GEREK,,,,,,,,,Sayın hocam Timuru Irak,ta bizlere Barbar,,gaddar,,vahşi,,olarak okuttular ama bunu ben normal karşılıyorum çünkü Türkiyede bile Irak,tan farkı yok kibizler ,,,,,Ulu Hakanımız Abdulhamit Hanı hala Türk Tarih Kurumu eğer KİTABIN KAPAĞI,da DİKTATÖR ABDULHAMİTyazıyorsa Emperyalistlere niye kızıyoru,,,,Değerli hocam CALDIRAN savaşını daha detaylı anlatırsan Tarih meraklı arkadaşlarda okumalarını tavsiye ederim,,,,Sayın hocam Allah sizlerden razı olsun bu çok ama çok değerli bileğileri bizim için aktardığın için lütfen devamını bekliyoru,,,Ben Timuru nası bir dindar ve haksız yere zülüm yapan islamı doğru yola getirmek için hakım ve devlet adamlarına kızdığından dolayı Savaştığını ARAPLARAanlatacağım inşallah,,Allaha emanet olun,,Vesselam,,
  • Suer AtesSuer Ates1 ay önce
    Objejtif bir tarih bakisi..iste boyle yazarlara ihtiyacimiz var..Tesekkurler..
  • Yağmacı TimurYağmacı Timur1 ay önce
    Topal Timur, yağmacıdır; aynen halefi olduğu Cengiz ve ordusu Moğollar gibi. Anadoluya bir medeniyet inşa etmek için gelmemiş, yağmalayıp defolup gitmiştir. Osmanlıyı Anadoludan söküp atmak için Sırplarla işbirliği yapmıştır. Murad Hüdavendigara suikast yapan da yine bir Sırp' tır.
  • Asılsız Nakşibendî hikayeleriAsılsız Nakşibendî hikayeleri1 ay önce
    Sultan Abdülhamid Han' a hakaret edenin kafasını koparmaya kalkan salak tipler, aynı zamanda da; Abdülhamid' in ecdadı Yıldırım' ın Anadolu' dan kökünü kazımaya gelen Timur' un hayranıdırlar. İşte bu tip aptalların yaşadığı ülkenin adı Türkiye' dir.(Timur Osmanlıyı ortadan kaldırmış, Uzun Hasan ve Şah İsmaillerin önünü açmıştır, Timur tüm kurallarını Cengiz' den almış olan koyu bir Cengiz' cidir; iğrençlikte eşi ve benzeri yoktur, sima olarak onun tıpkı benzeri Kamer Genç' tir)

Günün Özeti