• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Sandıkçıoğlu
Ali Sandıkçıoğlu
..
TÜM YAZILARI

Seyyid ve Şerif kimlerdir?...

22 Temmuz 2023
A


Ali Sandıkçıoğlu İletişim: [email protected]

Değerli kardeşlerim, kısa bir süre önce Sayın Avukat Zeki Çalışkan Bey kendi sosyal medya hesabında bir hoca efendinin ses kaydını bir yazı ile birlikte internet ortamına attı. Bu hoca arkadaşımız; değil kendisinin, annesinin dahi doğumunu bildiğimiz, aslen Trabzon kökenli şu an Süleyman Efendi (KS) Hazretlerinin cemaatinin başına oturtulan genç bir zatı hem SEYYİD hem de ŞERİF olarak ilan etmiş, bunun üzerine çeşitli deliller getirerek ispata çalışmıştır. Zaten bir süre önce de Almanya’da hizmette iken gittiğim bazı şubelerde merhum Ahmet Denizolgun’un resmi üzerinde: “Ben hem seyyidim, hem de şerifim. Biz kimseden korkmayız” yazılı hocaların masaları üzerine konulmuş olan resimlerini görmüştüm. Bir taraftan Seyyid bir taraftan Şerif oldukları iddia ediliyor ve öyle de inananlar var. Bunlar ilmi delillere dayanmayan kuru ve yalan sözlerden ibarettir. Müritler uydurdukları kerametlerle nasıl şeyhlerini uçuruyorlarsa, bu Şeriflik ve Seyyidlik isnatları da aynen öyle bir şey. Bağlı oldukları cemaat liderlerine yaranmak, en azından bulunduğu koltuğunu korumak için ilmi olmayan nesep atfetmeleridir. Kısa süre önce geçirdiğimiz seçimde bir siyası parti başkanını hem hafızı Kur’an hem de Seyyid ve Şerif ilan etmemişler miydi?... ÖYLE İSE SEYYİD VE ŞERİF KİMLERE DENİR? Günümüz Türkiye’sinin birçok bölgesinin il ve ilçelerinde kendilerinin Seyyid ve Şerif olduğunu iddia eden insanlar göze çarpmaktadır. Oldukça hassas olan bu mevzuu yani kimler Seyyid, kimler Şerif olduğunu imkanlarımız ölçüsünde incelemeye çalışalım. Vaki olabilecek hata ve eksiklerimden dolayı şimdiden muhterem ilim erbabından özür dilerim. Niyetimiz sadece mevzuya açıklık getirmeye çalışmaktır, gerçekten Seyyid ve Şerif olanların tanınabilmesi için nelere dikkat edilmesi gerektiğinin izaha çalışmaktır, kimseyi hedef alarak yazılmamıştır. SEYYİD, sözlükte “efendi, bey, önder, sahip, faziletli kerim” gibi manalara gelir. Arapça asıllı bir kelime olup; çoğulu “saadat”tır. Seyyid terim olarak “şerefli, asil, soylu, onurlu, kutsal, mübarek” manasına gelir; ŞERİF, çoğulu “eşraf”. HEM SEYYİD HEM DE ŞERİF “Nesli pak-i Muhammediye’ye mensup olup, yüceltilmiş olan anlamında Hz. Peygamberin (SAS) Hz. Ali (RA) ile Hz. Fatıma’dan (RA) doğan torunlarıyla onların soyundan gelenler için unvan olarak kullanılmıştır. Hem baba hem de anne tarafından Hz. Ali (RA) soyundan gelenlere aynı zamanda “Seyydüs-saadat “denir (TDV İslam ansiklopedisi). Hz. Ali (RA) ve Hz. Fatıma (RA) doğan çocuklara Şerif ünvanı verildiği gibi, Hz. Ali (RA) diğer çocukları (Özellikle Havle bint Cafer isimli eşinden dünyaya gelen oğlu Muhammed b. Hanefiye’nin soyundan gelenler için de Ahmedi Yesevi örneğinde olduğu gibi Şerif unvanının kullanıldığı görülür. Ancak lV. (X) yüzyılın sonlarında ortaya çıkan genel anlayışa göre Seyyid ve Şerifin Hz. Hasan (RA) ve Hz. Hüseyin (RA) soyundan gelenlere tahsis edilmiştir. Bütün İslam ülkelerinde böyle kabul görmüştür. Kamus tercümesinde (1.1174) âlemlerin efendisi Peygamberimiz (SAS) unvanları arasında Seyyid kelimesinin kullanıldığı görülmektedir. “Seyyid-i kâinat, Seyyidü’l kevneyn, Seyyidis sakaleyn, Seyyidül enbiya-i mürselin, Seyyidül beşer, Seyydi nevi beşer, Seyyidüssaad” en meşhurlarından bazı kullanılan isimlerdi. Bunun dışında Hz. Hamza (RA) ve Hz. Hüseyin (RA) için de “Seyyidüşşeheda” unvanları kullanılmaktadır. Ayrıca Hz. Fatıma (RA) için de “Seyyidetü nisai ehlil cenne” unvanı ile meşhurdur. 358 (969) yılından sonra Hz. Hasan soyundan gelen Mekke emirlerine ŞERİF; Hz. Hüseyin (RA) soyundan gelen Medine emirlerine de SEYYİD unvanları verilmiştir. Seyyid ve Şeriflerin tespiti ve onlarla alakalı gereken hizmetleri ifa etmek üzere Nakib, Nakibul eşraf adı verilen vazifeliler tayın edilmiştir. Abbasiler zamanında kurulan Seyyid ve Şeriflerle alakalanacak bu müessese zamanla İslam dünyasının çeşitli bölgelerine yayılmıştır. Böylece de gerçek manada Seyyid ve Şerifler kayıt altına alınmaya başlamışlardır. Sahteden Seyyid ve Şerifim diyenlerin önleri kesilmiştir. Abbasi halifeleri Seyyid ve Şerifleri dönemlerinin siyasi şartlarına göre çok farkı davranmışlar. Abbasiler bunun yanında Hz. Peygamber Efendimiz (SAS) soyunun devam ettiren Hz. Ali (RA) ve Hz. Fatıma’nın (RA) soyunun devam ettirenlerin soy kütüklerinin tutmak için “Nakibul ensab” isimli bir görevli tayin ettiler. Uygulama yayılınca İslam ülkelerini her bölgesinde bu görevi üstlenecek görevliler tayın edildi. Kimlerin Seyyid, kimlerin Şerif olduğu titiz bir şekilde çok dikkatli kayıt altına alınmıştır. Mısırda İhşidler Seyyid ve Şeriflere çok büyük saygı ve hürmet gösterip onlara en üst mevkilerde yer verdiler. Mısır’da İhşidler tarafından başlatılan bu gelenek Fatımiler zamanında daha da gelişerek sürdü. Kendilerine Resulullah Efendimizin soyundan oldukları için büyük ihtimam gösterildi. BİR BAŞKA İZAHATLA: Mısır’daki Abbasi halifeleri zamanında Hazret-i Hasan’ın (RA) evladına ŞERİF denilerek beyaz sarık ile gezmelerine ve Hazret-i Hüseyin’in (RA) evlatlarına SEYYİD denilerek Yeşil sarık sarmaları uygun görüldü. Seyyid ve Şeriflere gereken maddi yardımlar yapıldı. Bu tarihten itibaren Seyyid ve Şerifler, hükümdar ve valilerden tahsisat ve yardım aldıkları için sahte Seyyid ve Şerifler türedi. 11. asırdan sonra Seyyid ve Şerifleri sıhhatli bir şekilde tayin etmek mümkün değildi. Fatımiler zamanında Seyyid ve Şerif olanlar çok büyük itibar gördüler. Yusuf Has Hacib tarafından XI. yüzyılın ikinci yarısında yazılmış olan Kutadgu Bilig’de (S.436) bir bölüm Seyyid ve Şeriflere ayrılmış, onlar Hz. Peygamberimizin (SAS) soyundan geldikleri için özel muamele yapılması ve bazı imtiyazların tanınmasını tavsiye etmiştir. Karahanlılar, Büyük Selçuklular, Harzemşahlar dönemlerinde de Seyyid ve Şeriflere büyük saygı gösterilmiş, itibar edilmiştir. Kendilerine hürmette hiçbir zaman kusur edilmemiştir. XI yüzyılda Anadolu’ya yerleşmeye başlayan Seyyid ve Şerifler XII. yüzyıldan itibaren sülaleleri oluşturmaya başladılar. Anadolu Selçukluları döneminde de Seyyid ve Şeriflerin kayıtları çok titiz ve ciddi bir şekilde tutulmaya başlandı. Kendilerine bazı haklar tanındı. Cengiz Han’dan sonra Moğol tahtına çıkan Ögeday Han zamanında (1229-1241) Buhara mollalarına, Seyyid ve Şeriflere diğer dinlerin din adamları gibi vergiden muafiyet hakkı tanıdı. İlhanlılar devrinde Seyyid ve Şeriflere özel ödenekler ayrılıp kendilerine ödemeler yapılmıştır. Altın Ordu devletinde özellikle Özbek Han zamanında (1313-1340) hükümdarlar ve ileri gelen devlet adamları Seyyid ve Şerifleri saraylarında korudular. Yıldırım Bayezid (802-1400) Seyyid ve Şeriflere son derce hürmetkar davranmış II. Bayezid zamanında ise aynı hürmet ve saygı devam ettirilmiş, Seyyid ve Şeriflerle alakalanmak üzere “Nakıbul eşraf” teşkilatı kurulmuştur. Devlet sona erinceye kadar bu teşkilat devam etmiştir. Osmanlı döneminde ise Seyyid ve Şeriflere çok çok daha büyük saygı, hürmet ve ayrıcalıklar tanındı. Osmanlı bürokrasisinde Seyyid ve Şeriflerin önemli yerleri vardı. Osmanoğullarında ilk kılıç kuşama Yıldırım Bayezid ile hükümdarlık sembolü olarak kendisi için kılıç kuşanma merasimi yapılan II. Murad bir Seyyid olan Emir Sultan’ın elinden kılıcını kuşanmıştır. Bu da Seyyid ve Şeriflere Osmanlıların ne kadar önem verdiklerini gösterir. Osmanlılarda ayan-ı vilayet adı verilen kurum içinde çok sayıda Seyyid ve Şerif bulunurdu. Seyyid ve Şerifler başta Anadolu olmak üzere dünyanın çeşitli bölgelerinin Müslümanlaşmalarında çok büyük rol oynamış emek ve hizmetleri geçmiştir. Görüldüğü gibi; ben Seyyidim veya ben Şerifim demekle seyyidlik ve şeriflik olmuyor. Asr-ı Saadet’ten bil tibar Seyyid ve Şeriflerin tabir caiz ise listeleri tutulmuş. İleride zuhur edebilecek sahtekârların önleri kapatılmıştır. Yazımı sonlandırırken Cenab-ı Hakk’tan bizi Kendisini sevdiği insanlarla beraber eylesin. Rabbim cümlemizin yardımcısı olsun. Cümleniz Mevla’ya emanet olunuz.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

I.B

Ağzınıza bir tekerlemeyi sakız etmiş herkese saldırıyırsunuz.Hani sizde İSLAMIN Hoşgörüsü siz güya ehli-takvasınız ,ehli-rabıtasınız güya zahiri müslümanlara kıyasla daha kamil daha olgun ve zarif çelebisiniz ama buradaki kabalıkları okuyunca sizde bu evsafdan zerre mikdar göremiyorum önce medeni olun insan olun beğenmesenizde fikre saygıyı öğrenin ey cühela gürûhu karşınızdaki zat hepinizden daha alim daha takva bir ömür hizmette tüketmiş bir Alimdir Atalarımız “ULULARA ULUYAN ULUTUR(DELİRİR)Demişler insan olun Adam olun imamı Rabbani evladı olmak kiiiimm siz kimmm

S.K.

Çok güzel aydınlatıcı bir yazı
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23