• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Sandıkçıoğlu
Ali Sandıkçıoğlu
..
TÜM YAZILARI
20 Şubat 2021

Korku, korkmak ve korkak

Değerli kardeşlerim, bu yazımda yazımın başına aldığım üç kelimeyi imkânlar ölçüsünde izah etmeye çalışacağım. Vaki olabilecek hatalarım için şimdiden ilim ehlinden özür dilerim.

Bilindiği gibi korku kelimesi dilimizde çok kullanılan kelimelerden bir tanesidir. Korku, “Bir tehlike veya tehlike düşüncesi karşısında duyulan kaygı, üzüntü” şeklinde tanımlanmaktadır. Korku, “Gerçek veya beklenen bir tehlike ile yoğun bir acı karşısında uyanan coşku ve beniz sararması, ağız kuruması, solunum ve kalp atışı hızlanması gibi belirtileri olan veya daha karmaşık fizyolojik değişmelerle kendini göstere duygu” anlamına da gelmektedir (TDK). Korkmak ise “Korku duymak, ürkmek, dehşete kapılmak, kaygı duymak, endişe etmek, çekinmek, sakınmak, saygı duymak, yapamamak, cesaret edememek” şeklinde tanımlanmaktadır (TDK). Korkak, “Çabuk korkuya kapılan, olmayacak şeylerden korkan, cesur olmayan kimse, ödlek” anlamına sahiptir (Kubbealtı Lugatı).

Konuyu biraz açacak olursak, korkaklık kelimesinin İslami kaynaklarda yaygın olarak karşılığı “cübn”dür (Cebanet). Tarifini; cesaret ve atılganlık gösterilmesi gereken durumlarda ileri atılmaktan korkup çekinmeye yol açan ruhi zaaf, akli selimin cesaretli olmayı gerektirdiği hallerde korku ve telaşa kapılma şeklinde özetlemek mümkündür (Kınalızade Ali Efendi, 1-66). Kur’an-ı Kerim’de “cübn” kelimesi yoktur. Ancak havf, haşyet, takva, işfak, vecel ve rehbet gibi kelimeler mevcuttur. Hz. Peygamber Efendimiz (SAS) bir hadisi şerifinde şöyle buyurmaktadır: “Allah’ım! Korkaklıktan, cimrilikten sana sığınırım. Erzeli ömürde başkasına muhtaç olunan ihtiyarlıktan sana sığınırım. Dünya fitnesinden sana sığınırım. Kabir fitnesinden sana sığınırım.” (Buhari Cihad, 25). Korkak insan, hayal, vehim ve zanların esiri olup her şeyden korkar. Bu korkaklık onu güvenilmez bir insan yapar. Korkak insanların can, mal ve namusları her zaman tehlike altında olur. Hz. Allah (CC) Kur’an-ı Kerim’de, “Eğer inanıyorsanız bilin ki asıl korkmanız gereken Allah’tır” buyurmaktadır (Tevbe, 13). Bir başka ayeti kerimede ise, “İnsanlardan korkmayın. Benden korkunuz” buyurmaktadır (Elmaide, 44). Bir Müslümanın Allah’ın (CC) yarattıklarından korkmaması kendisi için iyi bir özelliktir. Bunun gibi Cenabı Haktan korkmak ise bir Müslüman için çok büyük ve çok güzel bir özelliktir. Hz. Allah (CC) bir ayeti kerimesinde şöyle buyuruyor: “Allah’ın göndermiş olduklarını tebliğ edenler, Allah’tan korkarlar ve ondan başka kimseden korkmazlar. Allah hesap gören olarak yeter.” (Ahzab, 39).

Yavuz Sultan Selim şöyle der: “Cesaret insanı zafere, kararsızlık tehlikeye, korkaklık ölüme götürür.”. Necip Fazıl Kısakürek ise şöyle der: “İleri atılmakta şeref ve izzet, geri kalmakta ise ar ve zillet vardır.”. Konumuzla alakalı olarak Adolf Hitler de şöyle der: “Bir korkak adamın eline on tabanca verseniz o korkak gerektiği anda bir tanesini bile kullanamayacağı için tek kurşun bile atamaz. Dolayısıyla bu korkağın elindeki tabancalar yiğit birinin elindeki topuzdan daha az değerlidir.”. Bilindiği gibi insan nerede olursa olsun insandır. Cenabı Hak insanı eşrefi mahluk olarak yaratmıştır. Şayet bir insanın yaradılışında gerçek manada cesaret yoksa dünyanın en muhteşem elbisesini ve tacını giydirseniz o yine çıplak gibidir. Korkak insanlar anlaşılması en zor olan insanlardır. Onların çoklarının içleri bozuktur. Yüzünüze karşı her ne kadar evet efendim, size katılıyorum, çok haklısınız deseler de biraz sonra sizi tam arkanızdan hançerlerler. Şunu hiçbir zaman unutmayalım, hayat insanı yormaz. İnsanı insanlar yorar. Hayat bir topraktır kuyuyu insanlar kazar. Hz. ALİ (RA) şöyle der: “Haklı isen korkma! Hak seni korur.”.

İnsanları çalışmaktan alıkoyan, onları zillete sürükleyen acaba nedir? Şayet olayları sebeplere bağlayıp, gerçekleri görmek istersek karşımıza bütün hastalıkların başı ve bütün zaaflarımızın yegâne kaynağı olan şu hastalığı görürüz: “Korkaklık”. Korkaklık insanın durumuna uygun olmayan bir engele karşı direnme gücünü zayıflatan bir duygudur. Korkaklık zamanın şartları ve zorluklarının insanı aldatmak izin hazırladığı bir hiledir. Korkaklık; şeytanın, Allah’ın kullarını avlamak ve onun yolundan çevirmek için kullandığı bir ağdır. Peygamber Efendimiz Cenabı Hakk’a yaptığı bir duada şöyle diyor: “Yarabbi, şu dört insanın şerrinden sana sığınırım; cimri, korkak, pis, tembel.”. Cenabı Haktan korkanlara Hz. Allah (CC) iki cennet vaat ediyor (Rahman, 46). Alemlerin efendisi Peygamberimiz (SAS); mal kaybı, makam kaybı korkusu yerine, bizleri Allah korkusuna davet ediyor. “Bir müminin kalbinde korku ile ümit birlikte bulunursa muhakkak aziz ve celil olan Allah ona umduğunu verir, korktuğundan da emin kılar.” (Camiussağır, 3-3348). Bir hadisi kutside ise şöyle buyrulmaktadır: “İzzetim ve celalime yemin ederim ki, bir kuluma iki emniyeti ve iki korkuyu birden vermem. Kulum dünyada azabımdan emin olursa, kullarımı topladığım kıyamet gününde ona korku veririm. Kulum dünyada benden korkarsa kullarımı topladığım gün onu azabımdan emin kılarım.” (Camiussağır, 3-2896). Eflatun’un çok güzel bir sözü var: “Korkaklar hiçbir zaman zafer abideleri dikmemişlerdir.”. Bertrand Russell ise şöyle der: “Korku batıl inançların temel kaynağıdır. Zulmün de birçok kaynağından biridir. Korkuyu fethetmek bilgeliğin başlangıcıdır.”.

Korkaklık: “Müslümanın cihat etmesine, emri bil maruf ve nehyi anil münker; yani iyiliği emretme, kötülüğü yasaklama vazifesini getirmesine ve zalim sultan karşısında hakkı söylemesine engeldir. Kişinin asileri cezalandırmasına, mazlumlara yardım etmesine engeldir. Onun için Müslümana yakışmayan bir haslettir. Bunun içindir ki, Peygamber Efendimiz korkaklıktan her daim Cenabı Hakk’a sığınmıştır.” (Mişkatül Mesabih). Şunu kesinlikle ifade etmek isterim ki, çok şükür, Elhamdülillah tasavvufa, maneviyata ve tarikata inananlardanım. Yeryüzünde Allah’ın (CC) veli kulları her zaman vardır. Kur’an-ı Kerim’de Cenabı Hak o veli kullar için onlar için korku ve üzüntü yoktur buyurur. O bakımdan Allah (CC) dostlarına dil uzatmamız düşünülemez. Hiçbir şekilde de Allah rızası için, ihlas ve samimiyetle İslam dinine, şeriat ve sünneti resule hizmet edenleri hedef almam. Hepsini tebrik eder, hepsinden Allah (CC) razı olsun derim. İhlas ehline dil uzatmanın uygun olmadığını da bilirim (Ancak bugünkü dünyamızda dini cemaatlerin büyük bir kısmında eksen kayması, şeriattan uzaklaşma gözükmektedir. Bir cemaat lideri düşünün, kendinde iki peygamber gücü var olduğuna inanılıyor. Bununla da kalınmıyor o zatın her iki elinde kılıçlar var. Onun onayı olmadan cennete gidilemez gibi aslı olmayan, şeriata uymayan safsatalarına asla inanmam.). Bizim hedef aldıklarımız öyle veya böyle dini cemaatlere sızmış veya bir kısım güçler tarafından sızdırılmış istismarcı, sahtekâr ve hizmetleri şeriat dışına taşıyan insanlara karşıdır.

Kur’an-ı Kerim’inde Cenabı Hak bir kısım insanlar için şöyle buyurur: “İnsanlardan korkarlar, Allah (CC) hazretlerinden korkmazlar.”. İnsanlardan korkmayı birinci plana çıkartan bu sözde bazı tarikatçılar şöyle derler: “Bizim için merkezimiz önemlidir. Merkezimiz ne karar verirse ne emrederse odur. Biz o emirleri yerine getiririz” veya bir başka ifade ile: “Bizim için büyüğümüz(!) önemlidir. Bizler onun emri ile hareket ederiz. Ağabeylerimiz, büyüklerimiz, idarecilerimiz ne karar verirlerse biz onların emir ve kararlarını nazarı itibara alırız. Şayet büyüğümüz Çamlıca Camii için “mescidi dırar” diyor ve oraya gitmemizi yasaklıyorsa o emre uyar o mescide gitmeyiz. Her ne kadar Hz. Üstazımız (KS) Yeni Cami’de, Sultanahmet Camii’nde yaptığı sohbetlerde Ayasofya Camii’nin açılmasını istemiş ve dua etmiş olsa da bugün büyüğümüz(!) Ayasofya Camii’ni ziyarete gitmeyin, içinde vakit veya şükür namazı kılmayın diyorsa emri başımızın üstündedir, o emre uyar ve asla Ayasofya Camii’ni ziyarete gitmeyiz.”.

Özellikle zamanımızda din ve tarikat adına bir kısım korkak insanlar vardır ki, yaşları seksene, doksana gelmiş yine de bu şeriattan uzaklaşmalara, akılsızlıklara karşı tek kelime etmezler. “Halik’a isyan halinde mahluk’a itaat edilmez” düsturunu nedense unuturlar. Kendini sofu, tarikat ve tasavvuf ehli kabul eden benden çok yaşlı bir kısım insanların bir vesile ile neler düşündüklerini, bu şeriat dışı gidişatı nasıl karşıladıklarını öğrendim. İnanın hayret ettim. Ya bana yasak gelirse ne yaparım diyorlar. Allah’ın (CC) yasağından korkmuyorlar da ağabeylerinin koyacakları yasaktan korkuyorlar… Gerçekten hayret… Kimileri de ya cenazeme katılmazlarsa veya cenazeme katılma yasağı koyarlarsa ne olur diyorlar.

Pandemi sebebi ile binlerce insan az cemaatle defnediliyor. Ne kadar yazık ki, yılarca biz bu insanlara hazretimizin ilk talebeleri, ilk kuşak ağabeylerimiz diye hürmetler ettik, itaatler ettik. Emirlerini baş üstüne diyerek yerine getirmeye çalıştık. Meğerki ne de safmışız? Ne bilelim bunların bu kadar korkak insanlar olduklarını. Bir arkadaşım bana bir resim gönderdi. İsimleri mahfuz dört beş ak saçlı ağabeyler(!) sanki mumya gibi duruyorlardı. Gerçek manada itaat nedir, kime ve nasıl yapılır? Yeniden ancak dikkatlice okumalarını tavsiye ederim. Biliyorum bana kızacaklar, hakaret edecekler mutlaka olacaktır. Varsın olsun. Biz elimizden geldiği kadarı ile doğruyu ve hakkı savunmaya çalışıyoruz. Niyetimiz Allah (CC) rızasıdır. Korkak, samimi olmayan, karton insanlara değer verdik. Şimdi şeriat sarayı yıkılırken tek kelime bile edemiyorlar. Herkesin görebileceği bir şekilde aleni Ayasofya Camii’ne ziyarete bile gidemiyorlar. Gizli gizli gidenler az da olsa var. Korkak insandan ne şeyh olur ne de mürit. Sen gerçek ve hakiki imanı kalbine doldur, Allah’ın (CC) rahmetini, Resulullah Efendimizin şefaatini ve Allah dostlarının muhabbetini kazan, isterse cenazene kimse katılmasın. Yunus Emre ne güzel demiş:

“Bir garip öldü diyeler,

Üç günden sonra duyalar,

Soğuk su ile yuyalar,

Şöyle garip bencileyin.”

Merhum Necip Fazıl da şöyle diyor:

“Cenazemde olmasın çelengim top arabam.

Tabutumu taşısın dört tam inanmış adam.”

Günümüzde dün tam ehlisünnete uyan, yaşayan ve yaşatılması için gayretler gösteren bir kısım tarikat ve tasavvuf ehlinde şeriattan sapmalar vardır. Özellikle onların dün ağabey dediğimiz ak saçlılarından bir an önce bu eksen kaymasının, şeriat çizgisinden uzaklaşılmasının önüne geçilebilmesi için korkmadan Allah rızası için hiç zaman kaybetmeden harekete geçmelerini, Hakkı ve doğruları haykırmalarını bekliyoruz. Unutmayalım korkunun ecele faydası yoktur. Birkaç atasözü ile yazımızı noktalayalım:

- Korku içinde yaşayan asla hür değildir.

- Korku bütün erdemlerin önüne set çeker.

- Hiçbir şey korkudan daha korkunç değildir.

- Bir korkak bir orduyu bozar.

- Cesurun bakışı korkağın kılıcından daha keskindir.

Cümleniz Mevla’ya emanet olunuz.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

H Şevket İnce

Korku korkmak ve korkak yazınızı okudum güzelmi güzel zamanlama ve bu tür konularında işlenmesı zaaflarımız ve düzeltiilmesi lazım olanları korkmadan işlediniz Allah CC yardım etsın yüreğinize kaleminize amın
  • Yanıtla

Neco

Sandıkoğlu bize lütfen doğruyolu gösterin rehber gösterin rica ediyorum yazın buraya biz arayış içindeyiz ortada kaldık hemde korkmuyoruz.sizin onceki lideriniz erbakanın şimdiki liderinize söyledikleri kafamızı karıştırıyor.şimdiki lideriniz din güncellenmeli 13-14 asır önceki hükümler artık yetersizdir diyor.Biz Kuranı Kerimi hükümlerinin kıyamet anına kadar taze ve geçerli olduğuna inanıyoruz ne yapacağımızı şaşırdık.ayasofya veya camlıca camilerine sürekli gitsek fotoğraflar çeksek kurtulabilirmiyiz bu çıkmazdan,toplumun umurunda değil buraların açılması.niçin bu hale geldik acaba son bir hamle dini güncellesek daha dindar, ehli sünnete uyan bir topluluk olabilirmiyiz siz bu manada iktidara rehberlik yapabilirsiniz gayet donanımlısınız.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23