• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu
TÜM YAZILARI

Nerden nereye, Davutoğlu!

22 Ocak 2022
A


Ali Karahasanoğlu İletişim: [email protected]

Bu ülkede, sadece monşer kaynaklı isimlerin oturabildiği Dışişleri Bakanlığı koltuğu sana layık görüldü, siyasete girdiğinin daha ilk yıllarında tepeden inme bir kararla, o koltuğa oturdun..

Siyasi tarihe baktığınızda, belli gruplarla ilişkisi olmayan isimlerin oturtulmadığı, hele genç yaşlarda hiçbir isme verilmeyen Dışişleri Bakanlığı koltuğunda yıllarca oturdun..

Partinin mahalle teşkilatlarını dolaşmadan, ilçe teşkilatlarının başındaki isimleri, il teşkilatlarındaki yöneticilerin isimlerini tek tek ezbere bilmeden başbakanlık koltuğuna oturmanın mümkün olmadığı bir Türkiye’de, paraşütle Başbakanlık koltuğuna oturdun..

Olabilir, yönetim mekanizmasındaki isimlerle şu veya bu sebeple dört dörtlük bir uyum içinde çalışma imkanı oluşmayabilir..

Bu durum,üçüncü kişilerden de kaynaklanabilir, karşınızdakinden de kaynaklanabilir, bizzat kendinizden de kaynaklanabilir..

Hangi sebeble olursa olsun.

Böyle bir uyuşmazlık olduğunda. Zaten 6 yıl da Dışişleri Bakanlığı, 2 yıl da Başbakanlık koltuğuna oturmanın hatırına..

“Ben yapamıyorum” diyerek, kenara çekilmek yerine..

Ki, başlangıçta da, zaten bu sözlerle kenara çekildiğiniz halde..

Şimdi gelinen nokta nedir?

Gelinen nokta, neresidir?

Akit tv ekranlarına çıktığı gün, “Ben başbakanlık yapmış kişiyim, benimle böyle konuşamazsın” denilip, kendisinin başbakanlık yaptığı yılların hemen iki sene sonrasını, “28 Şubat’tan daha kötü” gibi göstermeye çalışması sonrasında, başörtü yasağını 28 Şubat sürecinde uygulayan CHP olduğunu ve onunla ittifakın ne anlama geldiğini sorduğumuzda, “Bunların benimle ne ilgisi var” diyebilen, hatta başörtü yasağının CHP’lilere değil, Doğu Perinçek’e sorulması gerektiğini söyleyebilen Ahmet Davutoğlu..

Kendisine boyu üzerinden ahlaksızca saldıran, “Stratejik derinlik” isimli kitabına atıf yaparak, Sözcü gazetesinde manşetten yapılan “Stratejik takoz” hakaretini unutan Ahmet Davutoğlu..

“Tek başına iktidar olmanın bütün gereklerini yaparak seçime gireceğiz. Şu veya bu partiye, ittifaka eklemlenmek için gelmedik biz” diyerek CHP ve İyi Parti ile ittifak yapacakları şeklindeki iddiaları reddederek, AK Parti’de makam bulamadıkları için ayrılanlarla siyasi partisini kuran Ahmet Davutoğlu..

Gele gele, bugünkü konumuna mı gelecekti?

Nedir, Ahmet Davutoğlu’nun bugünkü konumu?

Tek başına seçime giremeyeceği, Milli İttifak diye özetlenen dışardan HDP destekli, CHP+İyi Parti ittifakı ile seçime gireceği hemen hemen kesin..

Çünkü; “tek başına iktidar” diye çıktığı yolda, anket şirketleri kendisine % 1 oy bile zar zor verirken..

Sadece anket şirketlerinin tahminleri değil..

Bizzat kendisi de partisine bir şans tanımadığı için olsa gerek..

Bu ülkede 2 yıla yakın süre başbakanlık yapmış olmasına rağmen, gireceği seçimde kayda değer bir oy alamayacağını idrak etmiş olmalı ki.

Millet İttifakı’nda ittifakta, ucuza gitmemek, “özgül ağırlığı”nı ittifak üyelerine kabul ettirmek için..

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener ile birlikte önceki gün akşam yemeğinde bir araya gelmiş.

Konuşulan konu, net olarak açıklanmıyor.

Oysa akşam yemeğinde buluşan üç parti genel başkanı da, “Şeffaf yönetim” sözü ile meydanlara çıkıyorlar.

Siyasi iktidarı, şeffaf olmamakla suçluyorlar..

Kendilerinin çok daha şeffaf yönetim sergileyeceklerini iddia ediyorlar..

Ama 6 parti olarak bir araya gelip, parlamenter sisteme geçiş için yaptıkları görüşmelerin sonuçlandığını açıklamalarının üzerinden aylar geçmiş olmasına rağmen.

Hâlâ parlamenter sisteme geçiş için vardıklarını iddia ettikleri o uzlaşma metnini kamuoyu ile paylaşamadılar..

Hani şeffaf yönetim?

Hani şeffaf devlet yönetimi?

Hani, her şeyin, her atılan adımın, her mutabakatın millete aktarılacağı sözleri?

Bu ülkenin anayasa sisteminin değiştirilmesi hususunda, çok önemli bir mutabakata varıldığını iddia ediyorsunuz.

Ama mutabakat metnini, aylarca kamuoyuna açıklayamıyorsunuz.

Açıkladığınız, açıklayacağınız, “Cumhurbaşkanı iki defa seçilemeyecek”.

Söylediğiniz, söyleyeceğiniz, hepsi hepsi bu mu?

Solcusundan muhafazakarına, milliyetçi geçineninden dindarına, hatta etnik Kürt ırkçısından, etnik Türk ırkçısına kadar değişik partilerin bir araya gelerek vardıkları mutabakattan kamuoyuna aktaracağınız şey, hepsi hepsi bu mu?

Yine de, her şeye, hepsine eyvallah..

“6 değişik görüşten partinin bir araya gelip uzlaşma metni”nden ne çıkar ki deyip..

“Bambaşka siyasi çizgileri olan 6 partinin, hatta onlara dışardan destek veren bir başka parti bile var iken, onu dahi açıkça kabul edemedikleri bir ortamda, bunların oluşturdukları uzlaşma metni”nden ne bekleyebiliriz ki, deyip..

“Uzlaşma metni”ni açıklamalarını istemekten vazgeçelim..

Ama..

Üç liderin önceki akşam bir yemekte bir araya gelmesinin sebebi açıklanmaması üzerine, kulislerde “akşam yemeğinde üç genel başkan, yapılacak toplantılar ve görüşmelerde protokol kurallarının ne olacağını konuştular” bilgileri yayılınca..

“Yazık” dedim, kendi kendime..

İkinci kelimeyi edemedim.

Bu ülkede başbakanlık yapmış bir insanın.

Tek başına iktidarda olan bir partinin genel başkanı olarak 2 yıla yakın süre başbakanlık yapmış bir insanın. 

Başbakanlıktan istifa ettikten sonra da, iktidarda olan parti tarafından el üstünde tutulan, saygı gösterilen bir ismin geleceği nokta bu muydu?

Başbakan olduğu dönemde kendisine olmadık hakaretleri (buraya alıntılamak istemiyorum. Ama merak edenler, internette arayıp bulabilirler) yapan muhalefet liderleri ile oturup, “Yaşa göre mi protokol uygulayalım, devlette üstlenilen göreve göre mi protokol uygulayalım. İsim harf sırasına göre mi? Yoksa alınan oylara göre mi? Yoksa yoksa, partilerin kuruluş tarihine göre mi?” gibisinden bir konuşma yapmış olmalarını boşverin.

Böyle bir konuda görüşme yaptıklarına dair “iddia”ların ortaya atılmasını bile, “Yazık. Çok yazık”  diye yorumlamaktan başka bir nitelendirme bulamıyorum..

Protokol?

Protokol de ne ki abiler, ablalar??

Protokolde sen mi önce olacaksın, ben mi?

Bu da ne, muhteremler?

Gerçekten hayret ediyorum..

Dünyanın üç ayda % 35 zamlanan petrol fiyatlarını konuştuğu bir dönemde..

Enflasyonun e’sinin olmadığı ülkelerin iki haneli rakamları telaffuz ettikleri bir dönemde.

Ülkenin % 52 ile en çok teveccüh gösterilen ve hâlâ da en muhalif anket şirketinin tahmininde bile en çok oy alan partinin genel başkanını ülke yönetiminden uzaklaştırma, onu devirme yolunda.. “Listede ve duruş sırasında sen mi önde olacaksın, ben mi” tartışmasına girmelerini, hayretle izlemekten başka ne yapabilirim ki?

Ülkede her şeyin kötüye gittiğini söyleyenler, şimdi geldikleri noktada, “Ben mi fotorağda en önde çıkacağım, yoksa sen mi” kavgasına girmişler..

O üç ismin dışındaki diğer üç ismin, bu akşam yemeğine yönelik görüşlerini de aktarmadım.

“Biz neciyiz, kapının son mandalı mı?” uyarılarına hiç girmedim..

HDP’nin, “Bugün siz Millet İttifakı olarak bir iddia sahibi iseniz, bize güvenerek Cumhurbaşkanlığı seçiminde alternatif olma iddianızı dile getiriyorsanız. Size desteğimizi çektiğimiz an, altınızdaki sandalye de kayıp gitmiş olur” hatırlatmalarına hiç girmedik bile..

Bir de onlar, “Fotoğrafta şurada biz olmalıyız” dedikleri an..

Ülkeyi yönetmeyi boşverin.

Sorunları çözmeyi boşverin..

Bunlar arasındaki kavgayı durdurmak bile, başlı başına bir devasa sorun olacaktır.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Urfa

Eline diline sağlık ali kardeş bunlar derbe gecesi nerdeydi .

şüayıp

İnsanlar için en önemli olan güveni sağlamak,herkes bütün liderleri takip ediyor konuştuklarına göre notunu veriyor.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23