--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Yaz sıcaklığında özel gereksinimli (engelli) sporcu ve vatandaşların kıyafetleri

Ahmet Gülümseyen
Ahmet Gülümseyen
4

Yaz mevsimine bağlı olarak, yaz sıcaklığının iyiden iyiye hissedildiği şu günlerde, kılık-kıyafet gündem olmaya başladı. Bu sürecin önemli etkileşim-sürecini, özel gereksinimli (engelli) bireylerde oluşturmaktadır. Ülkemiz nüfusunun önemli bir kesimini (%12-13) oluşturan bireylerin, hayatın her alanında yer alması, gelişimin bir yansıması. Çocuk, genç ve her yaş grubundan özel gereksinimli (engelli) bireylerin sosyal hayatın içerisinde yer aldığı gerçeğiyle, yaz sıcaklarının üst seviyede kendi gösterdiği süreçle birlikte, konunun hassasiyeti göz önünde bulunduğumuzda spor ağırlıklı, geçmişte yazdığımız yazıların hassasiyetine istinaden, müsaadenizle bugün tekrardan paylaşmak istiyoruz. Hayırlara vesile olsun inşallah…

SORUMLULUĞU KALKAN 3 KİŞİ(!)

“Doğuştan veya sonradan bir uzvunu kaybetmiş veya tam olarak kullanamayan bireylerin, hayata uyumu ve kaliteli yaşaması için beden eğitimi ve spor önemli etken oynamaktadır. Sağlıklı kalmak ve sosyalleşme adına yapılan sportif faaliyetlerde Müslümanlığımızın gereği İslam’ın şartlarını yerine getirmek gibi sorumluluğumuz üstlenmemiz gerekmektedir. Bu faaliyetlere ayrılan zaman ve giyilen kıyafet gibi ayrıntılarda, inancımızı bize yüklediği sorumlukla hareket etmek gibi zorunluluğumuz var. Aksi bir durum ve harekette, dünya (fani) yaşamına bağlı olarak, ahiret (baki) hayatın tehlikeyle karşı karşıya kalınması söz konusu olunacaktır. Peygamber Efendimiz ‘Üç kişiden; uyanıncaya kadar uyuyandan, ergenlik çağına erinceye kadar çocuktan ve şifa buluncaya kadar zihinsel engelliden sorumluluk kaldırılmıştır’ buyuruyor. Ayet ve Hadis-i Şeriflerde, kadın veya erkeklerin edep yerlerini örtmeleri, harama bakmamalı, iffet ve namuslarını ve onlara sebep olacak durumlardan uzak durmaları söz konusu olmaktadır…

DİYANET’İN ALO-190 FETVA HATTI NE DER?

“Bugün Beden Eğitimi ve Spor ekseninde, ayrıcalıklı (engelli) bireylerin beden eğitimi ve sporun içerisinde yer aldığını görmekteyiz. Bu sürecin sağlıklı işletilmesi için, yapılan her türlü düşünce, hareket ve uygulamanın bedeni örtmek, her şeyden önce dini bir hükümlülüktür. İslam ölçüsünde olması önem taşımaktadır. Kılık-kıyafet, halkın kültür, gelenek, inanç ve yaşayış biçimi bize önemli bilgiler vermekte. İslam hukukçuları, Kur’an-ı Kerim’de tesettür ile ilgili yer alan setr-i avretin farz olduğu konusunda görüş belirtmişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Diyanet İşleri Başkanlığı Din işleri Yüksek Kurulunca düzenlenen 6. Din Şûrası programında yer alan açıklaması dikkatimizi çekiyor. Sayın Erdoğan; Şurâda, Asr-ı Saadet’ten bugüne kadar Müslümanlar da şura geleneğini ayakta tuttukları müddetçe başarıdan başarıya koştuklarını hatırlatarak ‘İstişare kültürünün terk edildiği dönemlerde ümmet olarak hep birlikte geriye düşüp mevzii kaybettiler’ sözleri önemli hatırlatıyor. Bu bağlamda, Diyanet İşleri Başkanlığının Engellilere Yönelik Manevi Danışmalık Hizmetleri Yönergesi dikkatimizi çekiyor. Tüm engelli bireylerin ve aileleri ile bu bağlamada toplumun tamamına yönelik çalışmaları kapsamaktadır. Tüm bunları siz değerli okuyucularımızla paylaşırken, yine bu satırlarda sorduğumuz ‘Bayan güreşine Alo-190 ne der?’ yazımız geldi aklımıza. Bu soru ve benzer sorulara cevap aramamızdaki gaye, inanç ve medeniyetin zafiyete uğramamasına yönelik katkı sağlamak. Engeli bulunan veya bulunmayan bireylerin giydikleri kıyafetten eğitmen ve eğitimine kadar (bayana bayan, erkeğe erkek eğitmen) gerekli hassasiyetin gösterilmesi gerekmektedir…

Gerçekleştirilen her bir çalışmanın Kur’an ve Sünnet ışığında olması zor olmadığı kadar, zorunlu olması gerekliliği var. Bu konulara nasıl ki yazılarımızda değiniyoruz, görev ve sorumluk yüklenenlerin de aynı hassasiyeti göstermeleri gerekmektedir…

ENGELLİ SPORCULARIN KIYAFET VE EĞİTMEN HASSASİYETİ

“Özel gereksinimli (engelli) bireylerin fiziksel sağlığı için yapacağı her türlü egzersiz ve sportif faaliyetler, İslam’ın şartlarına uygun yapılması, bedenin sıhhatli kalması kadar, manevi anlayış ve düşüncenin zinde (bozulmayacak) şekilde kalmasını sağlayacaktır. Diğer türlü ben ayrıcalıklı-özel (engelli) bireyim deyip, Kur’an-ı Kerim’in emirleri ve Peygamber Sünnetinden uzaklaşıldığı takdirde, toplumun en değerli yapı taşı olan insanımızın manevi çöküntüye sürükler ki, bu da geçmişte kavimlerin yok olmasının bir benzerini, içinde yer aldığımız çağda yaşamaya zemin hazırlamış oluruz. Bazen, önem saydığınız bir konuda yazdığınız yazılarda, hatırlatma ve sonuca gitme adına, tekrara düşeriz. 29 Eylül 2019 tarihinde ‘Engelli sporcuların kıyafet ve eğitmen hassasiyeti’ başlıklı yazımızda, engelli bireylerin beden eğitimi ve sportif faaliyetlerinde yer alan değerlerinin önemini, engellilerin spor faaliyetleriyle yakından ilgilenen değerli bir hocamızın düşünceleriyle yayınlamışız. Bugün aynı yazıyı tekrar hatırlatma gereği duymamız, konunun hassasiyetinden kaynaklanıyor. Dileriz, gerekli dersleri de çıkarır, bu konuyu sık sık gündeme getirme gereği de duymayız…

BAYANA ERKEK TAVŞAN ATLET (Mİ?)

“Müslüman olmamız, dinimizin gerekliliği ile özel gereksinimli (engelli) dikkat çektiğimiz kılık kıyafet ve eğitmen konularında duyarlı olup/olmadığımız bizzat yaşayarak gözlemlemekteyiz. Ne yazık ki, bu hassasiyeti düşündüğümüz kadar, sahada uygulanmadığını örnekleriyle görmekteyiz. Özel gereksinimli (engelli) bireylerin katıldığı Avrupa ve Dünya Şampiyonası, aynı şekilde Olimpiyat Oyunları sürecinde yapılan her yarışma ortamlarında yaşanan uygulamalarda görmekteyiz. Görme engelli bayan sporcuya erkek tavşan (yardımcı) atlet, özel (zihinsel engelli) sporculara yine erkek antrenörler dikkat çekmektedir. Aynı şekilde, özel (zihinsel engelli) ve diğer kadın sporcuların giydikleri kılık kıyafetler (ki zorunluluk değil) üzerinde düşülmesi gereken bir durum. Özel (engelli) sporcularımıza reva görülen bu uygulamalara, rıza gösterilecek bir tarafı bulunmamaktadır. Onlar üzerinde sporun fiziksel ve zihinsel yönden etkisi oldukça fazla, gerçeğine sözümüz yok elbette. Bizim itirazımız, bayan antrenör yok mu da erkek antrenör, kapalı kıyafet yok mu da açık saçık kıyafet! Veya görme engelli bayan sporcuya erkek tavşan (yardımcı) atlet. ‘Kaş yapayım derken, göz çıkarmak’ diye bir atasözümüz var. Şimdi siz bu süreci normal karşılarsanız, ileride oluşabilecek manevi çöküşün önünü nasıl alabilirsiniz. Bu uygulamaların sorumlularına soruyorum; ‘Hangi anlayışa hizmet ettiğinizin farkında değil misiniz veya işinize gelmediği için mi yanlış uygulamanızı düzeltme yoluna gitmiyorsunuz?..’

BEDEN EĞİTİMİ BÖLÜMÜNDEN MEZUN

BAYAN ANTRENÖRLERE HAKSIZLIK!

“Özel gereksinimli (engelli) bayan sporcuya erkek antrenör açısından düşündüğümüzde, ülkemizde 100’ün üzerinde Üniversitede Beden Eğitimi Bölümü var. Ve buralardan her yıl binlerce bayan antrenör ve sporcu mezun oluyor. Adı geçen organizasyonlarda, bayana bayan, erkeğe erkek antrenör veya görme engelli bayan atlete bayan tavşan atlet uygulaması daha makul olmaz mı! Bu uygulama, bayan sporcular kadar, bayan antrenörleri de memnun kılacaktır. Bir yandan kadın hakları, kadınların çalışma alanlarına istihdamı diyoruz, diğer yandan Üniversitelerin Beden Eğitimiyle ilgili bölümlerinden mezun olan konusunda uzman bayan eğitimcilere görev vermiyoruz! Tam bir çelişki! Nerede kaldı bunun hak ve adaleti! Nerede kadın savunucusu STK’lar. Sessizlik, kimin işine nasıl geliyor ise öyle hareket ediliyor, manasına geliyor. Yukarıda belirttiğimiz uygulamalar, iyi niyet taşımayan çelişkilerle dolu. Yazımızın girişinde değindiğimiz şekilde, biz yazmak ve yeri geldiğinde yazdıklarımızı bir kez daha hatırlatmaktan ne çekinir ne de usanırız. 29 Eylül 2019 tarihinde yine bu satırlarda yer alan ‘Engelli sporcuların kıyafet ve eğitmen hassasiyeti’ başlıklı yazımızı hatırlatırız. Bu tür konular düzelene kadar bizler yazmaktan usanmayacağımız gibi, dileriz sorumluluk sahibi ilgili ve yetkililerde gerekli hassasiyeti gösterir, bizler de onları takdir yazılarımızla alkışlarız!..

NEDEN BAYAN SPOCUYA BAYAN,

ERKEK SPORCUYA ERKEK ANTRENÖR?

“Üst düzey, diğer bir ifadeyle performans sporcularda eğitmenler suya girmezler. Program verdiğinde, programı yapabilirler. Fakat aynı durum yüzme eğitimine yeni başlayan engelli bireyler için geçerli değildir. Eğitimin ilk aşamasında, sudaki eğitimler önem taşımaktadır. Yüzmeyi hiç bilmeyen bir çocuğa mecbur dokunacaksın. O dokunma esnasında erkeğe erkek, kız çocuklarına ise bayan öğretmen olması, çocukların rahat hareket etmelerini sağlar. Ağır engeli bulunan bir sporcuya yüzme öğretirken vücuduna dokunmak zorundasınız. Çocuk da, ailede bu durumdan rahatsız olur. Çoğu engelli kız çocukları bu nedenle havuzlara gelmiyorlar. Engelli bayan antrenör, yok denecek kadar az. Ergenlik denilen dönemde, cinsiyetini yeni yeni keşfetmeye başlayan 12-13 yaşlarındaki bir kız çocuğu eğitim alıyorsa, özel durumlarını erkek antrenörüne söyleyemez. Ama bayan eğitmen olsa ona ‘Ben bugün hastayım suya giremeyeceğim’ şeklinde ifade edebilir. Her şeye karşı psikolojik hassasiyet söz konusu. Fiziksel değişimlerden dolayı içinde bulunduğu ve erkek antrenörüne anlatamadığı durumu, bayan antrenörüne ifade edebilir. Erkeklere erkek, bayanlara bayan antrenör olması daha iyi olur. Dünya da bu uygulamaya geçmeye çalışıyor…” 

 

 

 

 

Ahmet Gülümseyen Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle