--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Türkiye Yüzyılı’nda gençlik ve spor (3)

Ahmet Gülümseyen
Ahmet Gülümseyen
2

Ülkemiz spor politikalarının bir yazı dizisi olacak kadar önemli olduğunu, konuya ‘eğilim’ gösterdiğinde anlıyor insan. Sporun toplum üzerine etkisini görüp, sürecin takipçisi olduğunuzda daha iyi idrak etmekle kalmayıp, insanımızın özünü kaybetmemesi adına sporun kendi haline bırakılmaması gerektiği kanaatine varıyoruz. Kısacası; sporun daha fazla ‘hormonlaşmaması’ için, tehlikeli ‘virüslere-uygulamalara’ karşı önlem almak gerekmektedir. Dün ‘anormal’ denilene, bugün ‘normal’ etiketi vuruluyor. Sporcunun açık-seçik kıyafetleri, spor yapılan ortamın kızlı-erkekli karma seanslardan oluşması, kız çocuklarının erkek eğitmenler tarafından eğitilmesi, spor faaliyetleri üzerinden kumar oynanması gibi unsurlar. Halkın milli ve manevi değerlerini tahrip eden bu sürece seyirci kalındığına şahidiz, maalesef. Bu ‘çarpık’ sürecin önüne geçilmesi için, sporla uzaktan veya yakından ilgili olan herkese görev ve sorumluluk düşmekte. Spor aracılığıyla, inandığımız gibi yaşayamamanın bedelini yaşadığımız gibi inanmak, düşüncesinin uygulamaya geçirildiğini görüyoruz. Hal böyleyken diyoruz ki, spordaki bu ‘çarpık’ süreç, bari ‘Türkiye Yüzyılı’nda yaşanmasın. Gençlik ve Spor Bakanlığı başta olmak üzere, devletin ilgili ve yetkili kurumları, yerel yönetimler kanalıyla spor aracılığıyla ‘insanımız’ üzerindeki bu oyunun bozması gerekmektedir…

SPOR SALONLARINDAN SOKAKLARA 

Her defasında önemine dikkat çektiğimiz gibi, sporun insan üzerinde olumlu etki oluşturduğu kanaatindeyiz. Doktorlarımız bile, zorunluluk gerektirmediği sürece ilaç kullanmamızı, onun yerine, mutlaka ‘hareket’ ve ‘egzersiz’ yapmamız gerektiğini tavsiye ediyor. İşin içine yarışma ve performans girince, sporcuyu rekabet ve hırs basınca, aşırı motivasyona bağlı olarak aklıselim düşünebilmek zamanla devre dışı kalıyor. Rakibi yenmek ve kazanacağı ödül (para, madalya gibi), sportif başarıya giden her yol mübah olarak görülmeye başlanıyor. Çalışmak, kazanmak ve harcamak üçgeninde her şey normalmiş gibi gözüken bu durum, doğru yönetilmediğinde, yıkımı da beraberinde getiriyor. Etrafınızdaki insanların kılık-kıyafetlerine, bir de bu giyilen kılık kıyafetlerin dini inancımız ve milli değerlerimizle bağına bir bakın! ‘Bu çocuktur, bu gençtir bir şey olmaz, hevesini alsın’ söylemi, kişinin dini inanç ve milli değerlerinin, sonradan telafisi mümkün olmayacağı şekilde sarsıldığı, devamında ise yıkıma neden olduğunu görüyoruz. Düne kadar spor salonlarında giyilmesi eleştirilen kıyafetler, bugün sokaklarda giyilmeye başlandı, ne yazık ki. Ne gariptir ki bu toplum, manevi çöküntü olarak kendi sonunu kendisi hazırlama konusunda, bilinçli veya bilinçsiz, yoğun bir çaba içerisinde. Dediğimiz gibi spor yapmak herkesin hakkı, fakat işin içesine batı menşeili modern sporlar ve o branşın kuralları sokulduğunda, çocuk ve gençleri içerisine sürüklendiği ‘girdaptan’ kurtulmamız çok zor.  Başlanılan ve zamanla alışkanlığa dönüşen davranışlardan vazgeçilmeyi zorlaştırıyor. Sorunun çözümü, yetkililerin bu sürece farkına varması, geç olmadan gerekli önlemleri alması. Yetmez, çocuğunu spora gönderen ailelerin ise dikkatli, seçici olması… 

TÜRKİYE YÜZYILINDA SPOR YAPAN KESİM

Gençlik ve Spor Bakanlığı görevine atanan Osman Aşkın Bak, spor teşkilatlarında yönetici ve başkan olarak görev yaptığı için, bu yapı iyi biliyor. İkinci kez bu göreve layık görülen Bakanımızın, seçeceği yeni çalışma arkadaşları önemsiyoruz. Bayanların teşvik edildiği plaj güreşi, plaj hentbolu ve plaj voleybolu ve futbol, federasyonları tarafından günümüzde daha da yaygınlaştırılmaya çalışılıyor. Birleşmiş Milletler’in (BM) Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Savunucusu seçtiği A Milli Kadın Voleybol Takımı Baş Antrenörü Giovanni Guidetti’nin uzun yıllar Milli Takımda görev alması (2008 yılından bu yana Vakıfbank’ta başantrenörlük yapması), terörün sonlandırıldığı Şırnak’ta ‘çok sayıda tenis kortu’ kurulması ve bayanlarında katılım gösterdiği uluslararası yarışmalar düzenlenmesi, tesadüf olması mümkün değil! Yapılan bu çalışmalardan nasıl  ‘övünülebilir’, anlamakta güçlük çekiyoruz. Bu bir ‘oyun’ ise, altını çizerek söylüyoruz, daha fazla vakit kaybetmeden o oyun bo-zul-ma-lı. Sonra diyoruz ‘Saçının bir telini dahi göstermekten hayâ eden bir nesilden, Göbek çukurunu gösteren hayâsız bir nesle döndük!’ Gençlik ve Spor Bakanımız Sayın Bak’ın dediği gibi ‘Her çocuk sporcu olacak diye bir kural yok ancak her çocuk bir spor branşı ile tanışmalı.’ Türkiye Yüzyılındaki bu ‘tanışıklığın’ milli ve manevi değerlerimiz üzerine inşa edilmesi, sporda daha fazla ‘manevi’ çöküşün önüne geçilmesi, aydınlık yarınlarımız, Asımın Nesli’nin yetişmesi için önem taşımaktadır, vesselam…

Ahmet Gülümseyen Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle