Türk futbolunun ders konusu; Arda Güler
Gençlerbirliği’nde yetişen ve Fenerbahçe’de yıldızı parlayan Arda Güler, Real Madrid’e transfer oldu. Yıldız oyuncu için o kadar konu yazıldı ve söylendi ki. Hal böyle olunca da, yolu yetenek, çalışkanlık, siyaset, ekonomi, adına ne derseniz deyin, herkesin kendine ders çıkarması gereken bir sürecin son örneği Arda Güler transferi. Transfere sizin nereden baktığınız önem taşıyor, böylelikle payınıza düşeni alırsınız. Kim bilir, belki de gelecekte hayatları ‘belgesel’ olacak böyle bir süreçle ilgili, herkes kendisine göre bir kıssadan hisse çıkarabilir. Sadece Arda Güler transferiyle sınırlı olmayıp, yaşadıklarımızdan dersler çıkararak, geleceğe daha emin bir şekilde yol alan ‘kilometre taşlarını’ döşemiş oluruz. Geleceğin teminatı olarak görülen gençlerin yeteneklerinin ortaya çıkması kadar, karakter yapısının toplumun milli ve manevi değerlerini taşıyan, kendisine olduğu gibi ülkesine de yarar sağlayacak yeni Arda Gülerlerin yetişmesi, örneklerinin çoğaltılması gerekmektedir…
GENÇLERBİRLİĞİ’NDEN FENERBAHÇE’YE
Değerli arkadaşımız Hüseyin Avni Yücel der ki “Bir çocuk iyi bir sporcu olmak istiyorsa, annesi ve babasını iyi seçmelidir.” Tarihin her döneminde yıldız olabilecek oyuncular, bazen daha yıldızı parlamadan kaybolup gitmişlerdir. Bu süreç şans-kader-kısmet olarak adlandırılır. Kader-kısmet bile, gayret ve çabayı gerektirir. Arda Güler ismi önce Barcelona, ardından Real Madrid ile anılmaya başlayınca, Arda’nın başarısındaki süreç merak konusu olunca, takip edilen yol Gençlerbirliği çıkıyor. İsmi ‘futbol tüccarı’ olarak tarihe geçen rahmetli İlhan Cavcav’ın yönetiminde, Başkent ekibinde birçok sporcu yetişti, yetişmediyse bile Afrika kıtası başta olmak üzere, dünyanın birçok ülkesinden oyuncu transfer edildi. O futbolcular, astronomik rakamlarla İstanbul kulüplerine transfer edildi. O transferin son örneği Arda Güler. Dünün devamı niteliğinde, Gençlerbirliği’nin 15 yaşındaki futbolcuları Can Bartu Çığır, Yiğit Evin ve Utku Karakaya, Fenerbahçe’ye transferi için Ocak ayında anlaşmaya varılan isimler oldu. Hal böyle olunca da, ülkemizin en köklü kulübü Fenerbahçe’nin altyapıdan futbolcu yetiştirmek yerine (250-300 civarında spor okulu-her biri 100 öğrenci olsa 30 bin öğrenci-sporcu olur), hazırdan gelene ‘razı’ olunması, mantığıyla yol alındı. Bu transferden en büyük ders, ülkemizde yetenekli ‘futbolcu’ yetişmiyor anlayışının iflasıdır. Demek oluyor ki, istenildiğinde, çalışıldığında oluyormuş…
FENERBAHÇE VE ALİ KOÇ’UN KARNESİNDE NE VAR?
Arda Güler’in Real Madrid’e transferinin ardından, gözlere Fenerbahçe’ye çevrildi. Akıllara şu soru geliyor; ‘Fenerbahçe Arda Güler’i kadrosunda tutup, lig yarışını şampiyonlukla taçlandıramaz mıydı?’ Bu soru gayet ‘masumane’ bir soru. Soruyu yönelten aslında Ali Koç ve yönetiminin, lig şampiyonluğu veya Avrupa Kupalarında başarılı olmak gibi hesap içinde olmadığını biliyordur. Öyle olmasaydı, her sezon üzerine katarak devam eder, takım dokuz yıl gibi uzun bir süre şampiyonluğa hasret kalmazdı! Arda Güler’in transferinden elde edilen maddi ‘gelirin’, geldiği gibi gideceğinden emin olabilirsiniz. Bunu biz değil, yapılan transferler göstermektedir. Fransız asıllı Ganalı milli stoper Alexander Djiku’yu 3+1 yıllığına, Bosna Hersekli golcü Edin Dzeko’yla yıllık 4 milyon 200 bin avro ücret karşılığında 2 yıllığına, İngiliz futbolcu Ryan Kent ile 4 yıllık sözleşmesi boşuna değil. Futbolcu transferleri (devamı gelecek gibi gözüyor) yetmiyormuş gibi, bir Fenerbahçe’ye sportif direktör (Maria Branco) getiriyorsunuz. ‘Geçmiş, geleceğin aynasıdır’ der atalarımız. Bu demek oluyor ki, Real Madrid transferi Arda Güler için geleceğini, Fenerbahçe için ise günü kurtarma anlamından başka bir manaya gelmiyor.
HATAYSPOR ÜZERİNDEN SEÇİM YATIRIMI!
Yabancı hayranlığından uyanıp, yanı başımızdaki Arda Gülerleri göremiyoruz, görmek istemiyoruz, maalesef. Hatayspor’un yeni transferi Aburjania. Tüm bunları dillendirirken, mesaj kutumuza bir mail düştü, paylaşmak isteriz; “Muhtar arkadaşımı ziyarete gittim. Antakya’nın sağlam kalan tek mahallesi ama 5 gündür su yok. Su için kimle görüştüm ise olmuyor, dedi. Köye doğru gideyim derken, zeytinlikler arasında antrenman yapan güreşçileri gördüm. Toz, toprak içinde koşuyor çocuklar. Yazık, vallahi çok yazık. Her gün Hatayspor için yine yabancı transfer haberleri. Gazete ve basına lümpenler üzerinden Hatay’ın tehlikede olduğu algısını veren belediye başkanı ve ekibi ne yapıyor? Millet belediye hizmetlerinden mustarip. Sahada bir çöp arabası yok, duş almak lüks olmuş bu şehirde. Peki, amatör sporlar üzerinden duyar kasan belediye yetkililerin aklına, bu çocuklar ne zaman gelecek? Yoksa seçim öncesi genç (Z) kuşağının oyunu almak için yatırımı sadece Hatayspor üzerine mi yapılacak?..”







