Taraftarlar, İsrail vahşetini lanetlerken başkanlar neredeydi?..
Kulüp taraftarlığı sosyal sorumluk gerektirir! Bu sorumluluk insanlık yararına yapıldığında, önem ve anlam kazanır. Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş, Trabzonspor ve diğer takım taraftarları sel, deprem gibi doğal afetler de görev ve sorumluluk yüklenerek, milli birlik ve beraberliğin ne demek olduğuna göstermişlerdi. Farklı renklerin takım taraftarları, tribünde ezeli rekabet sergilerken, bu kez insani bir hareket, Filistin’e destek için sahaya indi. İşgalci-katliamcı İsrail’e lanet yağdırıldığı protestonun fişeğini bordo-mavili taraftarlarca ateşlendi, gösteriler soykırımcı İsrail’in İstanbul’daki binasına kadar sıçradı.
Bu protestolarda terörist İsrail’e lanet vardı. Bu toplu bir hareketti. İsrail konsolosluğuna kadar (konsolos bugüne kadar sınır dışı neden edilmediğini, anlamış değiliz) yürüyen taraftarların yaptığı protestonun mahiyeti, taraftar gruplarının adlarını tek tek yazmayı gerektirecek kadar anlamlıydı; Galatasaray-Ultraslan, Fenerbahçe-Genç Fenerbahçeliler, Beşiktaş-Çarşı, Trabzonspor-Gurbetçi Gençler, Bursaspor-Texas, Ankaragücü-Gece Kondu, Adana Demirspor-Şimşekler, Sakaryaspor-Tatangalar ve Kocaelispor-Hodri Meydan.
Yüreği insanlık adına bu kez Filistin için atan taraftar gruplarının İstanbul’da bir araya gelmeleri ve attıkları sloganlar kadar, yazılı açıklamaları o derecede anlamlıydı ki; “İsrail’in tüm dünyanın gözü önünde Filistin’de gerçekleştirdiği soykırım ve insanlık suçu, vicdanı olan herkesin sabrını taşırmıştır. Zaman Kudüs zamanı, gün direniş günüdür. Kudüs için, Aksa için ayaktayız. Kardeş Filistin halkının işgale karşı direnişini selamlıyor, dünyanın farklı ülkelerinde Filistin’e destek veren milyonları selamlıyoruz…”
Kulüp taraftarları, yaptığı soykırım-katliamdan dolayı Siyonist İsrail’i protesto ederken, herkesin gözü kulüp başkanları, yöneticiler ve teknik ekipleri aradı ama maalesef ortalarda gözükmediler. Liglerimizin önde gelen takım taraftarları bir araya gelip, Filistin’in yalnız olmadığı mesajını vermek için tek yürek – tek yumruk olurken, bu tarafların temsil eden ve ‘koca koca adamlar’ olarak adlandırılan ve kulüpleri ‘sözde’ yönetenleri, meydanlarda yoktu.
Ortaya çıkan tablo, bu nasıl bir anlayış ve duyarsızlık, tepkisi aldı. Futbolun insanlığı uyutma değil de, uyandırmak gibi anlamlı bir hal aldığı bir dönemde, yönetici ve teknik heyetin ortalarda gözükmemesi, anlaşılır gibi değildi! Hadi diyelim ülke futbolumuz değeri düştü, Filistin’de soykırım işleyen İsrail anlayışa karşı, vicdanların sesini dinleyerek, söyleyecek bir iki lafınız da mı olamazdı! Tüm bunları dillendirirken, kulüpleri yönetenleri birbirlerine sarfettikleri ‘sözlerden’ dolayı Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu’ndan (PFDK) aldıkları, sayısız cezaları hatırladık. Bu demek oluyor ki başkanlar yeri geldiğinde, ceza alacaklarını bile bile konuşabiliyorlar…
Hatırlayın, bordo-mavili taraflar, hafta sonu yapılacak protesto için teknik direktör Abdullah Avcı’yı da davet etmişlerdi. Hafta sonu geldiğinde futbolun bir oyun ve eğlence aracı olmaktan çıkıp, bu kadar değer-anlam kazandığı bir günde, Trabzon veya İstanbul’da taraftarlardan başka kimse yoktu sahada. Oysaki kulüp başkan ve teknik heyetleri, bu önemli buluşmada taraftarlarıyla bir araya gelip, ‘Filistin’e destek, İsrail’e lanet’ sloganıyla, önemli bir görev ve sorumluluğu yerine getirebilirlerdi, elbette! Onların yapmadığını, bordo mavili taraftarların düzenlediği protestoya katılan Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç Beyefendiler yaptı. Başkan Genç, Filistin halkının savaşın ötesinde artık hukuki tanımla bir soykırımla karşı karşıya olduğunu söyleyerek, tepkisini ortaya koyup, insani görevini yerine getirmişti. Bir kez daha gördük ve anladık ki; ülke olarak, katliam protestosunda taraftarını yalnız bırakarak soykırımcı İsrail’e duyarsız kalan Başkanlara değil, Ortahisar Belediye Başkanı gibi duyarlı yöneticilere ihtiyaç var…







