--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Sporda şiddet kimin eseri?

Ahmet Gülümseyen
Ahmet Gülümseyen

Arzu ederseniz bugünkü yazımıza soruyla başlayalım: “Siz halen sporu bir oyun, futbolu da bu oyunun bir parçası olarak mı düşünüyorsunuz?” Eğer oyun diyorsanız, kimyası bozulmuş bu oyunun arenasına (statlara) bakar mısınız... Bıçaklanma, ölüm, ırkçılık vs. vs.
Yine klasik edebiyatlar: “Bu oyunun senaristleri (sorumlular) kimler?” Bu yaklaşımlar yıllardır aynı; değişen sadece zaman ve bu zaman içerisinde vahim boyutlara ulaşan yönetici, taraftar, futbolcu kimlikleri(!)
Galatasaray Kulübü Başkanı Ünal Aysal açıklama yapıyor: “Yaşananlardan utanıyorum.” Sadece başkan değil hepimiz bu kara tablo karşında utanıyoruz. Peki, ayıplamak, utanmak, tek başına yeterli oluyor mu?
Hafta sonu sezonun son derbisini izledik.Rakip takım taraftarları taşkınlık yapar diye, Galatasaray seyircisi Kadıköy’e alınmadı.Bu kez taraftarın fanatikliği değil, oyuncuların yaptığı çılgınlıklar konuşuluyor.
Volkan ve Sabri’nin, kozlarını paylaşmak için Şükrü Saracoğlu Stadı’nı seçmesi, Fenerbahçe’nin Portekizli oyuncusu Raul Meireles’in, Galatasaray maçının son dakikalarında yaptığı sportmenlik dışı hareketler...
Ne oldu şimdi? Volkan’ı Fenerbahçe, Sabri’yi de Galatasaray taraftarının gözünde kahraman mı yapalım? Ki böyle oldu çıktı. Aksini düşünüyor olabilirsiniz ama, kulüplerin aynı düşüncede olmadığını, oyuncularına ceza vermemesinden çok net olarak görmekteyiz.
Devamında, “Suçluyu bulalım ve cezalandıralım” diyoruz. İşte onu yapmadığımız için, şiddet sporun yapıldığı arenanın dışına taşarak, kan akıp insanlar ölüyor.
Eğri otursak da doğru konuştuğumuzda, derbi maçında hepimizin aklına şu soru mutlaka gelmiştir: “Bizim oyuncu neden rakip oyuncuyu bir yumrukla yere sermedi?” Söyleyin, her iki takımın hangi taraftarı bu düşünceye kapılmadı? Öyleyse bu çirkin oyuna şahitlik eden herkes, arzu edilmeyen senaryonun da birer figüranıdır.
Sporu kötü emellerine alet edenlerin planlı çalışmasının sonucudur yaşananlar. Bunların kim olduğunu sorduğumuzda, suçlunun kolay bulunmayacağı gözükse de, bu sorunun cevabını biz vermek zorunda kalıyoruz. Bu isimler futbolun muhataplarından başka kim olabilir ki?
2006 yılında Futbol Federasyonu’nun ‘Türkiye’de Futbol Algısı’ başlığı altındaki araştırmasını Vakit gazetesindeki köşe yazımıza taşımıştık. Yapılan araştırmada “Maça gidenler için futbol kelimesinin karşılığı ‘şiddet, kavga ve küfür’ ile özdeşleştiriliyor” deniliyordu.
Peki, o gün ile bugün arasında, çözüm adına ne değişmiş? Koca bir hiç... Öyleyse biz neyi, niçin tartışıyoruz? Hal öyle bir durum almış, benzer olaylar o kadar tekrarlanmış ki ‘temcit pilavının altı yanmak üzere’ diyebiliriz. Bunun muhakemesini ise kamu vicdanına (!) bırakalım.
 

Ahmet Gülümseyen Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle