Moral haftası
Lige verilene ‘Milli’ maç arasından sonra heyecan yeniden başladı. 27 haftanın geride kaldığı ve ortaya konan futboldan ziyade, heyecanın ‘Süper’ olduğu ligde, son 90 dakikanın önemi bu kez farklıydı. Maçların sonucu her ne kadar ligin ‘Şampiyonluk’ yarışı için değerli gözükse de haftanın asıl önem kazanan tarafı, Avrupa maçları öncesinde kazanılacak ‘moraldi’.
Peki bunda başarılı olundu mu? Galatasaray ve Fenerbahçe’nin aynı skorla, 2-0 galip ayrılmaları, temsilcilerimize Real Madrid ve Lazio ile oynayacakları zorlu karşılaşmalar öncesinde adeta ‘doping’ etkisi yaptı.
Neler yaşandı Ligin 27. haftasında. Şampiyonluk yarışı veren; İstanbul ekipleri kadar, kümede kalma ‘potasına’ yaklaşan Trabzonspor’un Antalya karşısında elde edeceği ‘sonuç’ merak konusuydu(!)
Galatasaray takımı İstanbul Büyükşehir Belediyespor maçına ‘fırtına’ gibi başladı. Futbol literatöründe ‘Kontrollü fırtına kazancı da berberinde getirir’ anlayışının adeta son örneği oldu, sarı-kırmızılı ekip.Sadece Galatasaray için değil, futbol anlayışımızda yerleşen ‘klasik’ bir yaklaşım daha vardı; ‘Bedenleri burada, kafaları Madrid’de’ diye. Maçın geneline bakıldığında, Aslan bu anlayışı yenerek, bölüm bölümde olsa, maçın genelinde üstünlüğü elinde bulunduran taraf olmayı başardı. 2-0 tamamlanan maçın genelinde yine usta ayaklar söz sahibi oldu. Drogba, Burak Yılmaz ve Sneijder’in kişisel becerileri, takımları açısından sonuçta da etkili oldu. Öyle ki asıl profesyonelliğin ‘takım olmanın’ şartlarını yerine getirmekle önem kazandığı günümüz futbolunda, Drogba ‘yıldızlaşmanın’ bireysellikten çıkarıp, ekip olmanın en güzel örneklerini bugüne kadar attığı gol ve yaptığı ‘asistlerle’ gösteriyor. Hep tartışılıyor yabancı sayısı; ben yine sözümün arkasındayım; yabancı sayısından daha çok, transfer edilen oyuncunun kalitesi önemli. Bunun en güzel örnekleri geçmişte Hagi, Alex, günümüzde ise Drogba yaşıyoruz. Oyuncu fazla ‘söze’ hacet bırakmıyor, sahada ‘futbolunu’ konuşturuyor adeta.
Oyuncu sakatlıklarına son haftalardaki performans düşüklüğü eklenince, İstanbul Büyükşehir Belediyespor açısından, Galatasaray maçından fazla bir beklenti içerisine girilmesi zaten ‘abartı’ olurdu. Kısacası, yarın oynanacak olan Real Madrid maçı öncesi Aslan istediği skor ve moral avantajını elde etmesi, bu maçta ‘öne çıkan’ taraftı. Peki Real Madrid maçı ne olur? Bu soruyu, takla attırıp size soralım (!). Şunu unutmamak gerek ki Galatasaray, özellikle son 10 yılda ‘başarı’ açısından gelinebilecek en iyi yerde. Tabii ki Real’in gücü belli. Temsilcimiz, her takım gibi iyi bir sonuç için sahaya çıkacaktır.Sonucu lehine çevirecek, ‘isimlere’ de sahip. Bizim kendi kendimize sorduğumuz soruyu, inanın İspanyollar da kendilerine sormakta. Öyle ise ‘eziklik’ ve ‘ürkeklik’ psikolojisine kapılmanın anlamı yok. Belki ‘klasik’ bir ifade olarak yorumlanacaktır ama şimdiden bize futbol adına ‘heyecan’ yaşattığı için ‘Tebrikler Galatasaray’ diyoruz.
Futbol ‘devlerinin’ yarıştığı konumda Galatasaray olduğu için yazımızı ağırlıklı olarak ona ayırdık. Fenerbahçe’yi de ‘yabana’ atmamak lazım. Kanarya rakibi Akhisar karşısında, skor olarak kazandı.Webo ve Musa Sow takım oyununa katkısı ve attıkları gollerle yine ön plandaydı. Sarı-lacivertli ekip her ne kadar maçı 2-0 kazansa da, ortaya koyduğu futbol Lazio maçı öncesi ‘skor’ kadar umut vermedi. Rakibi küçümsemek gibi olmasın ama Akhisar gibi bir takım karşısında (Avrupa maçı öncesine de denk geldiği için) Kanarya’nın daha iyi bir prova niteliği taşıyacak, tempolu ve arzulu bir futbol ortaya koyması gerekiyordu. Bu bir temenni ama dileriz bu övgü Lazio maçından sonra olur.
Ortaya konan futbolun kalitesi, beklenenin gerisinde kaldığı için Fenerbahçe- Akhisar Belediyespor maçından sonra konuşulan tek konu 37. dakikada Sow’un uzak mesafeden kaleye gönderdiği ve gol olarak değer kazanmadığı pozisyon. Maçın önüne geçen ‘top çizgiyi geçti mi geçmedi mi?’ tartışmasında, ‘şahin gözü’ konusunda karar veremeyen Platini’nin, bu pozisyondan sonra kulakları sanırım‘çok’ çınlamıştır. Fenerbahçe maçı kazanmasaydı, ne olurdu. O zaman UEFA Başkanın kulakları çınlamakla kalmaz, kızarırdı. Öyle ise kale arkasına hakem koymakla olmuyor ‘‘şahin gözü’ şart gözüküyor.
Sahi Trabzonspor’da neler oluyor? Antalya karşısında elde edilen 2-0’lık netice için ortak kanaat, Bordo-mavililere yakışmayan ‘futbol’, ama ihtiyaç duyulan ‘skorun’ camiaya büyük sevinç yaşanmasıydı. Kazanmanın‘devamı’, tüm Karadenizlilerin ortak temennisi.
Twitter:ahmetgulumseyen







