Milli Takım, Uğur Dündar’ın istifası, Aziz Yıldırım’ın çağrısı
A Milli Futbol Takımımızda yüzler gülüyor. Avrupa Şampiyonası Eleme Maçlarında Letonya’dan sonra Galler karşısında galip gelmesini bildik. Söz konusu ülke takımı, söz konusu futbolumuzun ‘milli’ mesele olunca, bize de birkaç kelam düşmeli, diye düşünüyoruz.Elde edilen ‘galibiyetlerle’ birlikte, yeni bir ‘beyaz’ sayfa açıldı gibi duruyor. Maç sonuçlarına göre, federasyon başkanından teknik direktörüne kadar, adeta ‘ilaç’ gibi geldi. ‘Milli takım çıktığı maçlardan yenilgiyle ayrılsaydı bugün bunları konuşmayacaktık’ tezi, söylediklerimizin ne manaya geldiğini açıklıyor olsa gerek. Sahada ter akıtan, tribün desteğini esirgemeyen o coşkulu taraftara teşekkür borcumuzu sunarken, futbolumuzdaki ‘eksikleri’ de görmek ve dillendirmek durumundayız. Ancak o vakit, futbol vasıtasıyla vaktin ‘boşa’ geçmesi, ülke ekonomik ‘kaybının’ önüne geçilmesine katkı sağlamış oluruz.
Ülkelerin FIFA Dünya sıralamasındaki yerine baktığımızda Türkiye 43’üncü, Letonya 148’inci, Galler ise bu sıralamada 117’inci sırada yer aldığını görüyoruz. Milli takımın galip gelmesine elbette ki seviniyoruz, ülke olarak futbolumuzun ‘yarınını’ da düşünmek durumdayız. Bunun için en canlı-bariz örnek, Milli takımımızın ‘kaynağını’ oluşturan kulüplerimiz. Ay-yıldızlı ekibimiz için bugün sahada mücadele eden isimlerin kaç tanesi kendi ülkesini, kaç tanesi yabancı ülkelerde forma giyiyor. Konuşulması, üzerinde düşünülmesi gereken önemli bir konu olsa gerek. Bu satırlarda daha önce de dile getirmiştik. Yurt dışında doğup büyüyen ve doğduğu ülkenin formasını giymek gibi bir seçeneği olmasına rağmen, bu seçimini ay-yıldızlı formasından yana kullanan oyuncularımız var. Ülke sıralamasında arzulanan yerde (43’üncü) olmamamıza rağmen, seçimini Türkiye’den yana kullanan futbolcularımız mevcut. Bu seçimlerinden dolayı, kendilerine bir kez daha çok teşekkür ediyoruz.
Ligimize bakıyoruz, yabancı oyuncu sayısı yine %60’ın üzerinde. Yabancı oyuncu statüsüne bakıyoruz, dünden bir farkı olmadığında, bu dağılım yarın da aynı. Bu sürece hovardaca gerçekleştirilen ‘yabancı’ oyuncu transferi eklenince, mali ‘fatura’ her geçen gün kabarıyor. Biz maçları hangi gözle izlenir; Antrenörün gözü teknik-taktik, seyirci topa odaklanır, başkan ve yönetimi ise skora, yani kazanıp kazanmaya odaklanır. Herkes sürece tek bir, futbol olarak isimlendirilen pencereden baksa da, odaklanma teknik-seyir-yönetim açısından farklı ‘konular’ üzerine. İşte bu kalıplardan uzaklaşıp, görülmesi gereken gerçekler üzerine eğilmek durumundayız. Futbolun yönetim şeklinde, ‘liyakat, ehliyet, sadakat’ süreci neden işlemez, hiç düşündük mü?
Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı (TFF) Başkanı Mehmet Büyükekşi, başkanlık seçimlerine ‘tek’ aday olarak giriyor. Kulüpler Birliği Vakfı’nın mevcut başkanı Ali Koç açıklama yapıyor; “TFF Başkanı adayımız Mehmet Büyükekşi”.. Bu açıklama, vakfa üye olan kulüplerin TFF Başkanı seçimlerinde birinci derece söz sahibi olduğunu gösteriyor. Ne gariptir ki, aynı başkan (Ali Koç) Türk futbolunun sorunlarını Anadolu Ajansına (AA) yansıdığı şekilde, şu başlıklar altında sıralıyor; “Birden çok adaylı seçim yapılmasının daha uygun olacağını düşünüyoruz.” “Hakem atamaları ve hakem performansı konusunda hepimizin şikayeti var.” “Türkiye Ligi’nin şampiyonluk geliri, EuroLeague’in altına düştü.” Destek-şikayet bir arada. Bu açıklamalar bize ‘Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu’ deyimini hatırlattı. Böylesine bir süreçte, TFF Başkanlığa aday olup, adaylıktan çekildiğini açıklayan Prof. Dr. Sebahattin Devecioğlu’nun ‘Kulüpler Birliğinin tutumu ve TFF Başkanının kulüpler üzerinde baskısı nedeniyle adaylıktan çekildiğini açıkladı’… (https://www.elaziginsesi.com) Akademisyen olan Sayın Devecioğlu’nun açıklamalarındaki detaylar, bir iki cümleyle geçiştirilecek gibi değil. İnşallah, kamuoyunun bilgilenmesi ve TFF yönetiminin dersler çıkarması açısından, daha sonraki yazılarımızda bu açıklamalara yer veririz. Fenerbahçe Kulübü ve Kulüpler Birliği Başkanı Ali Koç’un ‘Aday çıkarsa, genel kurula gideriz’ sözlerine, Fenerbahçe’nin eski bakanı Aziz Yıldırım’dan genel kurul çağrısı şeklinde, karşılık buldu. Sözcü yazarı Uğur Dündar’ın son kez (istifa etti) Yüksek Divan Kurulu Başkanlığı yaptığı toplantıda, Fenerbahçe’nin 31 Aralık itibariyle borcunun 7 milyar 686 milyon olarak açıklandı, haberiyle yazımızı tamamlayalım. Konu başlıklarının detayını, siz değerli okuyucularımız ve kamuoyuna bırakalım…







