--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Malatya konteyner kentte ‘kuş’, Filistin’de ‘bomba’ sesleri..

Ahmet Gülümseyen
Ahmet Gülümseyen
4

Malatya’da engelli bireyler konteyner yaşamını fırsata çeviriyor. 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremden bu yana Malatya’da konteynerde yaşamlarını sürdüren engelli bireyler ve aileleri birlikteliği fırsata çevirerek çeşitli etkinlikler yapıyorlar. Güvenlik açısından da son derece uygun olan konteyner yaşamında engelli bireyler gece geç saatlere kadar etkinlikler yaparak vakitlerini yararlı bir şekilde değerlendiriyorlar…

Malatya’da konteyner kentle ilgili düşüncelerini aldığımız İnönü Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Öğr. üyesi ve Engellilerde Beden Eğitimi ve Spor Eğitimi Bölüm Başkanı  Doç. Dr. Mehmet ILKIM, engelli bireylerin en büyük sıkıntısı sosyal açıdan sorun yaşamalarıdır, dedi. Mehmet Hocamızın gözlemlerinde önemli konu başlıkları yer alıyor; “Konteyner kentte bütün aileler ve engelli bireyleri bir arada olma fırsatı yaşıyorlar. Bu durum bireylerin daha çok sosyalleşmelerine vesile olurken, ailelerin yaşam memnuniyetlerine de olumlu katkı sağlaması fırsatını doğurmaktadır. Her birey doğası gereği hareketli bir yaşam sürdürmek zorundadır. Engelli bireylerin hareketli bir yaşama daha fazla ihtiyacı bulunmaktadır. Konteyner şartları uygun olduğundan dolayı hemen hemen haftanın 3 günü engelli bireyler uzman antrenörler kontrolünde fiziksel aktiviteler yapmaktadırlar... Kendi istekleriyle bir arada kalmak isteyen engelli bireylerin aileleri bu isteklerini dernekler üzerinden Valiliğe bildirdiler. Malatya Valiliği de bu isteğe sıcak bakarak aileleri aynı bölgede konteynerlerde bir araya getirdi. Özellikle Down sendromlu ve otizmli bireylerin olduğu yaşam kentte resmî kurumlar vasıtasıyla eğlenceli etkinlikler yapılmaktadır…”

KONTEYNER KENTTE ÇOCUK (KUŞ) SESLERİ

Değerli akademisyen Mehmet Ilkım hocamızın bizzat yaşayarak tecrübe ettiği ve bizlerle paylaştığı bu bilgiler çerçevesinde, çok yönlü projeler gerçekleştirilir. Burada en önemli benimsenmesi ve üzerinde çalışma yapılması gereken konu, özel gelişim veya normal gelişim gösteren çocukların serbest zamanlarının verimli geçirmelerini sağlamak. Diğer önem arz eden husus-ayrıntı ise akranlarıyla birlikte vakit geçirmeleri. Biz, çocuk sesini ‘kuş’ sesine benzetiyoruz. Malatya’daki konteyner kentte bu uygulama hayata geçirilmiş ve aileler bu durumdan oldukça memnun. Bu memnuniyetin temelinde, tarihten bize miras kalan ve bugün hakkını, maalesef ama maalesef veremediğimiz komşuluk hakkı gelmektedir. Hangi birimiz en son ne zaman komşusuna ziyarete bulunup, hal hatır faslından sonra, bir çayını ve kahvesini içmiştir. Bırakın özel gereksinimli, normal gelişim gösteren çocukların bile bu anlamlı komşuluk geleneğini devam etmekten acziyet yaşıyoruz. Olmayanı yaşadığınızda siz farklı, yapılmayanı yaptığınız da siz o vakit özelsiniz. Her defasında bir örnekten bahsederiz. Özel gelişim gösteren bir çocuğu olan komşumuzu hiç ziyaret ederek, ‘Komşum çocuğunuzu verin (bırakın gününü) birkaç saat bizde kalsın, çocuklarımla vakit geçirsin’ dediğimiz oldu mu, acaba! Evet, oldu diyenleri tebrik ederken, aklıma bile gelmedi şeklinde yaklaşımda bulunanları, biraz daha duyarlılığa davet ediyoruz…

YALNIZ OLMADIKLARI MESAJININ ÖNEMİ

Biz bu yazımızı yazdığımızda, 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depreminin üzerinden 8 ay gibi bir süre geçti. Bölge insanının her daim yanında olan devletimiz ve duyarlı sivil toplum kuruluşları. Bu kuruluşlar bölgeye yardımlarını ‘güvenilir’ bir şekilde ulaştırıyor. Bireysel olarak bizlerin de bu sürecin neresinde yer aldığımız önem taşımaktadır! Bir dönem bölgeye gidip, çocuklara yönelik sportif faaliyetlerde (hareket eğitimi ve oyun) gözlemlediğimiz en önemli olay, yalnız bölge insanının yanında olmak, o insanların yalnız olmadığını mesajını vermek bile, büyük önem taşıyor. Bu yazımızın çıkış sebebi-kaynağını da, bu düşünce oluşturdu. Sadece bir hafta içerisinde, Malatya konteyner kentte spor federasyonları aracılığıyla malzeme dağıtımı, karate ve curling faaliyetleri düzlendiğini görmekteyiz. Bu söylediğimiz sadece iki örnek. Bu süreçte ‘duyarlılığını’ ortaya koyan devletin ve özel sektörün duyarlı insanlara minnettarız. Sürecin en önemli ‘kırılma’ noktası, bizim bölgemizi unutmamız ve düşüncemizi harekete geçirmemiz…

KAYNAŞTIRMA EĞİTİMİ VE SPOR İSTANBUL ÖRNEĞİ

Kahramanmaraş depremi sonrası, Malatya’da konteynerde yaşananları anlatırken, özel gereksinimli çocukları, normal gelişim gösteren çocuklara yönelik etkinliklere dahil ederek, kaynaştırma grupları oluşturmak önem taşımaktadır. Böylelikle bedensel, zihinsel, duygusal ve sosyal özellikleriyle akranlarından farklı özellikler sergileyen özel çocukları da sürecin içerisine dahil edilmesi anlamına gelir. Akademik böyle bir bilginin, uygulama safhasında yer alan imkânı bulduk, elhamdülillah. 2015’ten 2019 yılı Haziran ayındaki Belediye seçimlerine kadar, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Spor İstanbul’da üstlendiğimiz Engelliler Koordinatörlük görevimizde, özel gereksinimli bireylerin birinci aşama eğitimi (buna yüzme, salon sporları dahil) aldıktan sonra, Türkiye nüfusunun engelli oranları göz önüne alınarak, normal seanslarda açmış olduğumuz %10 engelli seanslarına özel gereksinimli bireylerin yönlendirmesini gerçekleştirdik. Böyle bir sürecin en önemli yansıması, İBB bünyesinde yer alan hidroterapi havuzuna dahi ‘yüzemez’ diye alınmayan bir dönemden, 21 tesiste yüzme seansları açılan bir döneme gelinmesi, olarak kendini gösterdi, elhamdülillah. Bu kaynaştırma eğitimiyle özel gereksinimli bireylerin fiziksel ve ruhsal gelişimlerine katkı sağlanmasının yanı sıra, sosyal hayatın içinde yer alarak normal gelişim gösteren bireyler tarafından fark edilmeleri ve olası ön yargıların (buna bilgisizliğe bağlı cehalet denebilir) ortadan kalkmasına katkı sağladı…

FİLİSTİNLİ KARDEŞLERİMİZ İÇİN DUA…

İslam coğrafyasının önemli yerleşim yerlerinden birisi olan Filistin’de zulüm 1946’da başladı. İsrail’in Filistin’i işgali, yıl 2023 yılı olmuş, dünyanın gözü önünde halen devam ediyor. Bugünlerde ise işgalci-siyonist İsrail zulmüne karşı, Filistin devletinin meşru hareketini görmekteyiz. Bu saldırıları ‘kırmak’ ve ümmetin uyanışına vesile olması için Filistinli kardeşlerimizin haklı direnişi sürmektedir. Üstad Necip Fazıl ne diyor “Yahudiler mi dediniz? Onlar yumurtalarını pişirmek için, dünyayı ateşe vermekten çekinmeyen lanetlilerdir.” Bir şiirindeki dörtlükte ise şu ifadeler yer alıyor; “Yıkılasın İsrail enkazını gereyim! Sana ülke diyenin yüzüne tüküreyim.” Bölgede bir insanlık dramını yaşanıyor ve bu sürecin baş sorumlusu Yahudi İsrail’dir. Coğrafyanın tarihsel haritası aslında her şeyi ‘gözümüzün’ içine varana kadar yansıyor, bir de zulmü gönlümüz-vicdanımız anlayabilse. Tarihsel süreçte yaşananların bir tablosunu çıkarsınlar, İsrail zulmü altında kaç Filistinli kardeşimiz şehit düştü, insanlık suçunun işlendiği coğrafyada kaç Filistinli kardeşimiz dul, yetim veya sakat kaldı. Kudüs’ü de Mescid-i Aksa’yı da zulüm, işgal yeri haline getirdiler. Gazze, yıllardır Yahudi ablukası altında. Bugüne kadar, bunun hesabını İsrail’e ‘adamakıllı’ soran bir devleti, ben göremiyorum. Soran olsa da, tek başına bu yetmiyor, işgali durdurmak gerekiyor. Böyle günlerde, bireysel veya toplumsal, ülkemizde ve yurt dışında herkes safını ve yerini belli eder. Kutlama ve protesto, diğer bir ifadeyle yapılan açıklama ve mesajlardan kimin hangi kategoriye (hak veya batıl) yer aldığını anlarsınız. Bu ve benzer olaylar bizlerin uyanışına vesile olması duasıyla, Allah (cc) Filistinli kardeşlerimizin yardımcısı olsun. Ümmetin birlik ve beraberliğini daim eylesin AMİN…

Ahmet Gülümseyen Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle