--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Macaristan’ı yenmek zorundayız

Ahmet Gülümseyen
Ahmet Gülümseyen

Milliler bu akşam önemli bir maça, Macaristan karşısına çıkıyor. Deyim yerindeyse Top geldi, kalemize dayandı. Klasik bir ifade olacak ama 2014 Dünya Kupası yolunda ‘adeta’ tamam veya devam maçı.
Fenerbahçe ve Galatasaray’ın Avrupa’da yakaladığı ‘başarı’ ivmesini gördükten sonra, yıllarca Milli takımlar için dillendirmiş, tribünleri de ayağa kaldırmış nakaratı, bu akşam ki maçada uyarlamak istiyoruz; Bugün değil de ne zaman (!)
Gerçekten, bugün değil de ne zaman. Andorra karşılaşması öyle zamana denk geldi ki, grupta aranılan moral 2-0’lık galibiyetten sonra geldi. Macaristan ve Romanya ile berabere kalması, ne derler; Körün istediği bir göz, Allah verdi iki göz.
Şimdi, yani Macaristan karşılaşmasıyla ilgili (maçın önemini ifade etmek istiyorum),Türkiye Futbol Federasyonu, teknik heyet, futbolcular kısacası Türk Futbolu için ‘ciddi’ bir sınav. Sanırım UEFA başarı/başarısızlık sırlamasına bakarak ‘hassasiyeti’ daha iyi anlayabiliriz. Hollanda’nın grup liderliğini garantilediği ve bizim de ardı ardına gelen yenilgilerden sonra toparlanmanın kolay olmayacağı Grupta, yapılması gereken önce ‘galip gelmek’ bu yetmez, sonrasında grup ikinciliği mücadelesi veren rakiplerimizin ‘kaybetmesini’ beklemek.Hal böyle olunca da Millilerin işi gerçekten zor. Nedeni ise galibiyetin tek başına yeterli olmayacağı. Aması var tabii, o da birazda kısmet yanınızda ise o zaman ‘şans çarkı’ sizin için dönmeye başlayacak.
Puan sıralamasına bir göz attığımızda karşımıza çıkan ‘tablo’, Macaristan maçını ‘mutlaka’  galip gelmemiz gereken bir mücadele olduğunu gözler önüne seriyor. Hollanda’nın lider olduğu grupta, Macaristan ve Romanya 10’ar puanla ikinci ve üçüncü sırada. Türkiye, Romanya ve Estonya deplasmanı dışında kalan maçlarını içeride oynayacak.Hal böyle olunca da Macaristan maçının önemi daha iyi anlaşılacaktır sanırım. Eğer rakibimizi ‘Kadıköy’de alt ettiğimizde, ekibimiz moral açısından güvensizliği yenecek, aynı zamanda da puan olarak Grupta iddialı konuma gelecek.
Bugün büyük sorumluluk, maçın başlangıç düdüğü ile birlikte ‘futbolcular’ üzerinde olacak, ama daha da önem kazanan kişi; Teknik Direktör Abdullah Avcı. Ülke şartlarında, takımın alacağı en kötü ‘sonuç’, teknik patronun bulunduğu ‘koltuğu’ direkt etkileyecek. Çünkü bu tür maçların mazeret ve telafisi yok.
Gönül arzu etmez ama başarısızlık olduğu takdirde sorgulama nereden başlayacak? Bizde bu kadar oyuncu dururken ‘teknik direktör’ Avrupa’yı aşındırıp, yabancı takımlardaki Türk futbolcuları kadrosuna dahil etti(!) Sonra ne denecek, bu zamanda değil de ne zaman (Sanki Türk futbolu içeride çok iyi de)! Böylesine karmaşık bir yapı içerisinde, elbette ki görev üstlenmek kolay değil. Evet, aması var.O da, benim gözümde Abdullah Avcı’yı ‘zorlukları’ her defasında üstelenmiş bir teknik direktör olması.Milli takımdaki kredisinin tükenmesi konusunda, inanın anlamakta zorluk çekiyorum.Bu gidişe (hem söylenti hem de skora olarak) nokta koymak gerek. Andorra maçı o kötü gidişin (skor olarak) sonu oldu. Dileriz, Macaristan maçı da yeni bir sayfa açılmasının başlangıcı olur.
Teknik olarak baktığımızda, Macaristan, Romanya ile her ne kadar ‘berabere’ kalsa da oyunda üstün olan taraftı. Önde baskı yapan ve rakibin oyun alanını daraltan bir ekip. Özellikle, ceza yayı dışından kalemize gönderilecek ve duran toplara çok dikkat etmemiz gerekecek. Savunmadan çıkarken, Macaristan ileri uç elemanlarının hızlı ve fırsatçılığı, asla ve asla göz ardı edilmemeli.
Bu maçla ilgili dikkat edilmesi gereken bir diğer husus, karşılaşmanın Şükrü Saraçoğlu Stadında oynanması. 90 dakikanın ‘kritik’ olması, tribünlere de çok iş düşeceğinin bir göstergesi. Federasyon ile Fenerbahçe arasındaki ‘sürtüşmeler’ malum. Aziz Yıldım ile Yıldırım Demirören’in yan yana gelmeyeceği her halinden belli. Ama bildiğim bir şey var, o da ‘sarı-lacivetli’ taraftarların maç üzerinde ‘etkili’ olacağı. Onların Milli Takıma ne kadar ‘duyarlı’ olduklarının örneklerini daha önce, Kadıköy’de oynanan Milli maçlarda gördük. Bugünde takım taraftar kimliğinden çıkarak Ay-Yıldızlı kimliğe bürüneceklerinden, hiç mi hiç ‘endişem’ olmayacak.

Ahmet Gülümseyen Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle