Kırkpınar ‘tarih’ demek
Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşlerin bu yıl 652.’si yapılmakta...
Ecdadımızın bizlere yadigâr olarak bıraktığı bu anlamlı etkinlikler, ona sahip çıkılması ve özünün korunmasıyla daha da anlam kazanacaktır.
Kendimiz için ayrı bir değer taşıyan Kırkpınar gibi 652 yıllık organizasyonun ne anlama geldiğini bilmemiz için, özünü, dolayısıyla tarihini iyi bilmek gerekiyor.
Bu konuda kendisini spor tarihine adayan değerli hocam Prof.Dr. Özbay Güven’in, 2005 yılında kaleme aldığı ‘Tarihi Kırkpınar Güreşleri’ başlıklı yazısından alıntı yapmak istedim...
Sayın Güven’in aşağıya taşıdığımız yazısındaki bölümleri okuduğunuzda, spor kelimesinin içi özüne uygun doldurulduğunda, bugün Kırkpınar gibi adeta toplum bilinci ve hayat gerçeklerinin önemli vurgularının karşımıza çıkacağını göreceksiniz;
“Kırkpınar yağlı güreşleri Türklüğün ve İslâmiyetin yaşam tarzlarından da etkilenen bir gelenektir. Türkler, Orta-Asya’da avcı, yarı göçebe, akıncı hayatı yaşarlarken, çocuklarını; Oğuz Kağan, Dede Korkut ve Manas Destanları’nda tasvir edilen; güçlü beden yapısının yanında cesur ve kahraman ruh yapılarına sahip olacak şekilde yetiştiriyorlardı. Türklerin sosyal hayatında yer alan bu tip, günümüze kadar yüceltilerek yaşatılmış ve yaşatılmaya da devam etmektedir….
Kırkpınar yağlı güreşleri de Türk milletiyle özdeş bir spor geleneğimizdir. Bu sporda tarihimize bağlılık vardır ve bu bize millî bir ruh vermektedir. Kırkpınar yağlı gür eşlerinde tarih canlı bir şekilde yaşamaktadır. Asırlar boyunca şeref için mücadele eden pehlivanlar gelenekleriyle gurur duymaktadırlar. Kırkpınar yağlı güreşleri millî kültür unsurlarımızdandır. Kırkpınar yağlı güreşlerinin Selimiye Camii kadar millî değeri vardır. Çünkü, Edirne tehlikeye düştüğünde tarihi ile, kültürü ile, Selimiye Camii ile, Kırkpınar yağlı güreş geleneği ile bir bütün olarak Edirne’mizi savunduk ve kurtardık.
İşte, Edirne’de olduğu gibi Türk kültüründe bizim mücadele ve kahramanlık gücünü aldığımız değerler bunlardır. Bu değerler ruhumuzda her zaman yaşadı, yaşatıldı ve yaşamaya da devam ediyor. “Kırkpınar Er Meydanı”, iki pehlivanın çıkıp güreşmesi değildir….
Kırkpınar yağlı güreşlerinin, millî birliği, beraberliği sağlayıcı ve bütünleştirici toplumsal işlevi vardır. Ülkemizin birçok ilinden gelen pehlivanları ve seyircileri bir araya getirmektedir. Bu güreşlerin, her yıl yinelenen bir süreklilik özelliği de vardır. Bu sürekliliği sağlayan, Kırkpınar yağlı güreşlerinin gelenekselliğidir. Edirne Sarayiçi’ne halkın her kesiminden insanlar katılmakta, böylece sosyal bir dayanışma ve kaynaşma ortamı oluşmaktadır. Bu ortam, her Türk’e Türk milletinin bir üyesi olmanın mutluluğunu vermekte ve millî gururu yaşatmaktadır. Kırkpınar yağlı güreşlerinde, kültürel, ulusal ve dinî boyut tam anlamıyla yakalanabilmekte ve ruh tam anlamıyla arındırılabilmektedir. Bu yönüyle “Kırkpınar Er Meydanı” her yıl topluma bir moral dinamizm vermektedir….
Türklüğün ve İslâmiyetin ahlâkî değerlerine sahip olan pehlivanlar, dinî olgunluğun sembolü olmanın ötesinde, bahadırlık faziletlerinin de sembolüdürler. Çünkü, güreşçilerin pîrlerinin gücü, pehlivanlarda toplanmıştır….
Türklerde “Kırkpınar Er Meydanı”, diğer spor meydanları (“Ok meydanı”, “Cirit meydanı” v.b.) gibi, yiğitliğin, cesaretin, dürüstlüğün, yardımseverliğin, mertliğin ve cömertliğin gösterildiği meydanlardandır. Bu açıdan örnek davranışlara sahip pehlivanlar, kin ve nefret duygularından, kötü huylardan uzak ve spor ahlâkının yarışı içerisindedirler...
Kırkpınar yağlı güreşleri milletimize; atalarını, tarihini, geçmişini hatırlatan yaşayan bir belgedir. Milletimizi tarihî gelenekleriyle bağlantılı tutmak, yaşatmak geçmişimize olan saygımızı gösterir.”







