--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

İsrail ve içimizdeki ‘soykırım destekleyicilerine’ ‘DUR’ deme vakti!..

Ahmet Gülümseyen
Ahmet Gülümseyen
4

İsrail’in Filistin’e yönelik sürdürdüğü ‘katliamın’ süreç ve boyutuna baktığımızda, insani ve vicdani halin sorgulanması gerektiğini görmekteyiz. İnsanlar, insan olduklarından dolayı değerli, inandıklarını yaşayarak da saygıyı hak edip etmediğinin ayyuka çıktığı bir zaman dilimi yaşamaktayız. Ne demek ibadethane (cami-kilise) vurmak, ne demek hastane bombalamak, okul bombalamak. Önce, evlerinizi terk edip ve güneye doğru gidin çağrısı yap. Sonrasında yollara dökülen, çoğunluğu çocukların ve kadınların oluşturduğu savunmasız insanları bombala. Bu denli barbarlık, canilik ve insanlık dışı bir hareket nasıl olabiliyor? Bugünkü İsrail’e baktığımızda bunu rahatlıkla görmek mümkün. İslam coğrafyasında ‘kan’ ve ‘gözyaşı’ akmaya devam ediyor. Bu katliam daha ne kadar sürecek sorusunun sorduğumuz anda bile, kim bilir kaç tane kardeşimiz şehadet şerbetini içti! Bu denli insanlık dışı, içler acısı bir durum!.. 

TARİHE SOYKIRIM OLARAK GEÇECEK 

Filistin’de günlerce süren İsrail’in işgalinin bir başka adı ‘soykırım’. Bugün bölgede yaşananlar, tarih sayfasında ‘soykırımları’ aratmayacak derecede. Tarihsel sürece bakıldığında, azılı Yahudilerin tarihte yaşadıkları ve yaşattıkları ‘soykırımların, bir başka örneği Filistin topraklarında yaşanmakta. İsrail’in Müslüman topraklarında gerçekleştirdiği bu ‘katliamda’ yalnız olmadığını, Amerika ve İngiltere temsilcilerinin bölgeye yaptığı ziyaretlerden anlıyoruz. Bu buluşmada verilmek istenen mesaj; soykırım uygulayan İsrail’in yalnız olmadığı. Hal böyleyken, biz sürecin neresindeyiz, hiç düşündük mü acaba? İnsanlık suçu işleniyor? Evet, dün Irak ve Suriye, sonrasında Afganistan’da, bugün ise Gazze’de, insanın kanını donduracak kadar alçakça bir muameleye maruz kalıyor. Bölgeden gelen haberleri gördükçe, biz yazarken dahi üzülüyoruz, kahroluyoruz. Bir de bölgede yaşayan mazlumların halini göz önüne getirelim. Emin olun, gözü görmeyen, kulağı işitmeyen, aklı ermeyen, kısaca yaşayan ölü olmaktan hiçbir farkımız yoktur…

SOYKIRIMIN DESTEKLEYİCİLERİ VE MİGROS 

Silkinmemiz ve ayağa kalmamız gerekiyor. Buradan kalkıp Filistin’e gidemesek de, yanı başımızdaki soykırımın işleyen anlayışın ‘sponsor’ denilen destekleyicilerine, ‘Bugüne kadar size yaptığımız destek yeter!’ demek gerekmez mi? 2018 yılında ‘İsrail mallarına boykot yolda’ başlıklı haberi gördüğümüzde, o günden bugüne, bırakın boykotu ekonomik ve ticari açıdan Yahudi sermayesinin, süreçten daha da güçlenerek çıktığını görmekteyiz. Belirtilen tarihte, İslam İşbirliği Teşkilatının açıklamasında İsrail mallarına boykot kararı çıktığından bugüne, uzunca bir süre geçti. Ne yazık ki, o ürünlerin raftan kaldırmasını bırakın, ürün çeşitleri daha da artırılarak ülkemizde önemli pazar payı elde ettiler. Sürecin, insana dokunur olmasına sadece bir örnek; piyanist Fazıl Say’ın açıklamaları. Say, Filistin ile ilgili Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın açıklamalarına desteğinden dolayı, Migros tarafından İsveç’teki konserlerinin iptal edildiğini açıkladı. İşte size Migros. Ülkemizde kaç marketi var ve ülke ekonomisinde yeri ne kadar? Yabancı sermayeye siz şimdi kalkın, ‘yerli’ sermaye olarak yaklaşın. Yıllardır, Fransız, İtalyan marka Tofaş, Renault gibi markaları yerli otomobil diye yutturmadılar mı? İnternetin arama tuşuna ‘İsrail malları’ diye yazdığımızda, isimlerine aşina olduğumuz ve yıllardır kullandığımız ürünlerin yerli ve milli olmadığını görmekteyiz. Bu durumu ise, maalesef ama maalesef ancak, bugün olduğu gibi Müslüman için kutsal olan İslam coğrafyasına bombalar yağdığı vakit anlıyoruz, hatırlıyoruz. Böyle bir hassasiyet gerektiren süreçlerde devlet politikası olarak ilgili ürünlere satış yasağı getirilmeli, günümüz yönetim siteminde böyle bir durum imkânsız gibi gözüktüğünü varsayalım peki, vatandaş olarak adı geçen ürünleri ‘tüketmeyerek’ boykot edebiliriz, elbette. Bunu da yapamıyorsak, hiç kimse kusura bakmasın, Müslümana zarar verme adına atılan her bir bomba ve sıkılan her kurşunda pay sahibiyiz demektir… 

KOLLARINA İSİMLERİNİ YAZDILAR

Filistin’de yaşananlara baktığımızda, İsrail’in insanlık dışı bir uygulama içerisinde olduğuna o kadar çok örnek var ki! Bakın, gazetemiz Yeni Akit’i internet sitesinde ‘Filistinliler, şehit olan çocuklarını tanıyabilmek için kollarına isimlerini yazıyor’ başlıklı haber gözümüze ilişiyor. Haberin detayında, Abluka altındaki Filistinliler, siyonist İsrail saldırıları sonrasında yaralanan, şehit olan çocuklarını tanıyabilmek için kollarına isimlerini yazıyor. Her gün üzerine bomba yağan çocuklar, şehit olmaları halinde, aileleri cesetlerini teşhis edebilsin diye isimlerini yazıyor. Azılı Yahudiler, ellerinden gelse (ki var olanı fazlasıyla yapmaya çalışıyorlar) bir Müslüman dahi kalmayacak şekilde katliam gerçekleştirecek. Gözünüzün önün getirin, ölmesi an meselesi olan, ölüm şeklinden dolayı tanınması içinse evladınızın koluna ismini yazmanız gerektiği hali! Bırakın kendi çocuğunuzu, bir canlının bile bu tür ölümüne hangi vicdan sahibi insan rıza gösterebilir. İnsanlıktan nasiplenmemiş İsrail eliyle, bugün Filistin’de Gazze’de bunlar yaşanıyor. Tarihe not düşme adına bunları yazarken ajanslardan, İsrail Savunma Bakanlığı, Washington’un Tel Aviv’e tahsis ettiği askeri yardım paketi kapsamında gönderilen zırhlı ciplerin ilk sevkıyatının alındığı, Biden yönetiminin, kongreden çoğunluğu İsrail ve Ukrayna için 105 milyar dolar ek fon talep ettiği haberleri geçiyordu. İsrail’in insanlık dışı muamelesindeki gücünü aldığı bir Amerika var. İsrail’in yaklaşık bir haftada Gazze’ye attığı bombanın, ABD’nin Afganistan’a bir   yılda attığına eşdeğer olduğu belirtiliyor. Öylesine insanlık dışı bir uygulama…

O KADAR ÇOK ŞEY YAPABİLİRİZ Kİ  

Tüm bunları söylerken, bildiklerimizin bizlere  görev ve sorumluluk yüklediğini unutmamak gerekiyor. Küffar bir ve birlikte olmuş, Müslüman kardeşlerimize savaş açmış. Bizim ise bu süreçte üstlendiğimiz-üstleneceğimiz rol önem taşımaktadır. Aklımızı kimseye kiraya vermeden, vicdanımızın sesini, ne yapabilirim ki sorusuna takılmadan, yapabileceklerimizden başlamamız gerekmektedir. Bakın tüm bunları söylerken, 2000 yılında ülkemizde futbol oynayan İsrailli oyuncu Haim Revivo’nun, Filistin-bebek katili Şaron için ‘Ben Ariel Şaron’un sahadaki elçisiyim’ sözü, unutulmaması gerektiği kadar önem taşıyor. Geride kalan 23 yılda, bölgede zulüm ve gözyaşı dinmesi bir yana, her geçen gün katlanarak arttı. Başımıza ne geliyorsa, yaptıklarımızdan gelmiyor mu? Filistinli kardeşlerimizin acısı, bizim acımız. Merhametimizi daha fazla yok etmemek pahasına, gerekli ilk adımı atma, Yahudi mallarını almamakla başlayabiliriz. Allah (cc) buyuruyor; “İsterler ki Allah’ın nurunu ağızlarıyla söndürüversinler; ama inkârcılar hoşlanmasa da Allah nurunu tamamlayacaktır.” (Saff Suresi-8.Ayet). İsrail’in, savaş suçundan çıkıp, soykırıma dönüşen uygulamalarından dolayı bugün Paris ve Londra’da, on binler Filistin’e destek için yürüdü. Yıllar öncesinden süregelen İsrail’in insanlık dışı uygulamalarına tepkimizi koyacağımız, bahane değil çözüm üreteceğimiz bir süreçten geçmekteyiz. Allah (cc) bizleri affetsin, küffara karşı koymak için dirayetimizi artırsın, inşallah. Amin. 

 

Ahmet Gülümseyen Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle