--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

İsrail polisinden, namaz kılan kardeşlerimize lağım suyu…

Ahmet Gülümseyen
Ahmet Gülümseyen
8

Dönüp bakamıyoruz A Milli Futbol Takımın Letonya karşılaşmasına. Aklımız ve gönlümüz Filistin, Gazze ve Mescid-i Aksa’da olduğu için, düşünemiyoruz Millilerin bu akşamki karşılaşmada 2014 Avrupa Şampiyonasına garanti altına alıp almayacağını. Çünkü Filistin’de adına ‘savaş’ bile denilmeyecek kadar insanlık suçu işleniyor. Savaşı bile ‘onurlu’ hale sokacak olan İsrail vahşetinde çocuk, kadın, yaşlı, ‘şehit’ ve ‘yaralı’ sayısı on binlere ulaşmış durumda.

Dünya seyirci, Bileşmiş Milletler (BM) gibi kuruluşlar süreci yaptırım yerine ‘sözlü’ çağrılarla geçiştiriyor. Evet, ‘dur’ denilmediği takdirde, vahşetin boyutu her geçen gün artıyor. Bölgede yaşananlar bugün gerçekleşen olay değil. Geçmişte günümüze süregelen Yahudilerin, buldukları her fırsatta, kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim başta olmak üzere, tarihi kitaplarda yazmaktadır. Böylesine hassas bir konuda, gerekli tedbir ve önlem alınmadığı için, Ortadoğu Müslüman coğrafyada, her geçen gün insanlık suçu işleniyor.

İsrail polisinin ‘Bu kadarı da olmaz ki!’ dedirten, insanlık suçunun en ‘zirvesine’ ulaşan şu başlık ve habere bakar mısınız; Namaz kılanlara lağım suyu sıktılar!.. Başlık altındaki detaylar şu şekilde; İsrail polisi, Filistinlilerin Mescid-i Aksa’nın da içerisinde yer aldığı Eski Şehir’e girişine izin vermezken, Cuma namazı içi toplananlara gaz bombasıyla saldırarak TOMA’larla lağım suyu sıktı.’ Kutsal mekânlarda yaşanan ve akılları donduran, bu vahşet içerikli alçakça tablo, birden bire ortaya çıkan bir durum olmasa gerek…

Allah (cc) Maide suresinin 32. Ayetinde şöyle buyuruyor; “ İşte bundan dolayı İsrailoğulları’na şöyle yazmıştık. Bir cana kıymaya veya yeryüzünde fesat çıkarmaya karşılık dışında, kim bir kimseyi öldürürse bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kimde bir can kurtarırsa bütün insanların hayatını kurtarmış olur.” Şüphesiz peygamberimiz onlara apaçık deliler getirdiler. Ama bundan sonra da onların çoğu yeryüzünde taşkınlık göstermektedirler.” Diyanet’in İşleri Başkanlığı yayınlarının Kur’an Yolu Türkçe Meali ve Tefsir isimli eserde (Cilt;2 Sayfa:257-258 - diyanet.gov.tr/tefsir/M%C3%A2ide-suresi/701/32-ayet-tefsiri ) dikkatimizi çeken açıklamayı sizlerle paylaşmak istiyoruz; Rivayete göre Medine yahudileri Hz. Peygamber’i ve sahâbeden bazılarını öldürmek için tuzak peşindelerdi. Bu sebeple yüce Allah onlara adam öldürmenin ne kadar büyük bir cinayet olduğunu göstermek için Hz. Âdem’in iki oğlunun kıssasını anlattıktan sonra onların kutsal kitaplarında da haksız yere bir insanı öldürmenin bütün insanlığı öldürmek; bir canı kurtarmanın da bütün insanlığı kurtarmak gibi olduğunun yazılı bulunduğunu haber vermiştir. Bu tâlimat elimizdeki Kitâb-ı Mukaddes’te yer almamakta fakat Mişna’da (Sanhedrin, IV/5), “İsrâil’den tek bir kişiyi öldürenin bütün ırkı öldürmüş gibi cezalandırılacağı ve İsrâil’den tek bir kişiyi koruyanın Allah’ın kitabına göre bütün dünyayı korumuş sayılacağı şeklinde bir ibare bulunmaktadır (J. Horovitz, “Tevrat”, İA, XII/1, s. 219).

Katil İsrail’in (en son şehit olan Filistinli sayısı 2 bin) insanın ‘akıl’ ve ‘sır’ erdiremeyeceği böyle yaptırımının tarihsel süreci, bugünlere nasıl gelindiğini düşünürken, konunun ehemmiyetinin daha iyi anlaşılması için Değerli okuyucumuz emekli din görevlisi Yaşar Ayazoğlu hocamızın, tarafımıza ulaştırdığı ‘Kuran’da ve tarihte Yahudiler’ başlıklı yazısı paylaşmak istiyoruz.;

KURAN’DA VE TARİHTE YAHUDİLER

“Kuran-ı Kerim, milletler içerisinde özellikle Yahudiler üzerinde durur. Kuranda beni İsrail ve Yahudi gibi deyimlerle Yahudilerden bahseden yüzlerce ayeti kerime vardır. Nisa suresi 155. ayette Yüce Allah Yahudilerden şöyle söz ediyor: “Sözlerinden dönmeleri, Allah’ın ayetlerini inkâr etmeleri, haksız yere peygamberleri öldürmeleri ve ‘kalplerimizi kılıflanmıştır’ demeleri sebebiyle onlara lanet ettik, türlü belalar verdik. Küfürleri sebebiyle Allah kalpleri üzerine mühür vurmuştur. Pek azı müstesna artık iman etmezler.”

Yine Sakara suresinin 96. ayetine göre Yahudiler bu dünya hayatına bütün insanlardan daha düşkündürler. Dünya hayatına olan tutkuları, tevhit inancına sahip olan Müslümanlara düşmanlık beslemelerine sebep olmaktadır. Yahudiler katı kalpli insanlardır. Bakara suresi 74 ve Maide suresi 13. ayeti kerimeye göre Yahudilerin kalpleri taş gibi katılaşmıştır. Katı kalplilik onların nesilden nesile aktarılan psikolojik tutumudur. Yahudilerin hakka karşı kibir yapmaları onları iman edenlere karşı azılı düşman haline getirmektedir.

Yüce Allah Maide suresi 82. ayetinde Yahudilerin düşmanlıkları hakkında Müslümanları uyararak şöyle buyuruyor: “İnsanların, iman edenlere düşmanlık bakımından en şiddetlisini, (en azılısını) Yahudiler ile Allah’a ortak koşanları bulacaksın.” Yine Maide suresi 64. ayetinde yüce Allah onların bozguncu olmaları ve devamlı savaş ateşi yakmaya meyilli olmalarını gündeme getirirken, düşmanlık duygularına büründüklerine işaret etmektedir.

Yahudiler kendilerinden başka kimsenin doğru yolda olamayacağı fikrini fanatik bir şekilde savunmaları bu düşmanlığa katkıda bulunmaktadır. Hz. Peygamberimize kadar Yahudi geleneğinde haksız yere peygamberleri öldürme ve öldürmeye teşebbüs etme alışkanlığı olduğunu görürüz. Tahrif edilmiş kitaplarına yer alan ifadelere dayanarak Yahudiler dünya milletleri arasında kendilerini seçilmiş kavim olarak görmektedirler. Yahudiler inançlarına göre dini bakımdan kendilerinden olmayan kimselere hangi yol ve şartta olursa olsun kötülük yapmak farzdır. Eğer öldürmeye gücü yeterlerse öldürürler.

Yapamazlarsa mallarını kastetmek, hırsızlık yapmak, çeşitli hile, tuzak ve desiseler kurarak ellerinden gelen zararı yapmaya çalışırlar. Din, ahlak ve adalet anlayışları yalnız kendilerine has olan, muharref Tevrat dini müstesna, bütün dinlere ve insani değerlere düşman olan bu millet, insanlığın muzdarip olduğu bütün rejim ve cereyanların da kaşifi olmuştur. İşte tarihte bu tutum ve davranışlarından dolayı Yahudiler 1290’da İngiltere’den, 1392 yılında Fransa’dan, 1492’de İspanya’dan ve 1497′de Portekiz’den kovulmuşlardır.

Hz. Peygamber (s.a.v.) 624 yılında Medine’de Yahudilerle barış içinde yaşamak için anlaşmalar yaptı. Fakat Yahudiler her fırsatta Müslümanlar arasında fitne ve fesat çıkarak Müslümanları birbirine düşürmeye çalıştılar. Böylece peygamberimiz (s.a.v.) emri ile Medine’den ilk kovulan 700 kişilik Beni Kaynuka Yahudileri olmuştur. Ayrıca Peygamber Efendimiz de Yahudilerin kötülüklerine ve Müslümanlara olan düşmanlıklarına işaretle bir hadisi şerifinde, “Bir Yahudi, bir Müslümanla baş başa kalmaya görsün onu mutlaka öldürmeyi içinden geçirir” diye buyurmuştur.

Yahudiler birçok peygamberi öldürdükleri gibi Peygamber Efendimizi de öldürmek istemişlerdir. O’na büyü yapmışlar ve O’nu zehirlemişlerdir. Kendileri gibi şiddetli düşman olan müşrikleri de defalarca O’na karşı kışkırtarak harbe kaldırmışlardır. Kıyamete kadar Allah’ın ardı arkası kesilmeyen laneti onların üzerine olsun. Yüce Allah Maide suresi 51.Ayetinde Müslümanlara,(Yahudilerden dost edinilemeyeceğini beyanla) şöyle buyuruyor: “Ey iman edenler! Yahudi ve Hıristiyanları dost edinmeyin; onlar yalnız birbirlerinin dostudurlar. İçinizden her kim onlara yardaklık ederse muhakkak onlardan sayılır. Allah ise zulmedenleri doğru yola çıkarmaz.”

Sözlerimi Şura suresi Ayet 39’da Yüce Allah Müslümanların temel vasıflarını belirten ayet mealiyle bitirmek istiyorum: “O Müslümanlar ki, onlardan biri bir düşman saldırıya bir haksızlığa uğradığında aralarında yardımlaşarak üstesinden gelirler.”

Hz Ebubekir’den; Allah Resul’ünün şöyle dediğini duydum: İnsanlar bir zalimi görüp de elinden tutarak mani olmazlarsa Allah’ın onlara kendi katından umumi bir azap göndermesi yakındır.

Yüce Allah’tan niyazımız, duamız şu anda Filistin’de kafir İsrail askerlerine karşı savaşan, Cihat eden Müslüman Filistinli kardeşlerimize düşmanlarına karşı zaferler nasıp etsin, her türlü zorlukları kolaylıkla aşmak nasıp etsin. Allah melek ordularıyla kardeşlerimize yardım etsin.

Ümmet olarak bizler de yaşanan bu menfur olaylardan ibret alarak ortak düşmanlarımıza karşı kendi birlikteliğimizi oluşturmayı en kısa zamanda hayata geçiririz inşallah.

Allah bizleri her türlü fitneden ve tefrikadan korusun. Müslümanlara birlik ve beraberlik şuuru ihsan etsin. Bu duygu ve düşüncelerle Allah'a emanet olun.”

Ahmet Gülümseyen Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle