Gazze, içinde yer aldığımız yüzyılın fotoğrafı
Ambargo uygulanan Gazze’ye bombalar yağıp, acılarının düştüğü yerdeki feryatları izlemeye devam ediyoruz, maalesef. Küffar İsrail ve onun yandaşları fanatik Yahudiler ise avazları çıktığı kadar höykürerek bağırıyorlar; Gazze diye bir şehir kalmayacak. Bunun anlamı, insanlıktan nasiplenmemiş boyuta bürünen gözü dönmüş caniliklerine devam etme hırsları. Sonlarını hazırlamaya davetiye çıkarmaktan başka bir anlam taşıyor. Onların bu son çırpınış ve tükenişini, Yahudi bombalarıyla hayatını kaybeden, çoğunluğu çocuk ve kadın olmak üzere şehit düşen 10 bine yakın Filistinli kardeşimiz göremeyecek. Bu sayının daha fazla artmaması için, Müslüman kanına doymayan İsrail’in bölgedeki insanlık dışı, vahşice saldırılarının durdurulması gerekiyor…
İÇİNDE BULUNDUĞUMUZ YÜZYILIN FOTOĞRAFI
Biz bu satırları yazdığımızda, işgalci İsrail’e ait savaş uçaklarının Nasr Çocuk Hastanesini bombaladığı haberleri geliyor. Camiler, kilise ve hastane, okul ve mülteci kampı. Hedef ayırt etmeksizin, ardı arkası gelmeyen insanlık dışı bir bombalamaktan bahsediliyor. Bir yanda daha çok can almaya çalışan İsrail isimli gözü dönmüş cani, diğer yanda canını kurtarmak, ayakta kalmak için mücadele veren masum ve savunmasız Müslüman Filistin halkı. Aslında bu tablo, içinde yer aldığımız günümüz yüzyılının halini o kadar net özetliyor ki! Gazze’de insanlık ölüyor, sözde yaşayan bizler bu tabloyu, ne yazık ki ne yazık, seyirci kalmakla yetiniyoruz. İçinde yer aldığımız bu ruh hali, aslında yaşayan ölüye verilecek en net örnek. Ne vakit sorgulamaya kendimizden başlarsak, işte o zaman kurtuluşa açılan kapının eşiğindeyiz demektir. Bunu başarmak için, nefsimizi içine düştüğü esaretten kurtarmamız gerekmektedir…
ANAOKULU ÇAĞINDA SAVAŞ EĞİTİMİ
Siyonizmin tanımı, 19. yüzyıl sonlarında çeşitli ülkelerde Yahudilerce ortaya atılan, Filistin'de bağımsız bir Yahudi devleti kurmayı amaçlayan akım, karşılık buluyor. Bu süreci işletmek için, ekonomide zirve yapmak yetmiyor, uygulayıcıların eğitimine daha anaokulunda başlanıyor. 2017 yılında Haber7’de yayımlanan haber dikkatimizi çekiyor; ‘Daha anaokulu çağına yeni gelmiş çocuklar için özel savaş platoları kurdu. Oralarda çocukların ellerine el bombaları, lav silahları, makineli tüfekler verdi. Her köşe başına çocuk parkı gibi kurulan ‘özel harp eğitim alanlarında askerlerin eşliğinde savaş eğitimi alan çocuklara savaşı ve silahı sevdirmek için yaptıklarını sıradan bir oyun gibi sundu. Terör devleti, Araplara ve kendisinden olmayanlara yönelik sürdürdüğü kin ve nefret politikasına çocukları bile alet ederken, işgal ettiği her yere fanatik Yahudilerden oluşan yerleşimciler yerleştirdi. Hepsi silahlı olan, İslam ve Müslüman düşmanı bu kitlelerin Filistinlileri öldürmesine, şiddet uygulamasına, evlerini, iş yerlerini yakmasına, cami ve mescidleri talan etmesine göz yumdu.’ Bugün İsraillinin içinde yer aldığı ruh halinin, bugüne ait olmadığının, sistematik olarak işletilen bir eğitim sürecinin devamı olduğu, günümüzde ise bu akımın zirve yapıp işgale dönüştüğünü görmekteyiz. Tüm bunları söylerken, aklımıza ilk gelen ülkemizde uygulamaya koyulan Kur’an Kurslarının kapatıldığı 28 Şubat dönemleri geldi aklımıza. İki ayrı fotoğraf karesi düşünün; bir yanda anaokulunda çocuklara silah eğitimi (İsrail), diğer yanda bu yaştaki çocuklara Kur’an yasağı (Türkiye). Bu ve benzeri süreçler, bugün yaşananların kaynağını özetler niteliktedir…
YARALIYA DAHİ TAHAMMÜLLERİ YOK
Bölgede önce akan kanın durdurulması gerekmektedir. Sonrasında ise hayatını kaybeden 10 binin üzerindeki kardeşimizin, 3-4 katı yaralı var. Bu kardeşlerimizin yaralarının sarılması, tedavi görmesi gerekmektedir (İnşallah süreç sona erer ve ilk tedavi sürecinden sonra, sporla rehabilitasyona katkımız olur). Bölgeye uygulanan ambargodan dolayı sağlık malzemesi ulaştırılamıyor. Gazze'deki Filistin Sağlık Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, ‘İşgal ordusunun, Şifa Hastanesi'nin girişinde çok sayıda yaralıyı tedavi için Mısır'a doğru götürecek ambulanslara gerçekleştirdiği saldırı sonucu ilk belirlemelere göre 13 kişi şehit oldu, 26 kişi de yaralandı. Yaralıları taşıyan ambulansların hareketini Uluslararası Kızılhaç Komitesine, Mısır'a ve tüm dünyaya iletişim kanalları ve medya aracılığıyla bildirmiştik ancak işgal tüm küstahlığıyla suçunu işledi.’ Yapılan açılamada, İsrail ordusunun Şifa, Kudüs ve Endonezya hastanelerinin çevrelerinin vurulduğunu açıklıyor. Bölgede yaşananlar, Siyonist işgalci İsrail güçlerinin yaralılara dahi tahammüllerinin olmadığını göstermektedir. Gerçek tarihi günümüze aktaran üstadların, medeniyet dediği tek dişi kalmış canavarı İsrail ve onun suç ortağı Amerika. Bu gerçeği görüp hareket etme ve önlem alınması elzemdir…







