--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Galatasaray’ın şampiyonluğu, 28 Mayıs seçimleri ve spor politikaları

Ahmet Gülümseyen
Ahmet Gülümseyen
2

 

Spor gündeminin yoğunluğu, yazımız başlığına da yansıdı. Bu yoğunluğun öneminin temel ‘kaynağını’, sporun doğru yönetilip-yönetilmediği, dahası spor politikaları oluşturmaktadır. Örneğin, vatandaşın büyük ilgi gösterdiği ‘futbolda’ bu sezon kim mutlu sona ulaşacak? Bu sorunun cevabı hafta sonu bulundu gibi! Galatasaray, Süper Lig’de 2022-2023 sezonun şampiyonluğuna, Demir Grup Sivasspor galibiyetiyle adeta göz kırparak, mutlu son için MKE Ankaragücü maçını beklemesi. Peki, bu karşılaşmaların spor politikalarıyla nasıl bir ilgili olabilir, sorusunun karşılığı ise, mevcut hükümetin spora yaptığı yatırım ve kulüplerle işbirliği içerisinde olmaları. 

Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın Başkanlığını yürüttüğü hükümetin devamı, istikrar demek. Bunun için en önemli adım, seçimler. 14 Mayıs Cumhurbaşkanlığı ve 28. Dönem Milletvekili Genel seçimlerinden güçlenerek çıkan Cumhur İttifakı, 28 Mayıs ikinci tur Cumhurbaşkanlığı seçimlerine güçlenerek girmektedir. En yakın rakibi Millet İttifakı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu’na yüzde olarak 5,5, sayı ile 2,5 milyon fark atan Cumhur İttifakının Cumhurbaşkanı Adayı Recep Tayyip Erdoğan’ın ikinci turda seçilmesine sayılı günler kaldı. Ulaşımdan eğitime, spordan ekonomiye kadar birçok alanda, Sayın Erdoğan’ın halkın ‘teveccühünü’ alarak, seçimden açık ara farkla önde çıkan o kadar çok nedeni var ki. O önemli kararlardan bir tanesi de spor politikaları. 1923 yılından 2017 seçimlerine kadar Cumhurbaşkanının parlamenter sisteme göre seçilmesi, istikrarsızlığın en önemli temel kaynağını oluşturduğunu görmekteyiz. Bu kronik sıkıntıları işler hale getirmek için Başkanlık sisteminin devreye sokulması, bugünki değişim ve gelişimin temelini oluşturmaktadır. Gazetemizin Yazarlarından Değerli Akif Bedir’in ‘Neden Başkanlık sitemi?’ başlıklı yazısındaki “istikrarlı yönetim, güçlü yürütmenin kabul görmesi ve Başkan Erdoğan’a olan düşmanlıkları “fesat cephesi güruhu”nu suni gündemlerle yeni söylemlere, kirli senaryolarla yeni arayışlara, algı operasyonlarıyla yeni cepheler oluşturmaya mecbur kıldı” şeklinde, aslında konuyu o kadar net özetliyor ki. 

Spor açısından değerlendirdiğimizde, Çukurova Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi’nde ‘Hükümet Programları ve Spor Politikaları’başlıklı makalede, 1923 yılından günümüze, hükümetlerin programlarında yer alışı bilimsel bakış açısıyla incelenmekte, sporun örgütlenme ve uygulanış felsefesini yansıtmaktadır. Cumhuriyetten sonra kurulan hükümetlere bakıldığında, görevde devamlılık sağlanamamış ki spor politikalarında da devamlılık olsun. Halk iradesinin hiçe sayıldığı darbelerin kaynağı, hükümetlerin istikrarsızlığı da bu yüzden. 1971-1980 arası 11 hükümet, 1991-2002 yılları arasında tam 11 yıllık sürede ise 10 tane, adına ‘koordinasyon’ denilen hükümet kurulmuş. 1923’ten 2018 yılına kadar tam 65 tane hükümet kurulduğunu Sayın Akif Bedir’in yazısından öğreniyoruz. Hiç unutmam, 2002 yılında Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünde çalışırken, işimizin gereği dönemin CHP’li Gençlik ve Spor Bakanı ile Bursa, Balıkesir ve Çanakkale gibi illerdeki gezimizde, Gençlik Kampları ‘rezaleti’ ve temelleri ‘fi’ tarihte atılmış ama tamamlanma becerisi gösteremeyen ‘tesislere’ şahit olmuştuk. Spor Tesisleşmesi bakımından 2002’den bugüne nelerin değiştiğini görmekteyiz. İşte bunun adı oluyor spor politikaları. 1. Erdoğan Hükümeti (2003-2007) programında; dünyanın ve Türkiye’nin gelişen ve değişen şartları dikkate alınarak yeni bir spor politikası oluşturulacaktır. Sporun her dalında uluslararası standartları yakalamak için her türlü destek verilmesinin hedeflenmesi sonucu olduğunu sadece biz söylemiyor, adı geçen ‘Hükümet Programları ve Spor Politikaları’ isimli bilimsel makalelerden öğreniyoruz. (Merak eden açıp okuyabilir, bilgilenmek için önemli). 

Adı geçen araştırmada, Hükümet programında yer verdiği tesisleşmenin somut göstergesi, sporun sadece boş zamanları değerlendirme aracı olarak değil, aynı zamanda sosyalleşmenin ve sağlıklı bir toplum olmanın da önemli bir aracı olduğuna, uluslararası şampiyonalara ve üniversite oyunlarına başarılı bir şekilde ev sahipliği yapılması, bundan sonra da bu tür organizasyonlara ülkemizin ev sahipliği yapması için her türlü girişimin yürütülmesine vurgu yapılmıştır, vesselam. Tüm bu bilgiler ışığında oyumuzun neden milletvekili seçiminde ‘Cumhur İttifakı’, Cumhurbaşkanlığı seçiminde ise ‘Erdoğan’a olduğu/olacağı anlaşılmıştır sanırım…

 

Ahmet Gülümseyen Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle