--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Galatasaray yönetimi ne istiyor?

Ahmet Gülümseyen
Ahmet Gülümseyen

Şampiyon olan bir takımın erken seçim kararı alması nasıl açıklanabilir? Tüm Galatasaraylılar bu sorunun cevabı arıyor bugünlerde!...
Sarı-kırmızlı ekibin başkanı Ünal Aysal, başkanlık dönemi sürecinde futbol takımını, kendi liginde üst üste başarı (Şampiyon olmasını) sağladı. Zamanlama açısından yapılan isabetli transferler (Drogba ve Sneijder) bu başarı sürecini hızlandırdı.
Peki tüm bunlar ne ile ölçülür, takımın içinde yer aldığı bütçeyle. Sizin yıldız oyuncu almanız veya şampiyon olmanız alkışlanır ama bu  tek başına yeterli olmuyor! Bunun en canlı örneği bütçe limitini fazlasıyla aşan ve UEFA tarafından ve Avrupa dışında kalan Beşiktaş.
Saha içi ve saha dışı görev bölümünde, kendini futbolun oynandığı arenanın ötesinde tutmaya çalışan Kulüp Başkanı Ünal Aysal, Fatih Terim kendi ifadesiyle kırk yıla aşkın meslek aşkında hakem kararlarına karşı tepki göstermesi ve aldığı cezayla, uzun süre tribünde Ünal Aysal’ın yanında maçları seyretmek zorunda kaldı. Abdurrahim Albayrak’ın hocasına karşı ‘I Love You Hocam’ açıklamaları diğer dikkat çeken hususlar.
Elbette ki bu sevgi, transfere ayrılan finansal bütçe ve diğer yaklaşımların hepsi Galatasaray’a karşı beslenen iyi niyetin ürünüydü. Aması ise, bu tür idari yaklaşımlar, Sarı-Kırmızlı Kulübün Olağanüstü Seçim kararı almasını ne derece de etkileyebileceğini ancak, haziran ayı ortalarında yapılacak olan Olağanüstü Genel Seçimde daha iyi anlayacağız!...
Almanlar oynadı, gurbetçilerimiz sevindi
Şampiyonlar Ligi finali Bayern Münih ile Borussia Dortmund arasında oynandı. Siz ne düşünürsünüz ama benim için önemli bir ayrıntıydı iki Almanya takımının finalde oynaması.
Yıllar önce çalışmak üzere bu ülkeye giden ve el üstünde tutulan Türk vatandaşları, işleyen süreç içerisinde azınlık sayılan kesimin ırkçı saldırıların uğrasa da, bugünlerde vatandaşlarımız bu ülkede ticari atılım ve başarılı futbollarıyla gündemin ilk sırasını oluşturmaya başladılar.
Alman milli takımının altyapısının yarıdan çoğunun gurbetçi oyuncularımızdan oluşması, Avrupa futbolunda Türk sporcularının da önemini gösteriyor. Nitekim Borussia Dortmund’un penaltıdan tek golünü kaydeden İlkay, adını Devler Ligi finalinde gol atan ilk Türk futbolcu unvanına sahip olması, işleyen başarı sürecinde önemli bir halkasını oluşturdu diyebiliriz.
Evet, alkol sporun özüne aykırı
Aklın yolu bir madem, öyle ise aklının kulvarına girmekte yarar var. Spor Bakanı Suat Kılıç, stat ve salonlarında alkol satışı ve kullanılmasına neden kısıtlama getirildiğine ‘Alkolün bu alanlarda ne işi var’ şeklinde açıklama getirmiş.
Çok değil, yakın bir geçmişte alkolün ‘şişenin içinde durduğu’ gibi durmadığını  bu satırlara taşımıştık. Bugün, haklı olarak ‘spor alanlarında’ kullanılmasına devlet kararı ile yasak getirildi.
Doğru her zaman doğrudur! Eğer karşıt bir görüş var ise, o görüşü beyan edenler ya ayık gezmeyenler kategorisinde, ya da toplumun huzur içinde yaşamasına karşı karşıya olan kişilerdir. Evet, alkol sadece sporun özüne değil, insanca yaşamanın da özüne de aykırı. Eğer bu tezimizin aksini iddia eden var ise, aksini söylenenler kendine geldiklerinde bir daha düşünmelerini öneririm.
Diğer bir husus ise şans oyunlarının spor müsabakalarının üzerinden ‘iddaaya’ dönüşmesi. Adına her ne kadar şans denilse, kulüplere destek olarak görülse de düzmece, kısa süreli düzenekten başka bir şey değil. Tıpkı bomba gibi… İşte devlet o bombanın pimini değil, kendisini yok etmeli. Bunu yaparsa, tıpkı alkol gibi Türk Sporu bir illetten daha kurtulmuş olacak…   

Ahmet Gülümseyen Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle