--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Futbolun geleceği de malûm!..

Ahmet Gülümseyen
Ahmet Gülümseyen

Ülkemizde FIFA U-20 Dünya Kupası maçları oynanıyor ama kimsenin ‘umurunda’ olmayacağını gösteren boş tribünler.
Bu dev organizasyonun 7 şehirde oynanan ilk tur maçlarına taraftarın ilgi göstermemiş olması önemli bir husus. Rakamsal değerlere baktığımızda maç başına 4 bin 828 olarak gözüküyor.
Düşünmüyor değiliz, acaba gençlerin Dünya Kupası da ‘şike’ tartışmalarının gölgesinde mi kaldı! Öyle ya, Milli Takımımız Trabzon’da oynuyor eleme maçlarını, tribünler boş. Son olarak Gaziantep’teki bir üst tur maçlarına biraz da rica türünden ilgi.
İnsan düşünmüyor değil; “Milli Takım olmasa da Fenerbahçe, Beşiktaş, Galatasaray ve Trabzonspor formasını taşıyan bir takım olsaydı, daha fazla tribüne taraftar çekebilir miydik!” diye..
Futbolumuzu o kadar kirlettik ki, tribünlere gelen seyirci bile ‘seçici’ olmaya başladı.
Niçin? Söz konusu Milli Takım olunca (sahadaki futbolun kalitesini bir yana bırakın, o zaten kimsenin umurunda değil), sahayı kızıştıran tribünlerde küfür ve şiddet, saha içindeki futbolcuda çirkin hareketler olmuyor. Hal böyle olunca da günümüzde profili değişerek seyircilikten fanatizme dönüşen kesim bundan etkileniyor.
Bazı gerçekleri su yüzüne çıkarmak için bu yaklaşımımız, maalesef kaçınılmaz oluyor. Aksini iddia eden var ise Süper Lig’in başlamasına az bir süre kaldı, biraz sabırlı olunmasını öneririm.
U-20 takımımızın maçlarına gelince. Takımımızın ikinci turdaki rakibi Fransa’ydı. Adı Milli Takım olunca, insan ister istemez ‘kaybetme’ psikolojisi ile paniklemeye başlıyor. Bu çocuklar ağabeylerinden farklı, futbol adına ortaya bir şeyler koyarlar mı diye? Ama olmuyor.
Fransa, başlama vuruşu ile birlikte oyunu istediği şekilde yönlendirdi. Bireysel beceri ve takım olma özelliğinden güzel kesitler ortaya  koydu. Bunun karşılığını ise ilk 45 dakikayı 2-0 önde tamamlayarak gösterdi.
Teknik Direktör Feyyaz Uçar, skor dezavantajını ortadan kaldırmak için, maçın ikinci yarısında Kerim ve Salih’i sahaya sürdü. Mücadele biraz hareketlenir gibi oldu ama aleyhimize verilen penaltı tüm hesapları altüst etti.
Şampiyona devam ediyor ama Dünya gençlerinin ilk 16’sında heyecanı sonlandıran takımımızla birlikte, artık maçları tribünden izleyeceğiz.
Doğru bildiklerimizi söylediğimizde, birileri rahatsız oluyor. Varsın olsun, herkes işini yapacak. U-20 Futbol Takımımızın ilk 16’ya kalmasını başarı olarak görenlerin, bizce kendilerini sorgulamaları gerektiğini düşünüyoruz. Yok eğer kendileri ‘Fransa gibi takım çıkmasaydı’ gibi bahaneler üretecek, A Milli Takımımızın FIFA listesinde 55. sıraya kadar gerilemesini bahane olarak göstereceklerse, bu anlayıştan zaten büyük başarılar beklemek hayal olur...
Olimpiyat İstanbul’a Yakışır
Spordaki klâsik anlayışımız, ‘Skora bakma, Organizasyona bak’ türünden. Bir önceki yazımızda da değindiğimiz gibi, spor etkinliklerinin en iyisini yapıyoruz. Bu konuda kimse elimize su dökemez.
 Futbolda  U-20 Dünya Kupası ve Akdeniz Oyunları’nı aynı anda yapabiliyorsanız, insanın yüksek sesle haykırması geliyor ‘Daha ne olacak!’..
İstanbul’un 2020 Olimpiyatları adaylığı için geri sayım sürüyor. Spor Bakanlığı ile birlikte Milli Olimpiyat Komitesi IOC Kongre öncesi son sunumlarını yapacaklar.
Sunacakları dosya içerinde kanaatim o ki, tesisleşmeden spor aktivitesine bir çok çalışmanın örnekleri var. O dosyada var olan en önemli çalışmalardan birisi de Akdeniz Oyunları ve FIFA U-20 Dünya Kupası.
Ülke olarak, spor adına dünyanın kapsamlı spor organizasyonlarını yapıyorsunuz ama sonuç yine ‘nafile’ çıkacaksa; bundan, ‘Kimse kusura bakmasın’ ama karar verenler siyasi anlayışlarını spora bulaştırdılar anlamı çıkar.       

Ahmet Gülümseyen Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle