Futbol’da değişim şart!...
UEFA şike konusunda raporunu hazırladı ve Disiplin Kurulunda Fenerbahçe ve Beşiktaş kendisini savundu. Yazımızın hazırlandığında henüz sonuç açıklanmamıştı. Netice olarak ‘mutlak’ bir ceza gelecek. Ama takımlarımızın Avrupa Kupalarından ‘men’, ama futbolumuzun yönetenlerin bulunduğu görevlere belli sürelerde kısıtlama gibi..
UEFA’nın vereceği ve bizlerin ifade ettiğimiz düşünceler ışığında, asıl rahatsız olduğumuz verilecek ‘cezayı’ beklemek. Ne gariptir ki konuyu bu boyutlara kadar getirdik. Daha da önemlisi, kendi kendimizden hesap soramadık ve ipin ucunu ‘yabancının’ eline teslim ettik. Şike süreci mahkemeye taşındı, hukuk sistemimiz işletildi. Gelin görün ki aradan iki yıl geçmesine rağmen, kendi problemimizi kendimiz çözemediğimizden kaynaklanan, güvensizlik ortamı belirdi…
Çok açık ve net söylüyorum; ortam kaosa doğru sürükleniyor. Her geçen süreç, bir öncekini aratır ordu ama kanayan yaraya maalesef kimse çıkıp ‘parmak’ basmadı. Ondan sonra diyoruz ki; Futbolumuzun kalitesi niçin düşük, tribünlerdeki şiddet niçin arzu edilmeyen noktalara geldi…
Şimdi soruyorum;Sezon öncesi hangi dönemde futbolumuz için bu derecede yoğun bir mesai harcandı. Tabii bunun söylerken, sanık sandalyesinde olmakta işin bir başka ‘istenmeyen’ boyutu!
Avrupa futbolunun en üst kuruluşu UEFA bizleri sorgularken, kulüplerin bağlı bulunduğu kurum olan Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) süreci nasıl değerlendiriyor; ‘Bizi bağlamaz’ anlayışıyla. Peki niçin böyle bir yaklaşım, olacaklardan kendisini sorumlu tutulmaması için. Bu tür bir anlayış bir nevi işin en kolay, yani kaçamak tarafı.
Şike sürecini ve Trabzonspor’un hasretini çektiği Şampiyonluk Kupasını eğer UEFA Disiplin Kuruluna bıraktık ise, yapılacak bir icraat kalıyor geriye, görevinin altından kalkamayanların normal görev sürelerini beklemeden erken seçim kararı almaları. Peki tek çözüm, çıkış yolu bu mu? Evet. Çünkü, geriye başka bir alternatif kalmadı.
Kulüplerimizin Türkiye Futbol Federasyon yönelik veryansın etmelerindeki konulara bakar mısınız. Galatasaray ne diyor; yabancı transferi konusun da alınan 6+0+4 kararının, Sarı-Kırmızılı takımın Avrupa’da başarısını istememek demek… Fenerbahçe; eğer kulüp UEFA’dan ceza alır ise bunun tek sorumlusu TFF’dir. Beşiktaş; Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Yıldırım Demirören Siyah-Beyazlı Kulüpten alacağı olan 100 milyondan vazgeçmeli. Trabzonspor; şike sürecinden etkilenen 2010-2011 Futbol Sezonundaki Şampiyonluk Kupasının acilen Bordo-Mavili kulübe iade edilmesi.
Hal böyle iken siz kalkıp bu ortamda futbolunuz için huzur ortamı ve kalite aramayın. Normal işleyen süreçte, ortaya çıkan problemler neticelendirilmediği için bugünlere gelindi. Söz kimde; Futbol Federasyonu Başkanı Yıldırım Demirören’de. Daha başka, Spor Bakanı Suat Kılıç’ta.
Evet, burada Sayın Bakan için birkaç paragraf açmak gerekecek. Hükümet kendisini, Spor Bakanı olarak görevlendirdiğinde, kendisi de bir hukukçu olduğundan, çözmesi gereken en büyük sorun şike süreci idi. Sayın Kılıç ne dedi; Futbol Federasyonu özerk olduğu için, bizim müdahalemiz söz konusu olamaz. Sürecin nereye geldi de malum. UEFA’nın ülke futbolumuzun en üst basamağındaki takımları cezalandırması, bizlerden daha çok Sayın Bakanı rahatsız etmiş olmalı.
Sorunların çözümü için bir çaba sarf edilecekse, eli kalem tutan, ağzı söz yapanların bu hususta olumlu çaba sarf etmeleri gerekir. Yoksa çözüm için tek taraflı atılan a dımlar yeterli olmuyor. Buna en somut örnek 6222 Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun!..







