Fenerbahçe ‘kaos’ yolunda hız kesmiyor!.
Futbol dışında spor branşları yazalım diyoruz ama, adeta biz futbolu bıraksak da, o bizi bırakmamakta kararlı. O kadar ilginç gelişmeler oluyor ki, söz konusu haberler kamuoyunu da ilgilendirdiği için hislerimize teslim oluyor, yazmadan duramıyoruz.
Yazacağımız konu belli; Trabzonspor ve Fenerbahçe’deki son gelişmeler. Oturduk klavyenin başına, tam tuşa basarken, ajanslara düşen haberler birbiri ardına geliyor. Bize ulaşan son haber, Fenerbahçe’de sportif direktörlüğe Mario Branco’nun getirilmesi. Biz o anda düşündük, sarı-lacivertli ekipte teknik patronluğa madem İsmail Kartal getirilmişti, Mario Branco’nun sportif direktörlüğünde yapacağı görev ne olabilir ki? Oyuncu transferinde mi rol oynayacak, yabancı oyuncular arasında arabuluculuk mu yapacak, yoksa idari işlerde mi görev alacak?
Kulüpten yapılan açıklamada, Mario Branco, 6 dil biliyor, aynı zamanda spor yönetimi diplomasına sahip ve UEFA B Lisansı’na sahip. 19 yıllık kariyeri boyunca birçok ülkede farklı kulüplerde görev yapmış.
Futbol Antrenörleri Derneği’ne sorsanız (TÜFAD) kaç UEFA B Lisansı’na sahip antrenörünüz var, kaçı işsiz? Alacağınız cevap onlarca, belki de yüzlerce. Kaçı işsiz, boşta? Cevabı, bir o kadardır! Hal böyleyken, siz bunu başarı olarak tanımlayamazsınız! Diğer konu, altı dil bilmesi. Küçümsemek için söylemiyorum, bırakın bu yabancı insan, yabancı dil hayranlığını. Söylediklerimizin haklılık payını, arkadaşımız Eyüp Karakuş’un imzasıyla Anadolu Ajansında yayınlanan araştırma yazısında görmekteyiz; Yabancı oyuncu kontenjanı sürekli tartışma konusu olan Süper Lig’de, 2022-23 sezonunda 74 ülkeden 311 yabancı futbolcu görev aldı. Aynı sezon Süper Lig’de yerli oyuncu oynama oranı sadece yüzde 29.1’de kaldı. Futbolumuzda kaosa çanak tutan bir tablo.
Düşünün, Fenerbahçe için artık, zor günün can simidi. Ali Koç döneminde 2, Fenerbahçe’de üçüncü kez göreve getirilen İsmail Kartal’ın yanına sportif direktör getiriyorsunuz. Bu, mevcut başkan Ali Koç’un yabancılara olan bağlılığından başka bir anlama gelmiyor. Öyle olmasaydı, Sayın Kartal göreve gelmeden, yabancı ağırlıklı üst üste oyuncu transfer gerçekleştirme macerasına girilmezdi, sanırım. Sayın Koç geçtiğimiz ay yapılan mali kongrede ne diyordu, hatırlatalım; Yeni camiayı çok iyi bilen Türk hocayla çalışmanın daha iyi olacağını düşünüyorum. Dedi ve ardından transfer gerçekleşti. Sesli düşünüyorum, madem İsmail Kartal camiayı çok iyi biliyor, neden takıma yabancı sportif direktör atıyorsunuz. Getirdiğiniz o isim, camiayı ne kadar tanıyabilir ki! Koca bir hiç. Tartışılmaya mahal verilmemek, söylediklerimizin daha iyi anlaşılması için konuyu biraz açmak istiyoruz. Fenerbahçe’de mutlaka tüm bu yaşananlar bize geçen sezonu, yine bu aylarda Fenerbahçe’de sportif direktörlük görevinde bulunan Damien Comolli’nin açıklamalarını getirdi; “Kesinlikle transfer yapmak istiyoruz. Neye ihtiyacımız olduğunu, hangi pozisyonlara oyuncu ihtiyacımız olduğunu, ne yapmamız gerektiğini, hangi pozisyonları güçlendirmemiz gerektiğini gayet iyi bir şekilde biliyoruz…” Bu nasıl bilgi ve katkı ki, lig bitmeden sportif direktörle yollar ayrıldı. Bugün ise, sportif direktörlük konusunda tekrara düşülen bir durum söz konusu. Bunu biz görüyoruz da, tarihi bir kulübü yönetenler nasıl göremez, anlamak ve izah etmekte inanın zorluk çekiyoruz! Diğer dikkat çeken konu, Fenerbahçe tribünlerinin sesi. Gün geçmedi ki, sarı-lacivertli ekibin mevcut başkanı Ali Koç ve yönetimi hakkında istifa sesleri, daha yüksek çıkmaya başlamasın. Nasıl çıkmasın ki, dokuz yıldır ulaşılmayan lig şampiyonluğu ve mali açıdan en borçlu konumdaki bir Kulüpten bahsediyoruz. Sonuca baktığımızda, koca camianın dillerde yer eden ‘Adın ne Reşit, sen söyle sen işit’ deyişine bir örnek olmaması gerekiyor. Bu deyişe ikna olmayanlara, daha üzerinden bir yıl geçmeden geçtiğimiz sezon İsmail Kartal’ın yerine kurtarıcı olarak getirilen, bugün Jorge Jesus’un takımın başına getirilme sürecini hatırlattı. Aynı yaklaşım şimdi, sarı-lacivertli yönetim tarafından İsmail Kartal için dillendiriliyor. Bu hatırlama, Fenerbahçe’nin ‘sağlıklı’ yönetilmediğinden daha açık-seçik örnek ne olabilir ki!.







