--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Evde çürümemek için spor yapmalıyım…

Ahmet Gülümseyen
Ahmet Gülümseyen
4

Evde çürümemek için spor yapmalıyım…

İhsan Sever. 2012 yılında kör olan Sever’in hayatı, gören veya görmeyen herkes için hayat dersleriyle dolu. İhsan Sever kardeşimizle, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Spor İstanbul’da engeliler koordinatörlüğü yaptığımız 2017 yıllarında tanıştık. Spor yapmak için Spor İstanbul’un kapısını çalıp ‘Ben hareketsizlikten evde çürümemek için, spor yapmak istiyorum’ şeklinde beklentisini dile getirmişti. Sırasıyla Sefaköy Spor Tesisinde fıtness (kör fıtness yapamaz algısını da böylelikle yenmiş olduk), Yenidoğan Yüzme Havuzunda yüzme eğitimi aldı. Bununla kalmayıp, Sayın Sever’in 20 yıllık bisiklete binme hayalini, Salcano firmasının sponsorluğunda temin ettiğimiz tandem bisikletle, Şile yolunda pedal çevirerek gerçekleştirdik, elhamdülillah.

İhsan Sever, iyi bir sporsever oluşunun yanında, aynı zamanda aktör ve kitapsever. Kendisiyle tanıştıktan sonra ev ziyaretine gittiğimizde ‘Kör oldum, görmeye başladım’ sözünü dillendirmişti. O yıllar Çatalca’da yalnız başına yaşıyordu. Kapısını çalıp, kendisiyle selamlaştıktan sonra ilk sarf ettiği sözün anlamı, kör olduktan sonra kimlerin samimi olup-olmadığını anlaması, manasındaydı. Kendi ifadesiyle, bir yıldır kapısını kimsenin çalmamış olması. İhsan Sever kardeşimiz ile Instagram (@ahmetgulumseyen) üzerinden yaptığımız spor sohbetleri 61’inci programdan bir bölümünü, ders almaya ihtiyaç duyanların bilgilerine sunmak istiyoruz. Röportajın tamamına ise Youtube kanalımızdan (ahmetgülümseyen - https://www.youtube.com/watch?v=gd34Rza2fOM ) izleyebilirsiniz. Hayırlara vesile olsun inşallah…  

‘KÖR OLDUKTAN SONRA,

SOSYALLEŞME BENİM İÇİN ÇOK YORUCU’

“İhsan Sever, yalnız yaşayan, Erzurumlu bir birey. Önce İnsan, sonra birey, en son kim nasıl adlandırıyorsa; kör, sakat, görmeyen. Ben kendime kör diyorum. On dokuz yıldır profesyonel oyuncuyum. 2012 yılının Ağustos ayından bugüne körüm, bastonu bu tarihte elime aldım. Evde de olsam da, spordan uzak kalmamaya çalışıyorum. Koridorda bir o baş, bir bu baş gidip geliyorum. Diğer egzersizlerle birlikte bedenimi ve zihnimi açık tutmaya çalışıyorum. Sosyal olmayı çok ama çok seviyorum, kör olduktan sonra bu benim için, topluma karışmak çok yorucu…

‘NASIL KÖR OLDUM, DEVAMINDA NELER YAŞANDI’

“Kör olduğumun ilk on dokuz günü müthiş bir depresyon, bunalım yaşadım. Çünkü tiyatro ve spor gibi tek başıma yapabildiğim birçok şeyi yapamayacağımı düşündüm. Havuza gidiyordum, artık gidemeyeceğimi düşündüm. İlk on dokuz gün sonra dedim ki; ya İhsan nereye kadar. Bir baston temin ettim ve sokağa çıktım. Börtü böcek, kedi köpek, sokaktaki herkes, tüm sanki beni izliyor. O kadar zordu ki. Dört yüz metre yürüyüp, bir durağa gitmem lazımdı. Yürürken, gittim kamyon kasasına vurdum yüzümü. Geri dönmeye kalktım. Kendi kendime dedim ki, eve gidersen, bir daha dışarı çıkamazsın. Kadıköy’e gittim, oyuncu bir arkadaşımla buluştum.Sonra tekrar geri döndüm. Kendime öyle bir öz güven geldi ki. ‘Körlük bu muymuş?’ dedim. Anneme kıyamadığım için ‘Gel beni al’ diyemedim. Kullanmayı bilmeyince, ilk yılda dört tane baston kırdım. Sonrasında rehabilitasyonda bir beş buçuk aylık bir eğitim süreci vardı. Orada baston kullanmayı öğrendim. Şimdi gayet rahatım…

‘SPOR YAPAN ÇEVRESİNE GÜZELLİK SAÇAR’

“Okuduğumu anlamamaya başladım. Dedim ki uzun zamandır spor yapmıyorum. Hareketsiz kalırsa hiçbir şey işlemez, beyinde. Toksinler, yani atıklar birikir bedende. Sizle ilk görüşmemizde size ‘Ben hareketsizlikten evde çürümemek için, spor yapmak istiyorum’ talebinde bulunmuştum. Baktınız bilgisayarınıza (Spor İstanbul’da engelliler koordinatörü olduğumuz dönemlerde) ‘Sefaköy’de tesisimizde fıtness yapar mısınız’ dedin. Yaparım, dedim. Çatalca’dan kalkıp 2 saat 20 dakikaya yol gidip, aynı şekilde 2 saat 20 dakikaya Çatalca’ya dönüyordum. 2 saatte spor yapıyordum. Bir günde toplam 6 saat spora vakit ayırıyordum. Spor yapmaktan çok memnun, gayet iyiydim, çivi gibiydim. Otobüste, bir yerden destek almadan ayakta durabiliyordum. Çünkü, boynumdan topuğuma kadar sağlıklı kaslarım vardı. Okuduğum kitapları, not almadan baştan sona kadar anlayabiliyordum. Ama sonraki süreçte, adres değişikliğinden dolayı spor olayı durdu. Seninle böyle tanıştık, Ahmet Abi. Sözün özü; Spor yaparsan, dalların, yaprakların yeşil kalır, spor yapmazsan dalların, yaprakların solar, kurur. Ben kendimde onu gördüm. Eğer canlı ve dinamik olmak, istiyorsan, hangi yaşta olursan ol. Ne yapabiliyor musun, git yürü. Eğer bunu yapabilirsen, yeşil kalır ışıldarsın. Çevrene güzellik saçarsın. Gören gözlerde de mutluluk oluşur. Ama solgunsun, insanlar baksa derki ‘Ne mentabır bir adam’ der. Spor o derecede önemli.

KÖR MÜ, GÖRME ENGELLİ Mİ?

“Görme engelli, Sayın Sinan Göker’in bir videosu var. Bu kişi ya profesör ya da doçent doktor. Diyor ki; göz görmez. Gözler tarıyor, gördüğünü beyindeki merkeze iletiyor, o merkez ne yorumluyor, örneğin masa, bardak, araba gibi. İşitme çok daha hızlı, niçin sadece ses kodu giriyor. Gözde bir sürü detay olduğu için, beyin analiz ediyor. Şimdi soruya geliyorum. Görme engelli. Burada hangi görme engelli? O engeli görünce zaten, direkt beynim reddediyor. Niçin? Çünkü, sanki bir kafesin içerine konulmuşum, ben engellenmişim. Hiçbir tarafı görmemem için ellerinden geleni yapmışlar, engelli. Yani, birileri gelip işaret ediyor ‘Aaa, engelli!’ Eğer kişi görmez ise birileri seni besler, kafeste getirir yemini koyar, suyunu içirir, her şeyini yapar. Yalnız yaşıyorum ben. Ben yalnız yaşamadan önce, yalnız yaşayan kör yok muydu? Çok, o kadar çok var ki…

KÖRLÜĞÜ DENEYİMLE FİKRİ NASIL OLUŞTU?

“Ben Sancaktepe’de oturduğum yıllarda, normal bir insanın bile yürümeyeceği kaldırımlar vardı. Bir gün baktım ki bir anne kaldırımda çocuk arabasıyla yürüyemiyor. Neden böyle görüyormuş gibi anlatıyorum. Çünkü ben oraları bastonla her metresini aşınladım. Bir gün teyzemle eve giderken dedim kaldırımda bir video çekeyim, hiç de Youtube ( @körvizyon ) kanalından yayımlamak aklımdan geçmedi. On dakika kadar çektim ve dedim ki bu böyle durmasın, oradaki çarpıklıkları, atayım ben videoya. Dedim bunu nasıl yaparım? Dedim ki insanlara bunu göstererek, yani vizyona göstererek yaparım. Göz görmüyor. Bakınca, vizyonun da sadece ulaşacağı, gideceği yer var. Duraktır, kuruyemiştir, markettir. O kaldırımları, ya da yolu görmüyor. Dedim ki onu göstermek lazım. Zaten Youtube dan bunun üzerine yorumlar geldi. İlk deneyimlemeyi Osman Doğan ile (tiyatro külliyen) yaptım. Benim patronum Osman Doğan. Çok başka bir adamdır. Çok eğlenceli bir videodur. Yaklaşık 2-2,5 yıl oldu. ‘Osman Doğan’ın Parayla imtihan’ isimli Körlüğü deneyimleme videosunu her izlediğimde (https://www.youtube.com/watch?v=cCU1lH0bsDo ) kahkahalara boğuyorum. İkinci deneyimlemeyi Yunus Emre ile yaptık. Sonrasında Rapçi Resul, Resul Aydemir, Galatasaray’ın eski futbolcusu Saffet Akyüz. Öyle öyle geldi. Baktım hem deneyimleyenler, hem de benim açımdan karşılık buluyor. Devam ettik. Hatta kafamda bir sürü başka projelerim var kafamda. O projeleri hayata geçirmek için imkân lazım. O imkân olursa daha neler, neler var…

‘TİYATRO BİR DÜNYAM, KİTAP ÖBÜR DÜNYAM’

“Tiyatro bir dünyam, kitap öbür dünyam. Çocukken kitap okurken, ben ana karakter olurdum. Kitap çok okuduğum için şimdi ben her karakter olabiliyorum. Güldüren de oluyorum, ağlatan da oluyorum. Dolayısıyla bu dünyaya da girebiliyorum. Kitapsız bir hayat olmamasını diyorum. Kitap yol gösteren, bir kapı diyorum. O kapıdan içeri giriyor, gezip duruyorsun, yani. Kitap ne anlatıyorsa, o atmosferde gezip duruyorsun. Sabah erken uyanıyorum ben. Sabah 7-7,5’a kadar 2 saat, okuduğum zaman günde en az 120 sayfa okuyorum. Bu aralar okumuyorum, daha yeni geldim Azerbaycan’dan. Bazen başladığım kitabı bitiriyorum. Kopmak istemiyorum, o dünyadan çıkmak istemiyorum. Yemek yerken bile okuyorum. Bazen kitaplar hayal kurduruyor! Kitap bir yandan akıyor kulağımda. Kaçırdığım yerleri, tekrardan yukarı çıkıp, tekrar okuyorum. Kitaplar anlayarak okunmalı. Tercih ettiğim kitaplar, öncelikle araştırma inceleme. Sonra gerçek yaşam, fantastik. Mantıklı fantastik, bilim kurgu, kurgu romanları. Yazı yazma konusunda, insanın bir destekleyicisi olmalı. Bir işe başlayınca bırakıp, mesela sofra hazırlayıp tekrar ona dönemiyor. Bulaşığı var, bilmem nesi, osu, busu, şusu var. Yazıya oturunca, ben yazıyı bitirmeden kalkamıyorum. ‘Şurada kalsın da, devam edeyim’ şeklinde olmuyor. O yüzden yazıyı da bıraktım. Yazı, insanın içini döken, rahatlatan bir şey aslında. Sanki, karşında bir kişi varmış ve onunla konuşuyormuşsun gibi bir his oluşuyor. İnşallah bir yazmaya başladım mı, artık durmayız.

‘ON DAKİKALIK KÖRLÜK DENEYİMİ,

HAYATIMIN DÖNÜM NOKTASI OLDU’

Ayhan Akbaba (Karakoçan Belediye Başkanı); “İhsan Abi (İhsan Sever) ile tesadüf sonucu burada tanıştık. Gençlere, çocuklara yönelik bir tiyatro gösterisi vardı tiyatrocu Osman Doğan, ilçemizin güzide evladı. Osman Doğan ile beraber gelmişlerdi. Orada tanıştıktan sonra İhsan Abi’nin böyle bir teklifi olmuştu. Başkanım, bizimle körlüğü deneyimler misin demişti, on dakikalık. Başta biz de heyecanlandık, tabii ne demek dedik, bizden yana sıkıntı olmaz demiştik. O, on dakikalık körlüğü deneyimleme sürecini yaşadık. Belediyeden orta parka doğru yürürken, kaldırımlarda insanların, âmâ, özürlü, İhsan Abinin tabiriyle kör diyeyim. O on dakika içerisinde engelli kardeşlerimizin neler yaşadığını, İhsan Abi bana yaşattı, sıkıntıları beraber yaşayarak öğrendik. O zamandan sonra biraz daha dikkatli olmaya başladık. Kaldırımdan geçerken, iş yerinden eve gelirken veya esnaf ziyaretlerinde. İhsan Abi gibi kardeşlerimizin neler çektiği konusunda, çok güzel bir deneyim oldu, Allah razı olsun. O deneyimlemeden sonra yollar ve kaldırımlarda biraz daha düzenleme, daha farklı tedbirler almaya çalıştık. Deneyimleme yaptığımız o on dakikaya kadar engelli bir bireyin neler yaşardığı ve neler hissedeceğini, belki kitaplarda okur, belki tanıdık bir akrabadan dinlerdik. Hepsi bundan ibaretti. Bu on dakikalık süreci, herkesin yaşamasını tavsiye diyorum. İhsan Abinin gösterdiği o yol, çok mükemmel bir yol. Belediye Başkanının, her şahsın o deneyimi yaşamalı. İnanın o on dakikalık deneyim, hayatın bir parçası olacak. Kişinin kendi sokağında, caddesinde, gözünü kapatarak yürümesi, İhsan Abileri anlayabilmeleri için çok önemli. Neyi nasıl anlatır, neyi nasıl yaşarsanız yaşayın ama, hiçbir şey o on dakika gibi etkilemiyor. Dediğim gibi, İhsan Abi’yle körlüğü deneyimleme, hayatta benim için bir dönüm noktası oldu. Giderken, gelirken, yola bakarken, yürürken. Hep böyle aklımda. Yürürken tabelayla denk geliyorum, İhsan Abi aklıma geliyor. Diyorum, gözleri kör olan çarpabilir. Arkadaşlara söylüyorum, o tabelayı biraz daha yana aldıralım, şunu biraz daha böyle yapalım. Ama, o ana kadar böyle bir düşüncemiz yoktu. Engelli birey, yok mu var. Akrabalarımızda, insanlarımızda yok mu, var elbette. O on dakikalık sürede gözlerimizi kapatarak âmâ deneyimi yaşamak, çok daha farkındalık oluşturdu. Bu bahsettiğimiz görme engelli kardeşlerimiz içindir. Bilirsiniz, diğer engelli kardeşlerimiz de var. Herkes için bir yaşam alanı ama, bu körlük deneyimi benim için çok etkili bir deneyim oldu. Bu on dakikalık sürecin yaşanması, her şeyin üzerindeydi, diye düşünüyorum…

KÖR OLMAK TİYATRO YAPMAYA ENGEL DEĞİL

Osman Doğan ( Aktör-Tiyatro Külliyen Genel Sanat Yönetmeni); “İhsan Abi (İhsan Sever) bize ilk başvuru yaptığında, bana değil de Yunus’a denk geldi. Yunus net bir çocuk. İhsan Abi’ye kafadan şöyle bir cevap vermiş; bak İhsan Abi, körüm diye bizden ekstra bir şey beklersen bunu yapamayız. Biz oyuncu arıyoruz, seninle de oyuncu gibi çalışmak istiyoruz. İhsan Abi’de o talebi teyit etmiş. Teyit ettiğinde demiş ki, bana bir tolerans gösterdiğiniz de ben bunu kabul etmem. İki tarafta anlaşmışlar. Biz alacağımız oyuncuyu önce seçmeye tabii tutuyoruz. Oynayacağı oyun için bir ‘bölüm’ veriyoruz kendisine, şu kısma bize hazırlan gel, ona göre karar veririz diyoruz. O kısımları geçtikten sonra ben İhsan Abiyle tanıştım. Benim düşüncem, biz oyuncu bekliyoruz, alacağımız kişi de bize oyunculuk verecek. Böyle başladık, çok şükür dördüncü sezonumuza girdik. Güzel keyifli de gidiyoruz. İyi ki birlikte çalışmışız, dediğim değerli isimlerden İhsan Abi. Şimdi hedefimiz, Silivri’de oturan İhsan Abimizi Ümraniye’ye taşımak. Oyunun son sahnesinde şu oluyor; Görmüyor mu bu? Yok, görmüyormuş bu, diyorlar. Önce oyun sanıyorlar. İhsan Abi hem oyunculuğu hem de insanlığıyla gönlümüze girdi. Görmeme kısmı bizim için üçüncü dördüncü planda kaldı. Oyun bittikten sonra bazı arkadaşlarımız, abi bizi gideceğimiz yere bırakabilir misin, diyorlardı. İhsan Abi ise, ben gideceğim yere gidebilirim, diyordu. Diyoruz, arabayla metroya bırakalım. Bu teklifimizi kabul etmiyor, ben, giderim diyordu. Oyunculara da örnek oluyor; bak adam görmüyor ama, yoluna devam ediyor, diyorduk. İhsan Abi, böyle bize hayat dersi de veriyor…

MUĞLA’DA JUDO KAMPI

Yavuz Karahasanoğlu (Menteşe Gençlik ve Spor İlçe Müdürü); “İhsan Abi, hayata ve topluma katkı sağlayan, hayatın içinden birisi. İhsan Abi Muğla’ya akşam saatlerinde geldi. Gece yarısı ve hiç bilmediği bir yere. Kendisiyle görüşerek kalacak yeri ve antrenman programını ayarladık. Antrenmanlarına düzenli gidip geldi. Kamp dönemi antrenmanlarını burada tamamlayıp, sonra maçına gitti. Daha önce antrenman yaptırdığımız hocalarımız vardı. Bu engel grubuyla zaten çalışıyorduk. Özelliklerini biliyorduk ama, İhsan Abi bu gruptan tamamıyla farklı. Her işini kendi yapıyor. Sen beni bırak, ben kendim giderim ve gelirim, kendi yemeğimi kendim yerim diyordu.Belediyelerde kent, engellilerle ilgili konseyleri var. Bu konseylerde alınan kararlar var. Belediyelerde ki konseylerin iyi çalışması lazım. Gençlik ve Spor Bakanlığı son zamanlarda yaptıkları bütün tesisleri, tüm engel gruplarının kullanımına uygun olarak yapıyor. Antrenman programları eskisi gibi değil. Eskiden spor merkezleri vardı. Şimdi ise spor merkezleri ve engelsiz spor merkezleri var. Antrenörler normal vatandaşa ve özel gereksinimli bireylere hizmet veriyor. Antrenman programını o şekilde ayarlıyor. Bakanlık bünyesinde özel bireyler için birçok çalışma var.”  

 

 

Ahmet Gülümseyen Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle