Engellileri unutmamanın önemi ve BAŞEDER
Engellileri unutmamanın önemi ve BAŞEDER
AHMET GÜLÜMSEYEN
Toplum olarak bir günle sınırladığımız anneler, babalar, kadınlar, engelliler günü gibi özel günler vardır. Hayatımızda önemli değere sahip olan değerlerimizi, her gün hatırlamamız gerekirken, bir günle sınırlamak ‘vefasızlıktan’ başka bir anlama gelmiyor. Elleri öpülesi anneler, babalar ve diğer değerlerimize bağlılığımızı ‘sınırlamak’ ne dini ne de milli değerlerimizle bağdaşıyor. Düşünün, biz bu yazımızı yazdığımızda, ‘engelliler günü’ olarak kutlanan 3 Ekim olarak belirlenen özel günün üzerinden iki hafta geçti diye, biz şimdi bu özel bireyleri unutup, tekrar hatırlamak için 2025 yılının 3 Aralık gününü mü bekleyeceğiz? Böyle bir yaklaşıma ne insani ne de vicdani anlayış rıza göstermez! Buna ancak Hak’tan uzak, Batılı anlayış rıza göstermesi beklenir. Nitekim, böylesi özel günlerin ortaya çıkmasının özentisi hak ve haktan kopuk olan batılı anlayışın bir ürünü değil mi?.?
İSLAM COĞRAFYASINDAKİ ENGELLİLER
Diğer birçok özel günler gibi engelliler gününün bir günle sınırlamanın ‘hamiliğini’ yapan Birleşmiş Milletler (BM) olduğunu görüyoruz. 1992 yılında aldığı kararı uygulamaya koymuş. Aynı BM’ye bakıyoruz, Siyonist İsrail’in Filistin’de yaşattığı ve bir yıldır devam eden ve ne zaman biteceği belirsizliğini koruyan katliama ‘dur’ demek yerine, soykırımla ilgili açıklama yapmakla yetiniliyor. Esed rejiminin Suriye’de akıttığı kan ve yaşattığı katliam, kan donduran olayları ortada. Soru şu; “İslam coğrafyasında yaşatılan bu insanlık dışı yaptırımın neticesinde kaç mazlum yaşamını yitirdiği gibi, engelli kaldı?” Bu sorunun net cevabıyla muhatap olur, o coğrafyada yaşatılan soykırımına muhatap olan mazlumlardan dinlediğimizde, yaşatılan dramı daha iyi anlama durumunda oluruz, aklımızın başımıza devşirme adına, bekli bir ‘adım’ atmış, vicdanımızı harekete geçirmiş oluruz…
“BALIK YEDİRMEKTEN DAHA ÇOK, BALIK TUTMASINI ÖĞRETMENİN ÖNEMİ”
Birleşmiş Milletler’in 1992 yılında almış olduğu ‘Engelliler günü’ kararını, o günden bugün uygulamaya başlandı. Alınan kararın amacı sözde, tüm dünyadaki engelli insanların problemlerine dikkat çekmek ve onları anlamaya çalışmak. Bu ‘bir’ günle sınırlandırıldığında, yapılan etkinlikler gönle değil göze hitap ettiği görüyoruz. Bu durum ise, batı özentisinin bir sonucu olarak, kalıcı bir yarar sağlamayacağından emin olabilirsiniz. Peki, bu duruma iten nedenin ne olacağını hiç düşündük mü? Her vakit önemine vurgu yaptığımız gibi, ‘Balık yedirmekten ziyade, balık tutmayı öğretme’ anlayışının hayata geçirilmesi, özel bireylere yapılan çalışmanın anlam ve önemini artıracaktır. Biraz okuyup, araştırma yaptığımızda, İslam inancımız ve tarih bilgisinde bunu görecek, işimizi kolaylaştıracağız. Her yıl olduğu gibi, bu yılda özel gereksinimli (engelli) kardeşlerimizin içinde yer aldığı hayat serüveninde ki yaşadıklarını anlatmaya çalışmak, ilgili ve yetkilerin bakış açısını merak etmekle birlikte, ‘karınca’ misali sürece yapacağımız katkı, bizim kazanımımız olacaktır, inşallah. İşte o yazılarımızdan, 3 Aralık 2017 tarihinde kaleme aldığımız ‘Engellileri 3 Aralık’ta değil, 365 gün hatırlamak...’ başlıklı yazımızı (https://www.yeniakit.com.tr/yazarlar/ahmet-gulumseyen/engellileri-3-aralikta-degil-365-gun-hatirlamak-22090.html?utm_source=gazeteoku&utm_medium=referral ) “3 Aralık Engelliler Günü dolayısıyla İstanbul’da açılan Engelliler Fuarı’nı gezdiğim sırada gördüğüm robotlar, çocuğuna kendi şefkât elini uzatmak kadar, makinelere/robotlara teslim etmek isteyen Avrupalı/Batı düşüncesinin yansıması. Tabii her ailenin alamayacağı kadar bir maliyete sahip olmasına da ayrıca kafa yorduğumda, Avrupa ile yakınlaşmada teknoloji ile medeniyetin birbirine karıştırılmamasının önemini bir kez daha ‘sesli’ düşünmeden edemedik. Bu vesileyle, Kur’an ve hadis ışığında engelsiz bir hayat dilek ve duasıyla inşallah...” şeklinde bitirmişiz. İnsanlığın yararı için, İslam’ın şartları ve Müslümanlığımızın gerekliliğini üstlenerek iyi niyetle yola çıkıp, insanlığın yararı için çalışmada bulunanlara, bir kez daha buradan selam olsun…
BAŞEDER DİYOR Kİ “HAYAT PAYLAŞILDIKÇA GÜZELDİR”
İstanbul’un Başakşehir ilçesinde faaliyet gösteren Başakşehir Engelliler Derneği, kısa adı BAŞEDER’in örnek gösterilecek çalışmalarıyla dikkatleri üzerinde topluyor. Yaptıkları anlamlı çalışmalarla, kuruluğu olan 2011 yılından günümüze birçok özel gereksinimli bireyin yanında yer almayı başaran Dernek, diğer STK’lara da örnek konumunda. Kendileri zaman zaman ziyaret ettiğimizde, “Hayat Paylaşıldıkça Güzeldir” “Biz Birlikte Baş Ederiz” şiarıyla çalışmalarını gerçekleştirdiklerini şahit olmaktayız. Dernek Başkanı Abdullah Polat Bey ve ekibi, kısıtlı imkânlarına rağmen, ilçede yer alan kamu ve özel sektör, kurum ve kuruluşlarıyla işbirliği yaparak, zor gözükeni kolaylaştırma başarısı gösteriyor. Plan ve programlı, azim ve şevkin pozitif enerjiye dönüşmesini sağlayarak, birçok özel kardeşimizin/ailenin yanında olmanın farkındalığını ortaya koyuyorlar.
BAŞEDER, o çalışmalarının birinde da Başakşehir Kaymakamlığı, Başakşehir AK Parti Teşkilatı, Başakşehir Belediyesi ve Başakşehir Müftülüğü ile bir araya gelip, anlamlı bir organizasyona daha imza attı. “Engelleri birlikte aşıyoruz” temalı programda buluşup, öğlen namazı sonrası Kur’an tilavetiyle başlayan programın açılış konuşmasının ardından din görevlilerin okuduğu kaside ve ilahilerle devam eden program düzenlendi. Programla ve engelliler konusunda Başakşehir Engelliler Derneği (BAŞEDER) Başkanı Abdullah Polat’ın görüşleri katılmamak imkânsız. Önemli olan, bu düşünce sahiplerinin gayret sürecinde onların yanında olup, üstlenmiş oldukları sorumluluğu/yükü hafifletmek, bu kutlu yolculukta özel gereksinimli bireylerin önündeki ‘engellerin’ bir bir aşılmasını sağlamak. İşte Sayın Polat’ın bizlerle paylaştıkları o görüşler;
“Engelliler için farkındalık oluşturmanın önemi büyüktür ve toplumsal bir sorumluluktur. İşte engelliler için farkındalık oluşturmanın bazı yolları:1. Empati ve anlayış: Engellilerin yaşadığı zorlukları anlamak ve empati kurmak önemlidir. Onların günlük yaşamlarında karşılaştıkları engelleri anlamak, farkındalık oluşturmak için önemli bir adımdır.2. Eğitim ve bilinçlendirme: Engellilik konusunda toplumun genel olarak bilinçlenmesi için eğitim faaliyetleri düzenlenmeli, bilinçlendirme çalışmaları yapılmalıdır. Engellilik konusundaki yanlış inançların ve önyargıların giderilmesi için eğitim önemlidir.3. Engellilerin haklarına saygı: Engellilerin insan haklarına saygı gösterilmesi ve eşit fırsatlara sahip olmalarının sağlanması gerekmektedir. Engellilerin toplumda tam ve etkin bir şekilde yer almaları için haklarına saygı gösterilmelidir. 4. Erişilebilirlik: Engellilerin günlük yaşamda karşılaştıkları engellerin kaldırılması için çevrelerin ve hizmetlerin erişilebilir hale getirilmesi önemlidir. Engellilere yönelik engelsiz mekânlar, erişilebilir internet siteleri ve hizmetler sağlanmalıdır. 5. Pozitif temsiliyet: Engellilerin pozitif yönde temsil edilmesi ve medyada olumlu örneklerinin görünür kılınması, toplumda farkındalık oluşturmak için önemlidir. Engellilerin güçlü yanlarının vurgulanması, engellilik konusundaki olumsuz algıları değiştirebilir. 6. İşbirliği ve dayanışma: Engelliler için farkındalık oluşturmak için çeşitli kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapılmalı, toplumun her kesimini kapsayacak şekilde ortak çalışmalar yürütülmelidir. Engellilik konusunda toplumsal dayanışma ve destek önemlidir. Bu adımların uygulanmasıyla engelliler için farkındalık oluşturulabilir ve toplumda daha kapsayıcı bir yaklaşım geliştirilebilir.”