Dünya Kupasından ‘ders’ çıkarmak
U20 Dünya Kupası. UEFA’nın ikinci büyük Organizasyonu Fransa-Uruguay finaliyle sona erdi. Bu Dev futbol turnuvasından geriye sadece Fransa’nın Şampiyonluğu, boş kalan tribünler bir de…
Dünya Kupasına katılan Mili futbol takımımız Feyyaz Uçar yönetiminde çıktığı maçların ikinci ayağında Fransa’ya farklı bir skorla mağlup olmuştu. Aynı Fransa Kupanın sahibi oldu. Şimdi kalkıp şöyle bir düşünceye kapılabilir miyiz; Eğer biz Fransa değil, başka bir takımla oynasaydık en azından bir final yapardık. Böyle bir yaklaşım, ancak iyi niyetle bağdaşır, daha ileri gitmez. Futbolda A Takım düzeyindeki başarımıza baktığımızda sanırım ne demek istediğimiz rahat bir şekilde anlaşılır.
Diğer konu ise Türkiye Futbol Federasyonun yabancı sayısı konusunda aldığı kararının geçerliliği. Gençlerimizin Organizasyonda sergilediği performansa baktığımızda, yabancı sayısındaki kısıtlamanın ne kadar doğru bir karar olduğunun bir göstergesiydi adeta U20 Dünya Kupası.
Fransa-Uruguay’ın final yaptığı futbol ziyafetinde, Irak adını yarıfinale yazdırmakla önemli bir neticeye imza attı. Irak ülkemize kaç kilometre kadar uzakta, dahası bizim komşumuz değil mi? İç huzuru sağlamamış bir ülkede, bugün gençlerin Dünya Kupası gibi bir arenada yarı final oynuyor ise biraz değil, çok düşünmemiz gerekiyor (!) Eğer kendileri, bugün iç savaşın izlerinin devam ettiği bir süreçte böyle büyük bir başarı elde ediyorlarsa bu durum iyice irdelenmeli. Onları Gana karşısında seyrederken, yaptıkları her olumlu oyunda kendi kendime ‘Biz futbol denen oyunda neden başarı sağlamayıp, A takım başta olmak üzere gurbetçi oyuncu sevdası ile Avrupa kapılarını aşındırıyoruz’ şeklinde düşünmeden edemedik.
Belki saha sonuç itibariyle sportif bir başarı sağlayamadık ama tribün olarak bu başarının altına imza atmayı başardık. Fransa-Uruguay final karşılaşması İstanbul’da, Türk Telekom Arena’da oynandı. Önce üçüncülük-dördüncülük karşılaşması, sonrasında ise final. Tribünde Dünyanın ikinci büyük Futbol Organizasyonunda kaç kişi vardı dersiniz; 20 Bin. Bu rakamın yarısı da final oynayan ekiplerin eş, dost ve akrabalarını sayarsanız…
Şimdi gelelim bizim açımızdan üzerinde titizlikle durulması gereken diğer hususlara. Bu futbol ‘festivalini’ ülkemize kazandırdığımızda büyük övgüler almıştık. A Milli Futbol Takımı Eski Teknik Direktörü Guus Hiddink, 2005’te Hollanda’da da yapılan turnuvada Lionel Messi’nin kendisini ilk kez gösterdiğini hatırlatmış, Organizasyonun Türkiye için bir şans olduğuna vurgu yapmıştı. Fakat yaşananlara ve gelinen noktaya bakıyorsunuz, hep söylenenler iyi niyetten öteye gitmiyor.
İnsan düşünmüyor değil; Niçin böyle olduk? Ülkemizde futbol artık sahada değil, tribünde sergileniyor. Ortaya konan oyunun kalitesi kimsenin umurunda değil! Öyle olsaydı, Dünyanın sayılı Organizasyonunun da tribündeki yerimizi alır, futbolun geleceği olan o yetenekleri seyretme ayrıcalığı yaşardık.







