Deniz Feneri’yle bu kez Adıyaman’daydık…
Kahramanmaraş merkezli depreminden etkilenen Adıyaman ilimize yolumuz düştü. Depremin olduğu günden bugüne devletimiz ve duyarlı Sivil Toplum Kuruluşlarının (STK) bölgede. İnsanımızın yakınlığını gördüğümüzde, ‘Gitmediğimiz yer bizim değildir’ anlayışıyla, suçluluk hissine kapılmadan edemedik. Evet, ‘İyilik Hareketi’ sloganıyla 1996 yılından bugüne, yaptığı yardımlarla milyonlarca ailenin yanında olan Deniz Feneri’yle birlikte, Kahramanmaraş’tan sonra bu kez Adıyaman’daydık. ‘Ne umduk, ne bulduk!’ düşüncesinin en net yansıması, tarihimizin bilinen en eski yerleşim yerlerinden biri olan Anadolu’nun bu güzide şehrini görmek, yazın sıcağında çeşmesinden su içmek, vatandaşlarımızla sohbetimiz içimizi serinletti, gönlümüzü hoşnut etti, elhamdülillah. Allah’ın selamını verdiğimiz bölge insanından şikâyet değil, güler yüzünü ve muhabbetini gördük. Bu da bize, daha çok görev ve sorumluluk bilinci yükledi. Duaları, en zor anında yanlarından hiç eksik olmayan AFAD ve Kızılay gibi devlet kurumları, gönül insanlarının yardımlarını kendilerine ulaştıran Deniz Feneri gibi sivil toplum kuruluşlarına…
YALNIZ DEĞİLSİNİZ ANLAYIŞIYLA KUCAKLAŞTIK
İstanbul’dan yola çıkıp, bu yaşımıza kadar gidip görmek nasip olmayan Adıyaman’a vardığımızda, derin hesaplarımız yoktu, sadece gözlem yapıp, gönül almak istedik. Yaz mevsimi olduğu için barınmak, yemek, içmek, bölge halkı için şimdilik sorun teşkil etmiyor. Evleri ağır hasarlı olan vatandaşlar, binaların yıkımını beklerken (inşallah, bununla ilgili gerekli müdahale sistemli olarak bir an önce başlar), devletin depreme dayanıklı konut yapımı hummalı bir şekilde devam ediyor. Bölgeye gitmek, bölge halkıyla birlikte olmak ve onların yalnız olmadıklarını hissiyatının canlı tutulması, var olan umutlarının yeşermesi, bizleri de mutlu etti. Hayatın anlamı, insanlığın ne manaya geldiğini yaşayarak öğrenmiş olduk. Yalnız değilsiniz anlayışıyla kucaklaştığımız bölge insanından duayla harmanlanan sözler, 40 derecenin üzerindeki sıcak havada hararet dindiren demli çayları ve soğuk sularını içmek, mutluluğumuz artırdı, umudumuzun kaynağı oldu, bize daha fazla görev ve sorumluluk yükledi.
‘HERKESİN BURADA BİR HİKÂYESİ VAR’
Ülkemizin ilk ‘iyilik hareketi’ olan Deniz Feneri, depremin ilk gününden itibaren bölgede. Duyarlı vatandaşların yardımlarını bölge halkına ulaştırmak için, şehir merkezi dahil, neredeyse gidilmeyen köy, kapısı çalınmayan ev kalmamış. Deniz Feneri Adıyaman Bölge Sorumlusu Eren Demirtaş Bey ile birlikte Osman Çamcı Bey, Murat Doğan Bey ve gönüllü bölge halkı gençlerinden oluşan ekibiyle birlikte hayrın kapısını sonuna kadar aradıklarına şahit olunca, kendisine dönüp, nail oldukları dualara bizi de ortak etmelerini, istedik. Bu denli bir hareket, ülke insanımın yardımseverliği en anlamlı-güzel yansıması. Eren Bey’e bugüne kadar karşılaştığı birkaç hatırasını paylamasını isteyince, sağ olsun o da başladı anlatmaya;
“Adıyaman’da Spor Lisesi var. Lojistik merkezimize 30 km mesafede. Altı ay önce ailelere yardım ederken, çocuklara çikolata dağıtıyorduk. Aylar sonra oraya bir iş için gittik. Küçük çocuk Eren Abi, Eren Abi diyerek yanımıza yaklaştı. Biz tabii, yoğunluktan unutmuş, çocuk ise altı ay geçmesine rağmen unutmamış. Bacağıma sarılarak ‘Abi sen bana çikolata vermiştin.’Büyükler yoğunluklarından dolayı bir nebze unutuyor, ama çocuklar aylar, yıllar geçse de asla unutmuyor. Yine, Adıyaman hastanesinin olduğu yerde, ailelere yardım paketleri, çocuklara çikolata dağıtmıştık. Çocuk bizim adımız Tayyip dede koydu. Bütün oradaki çocuklara Tayyip dede geldi, Tayyip dede geldi, demiş. Oradakiler de Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan geldiğini sanmış. O çocuk, arkadaşlarına dönerek ‘Bu benim Tayyip dedem’ dedi. Bir de baktım tüm çocuklar etrafımıza toplandı. O da kıskandı bu duruma, ‘Bu benim Tayyip dedem’ diyerek, ağlamaya başladı. Herkesin burada bir hikâyesi var. Yapılan iyilikler asla unutulmuyor. Tamam gıda dağıtıyoruz, vatandaşın yardımına koşuyoruz ama, çocukları unutmamak lazım. Çocuklar bizim, bu milletin geleceği. Biz gideceğiz, onlar büyüyecek, onların çocukları gelecek. Önemli olan geleceğe yatırım yapmak lazım. Sen ömrünü tamamladıktan sonra, senin yerine o çocuk gelecek. Nasıl eğitirsen, büyütürsen öyle gider. Yine unutamayacağım bir anımı sizle paylaşmak isterim. Bir köye paket dağıtmak için gitmiştik. Gittiğimiz yerde, kendi haline oynayan bir kız çocuğu dikkatimizi çekti. Arkadaşlarla çocuğun yanına gittik, yanımızda oyuncak çikolata vardı. Çocuğa bizden ne istediğini sorduk. Amacımız onu mutlu etmekti. Bize dönerek dedi ki, benim isteğimi yerine getiremezsiniz. Ne istersin, isteğini yerine getirelim, dedik.Çocuğun annesi vefat etmiş. Bize doğru dönerek dedi ki ‘Bana annemi getirebilir misiniz?’ Bu soru karşısında oldukça etkilenmiştik. İhtiyaç sahiplerine ulaşmak için çaba sarf ediyoruz. Yardımları dağıtırken sıkıntı yaşamıyor değiliz. İyilik hiçbir zaman bitmemeli. Yardımların nereye gittiği konusunda tereddüt edenleri sahaya getirmek ve birkaç gün saha da kalmaları sağlanmalı. Düşünceleri değişirse değişir, değişmezse de, yapılacak bir şey yok…”
ÇOCUK SESLERİ KUŞ SESLERİNE KARIŞTI
Oyun çocukların dünyası. Madem çocuk gülerse dünya güler, bizler de çocukların oyun vasıtasıyla gülmesi gayreti içerisinde olduk. Beden Eğitimci olarak, bölgeye gitmek nasip olduysa, onları oyunla buluşturmak arzusundaydık. Bu konuda bizleri yalnız bırakmayan ve ziyaretimize gelen Marmara Üniversitesi Beden Eğitimi Bölümünden (2000) arkadaşımız Mahmut Şaraldı Hocamız, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünde aynı spor uzmanı olarak çalıştığımız (2002 yılları) ve şu an daAdıyaman Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü yapan Fikret Keleş Müdürümüzle görüşme gerçekleştirdik. Genç Kızılay Adıyaman Sorumlusu Ahmet Reçber Beyefendilerle tanışma imkânımız oldu. Tüm bu görüşmelerimiz ve birlikteliklerimizin ortak paydamız, bölge insanın yanında olabilmek, Allah’ın rızasını kazanma adına yararlı işlerin altına imza atabilmek. Niyet ve akıbetin hayra vesile olması için Adıyaman’ın iki farklı köyde etkinlik gerçekleştirdik. Hava sıcaklığı kırk derecenin üzerinde olunca, etkinliklerimizi akşam beşten sonra gerçekleştirdik. Etkinlikler güneşin battığı vakte denk gelse de, etkinliğe katılan herkesin mutluğu, adeta geleceğe ait umudun da yansımasıydı. Devletimizin ilgili kurumları ve sivil toplum kuruluşlarının ailelerin yanlarında olduğunun mesajını verebilmek için herkes gayret içindeydi. Mendil kapmaca, halat çekme, deve cüce, çuval yarışı gibi geleneksel oyunlarımızla Adıyaman’ın yüksek kesimindeki köylerinde çocuk sesleri kuş seslerine karıştı. Kemençe havasıyla horon oynayan çocuklar görülmeye değerdi. Deniz Feneri – Kızılay işbirliğiyle düzenlenen etkinlikte, vatandaşın memnuniyeti ve çocukların coşkusu, spor-hareket eğitimi, oyunla mutluluk özlemlerinin giderilmesi, bizleri ziyadesiyle memnun-mutlu etti.
Emeği geçen herkese bir kez daha teşekkür ediyoruz. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın her defasında önemine dikkat çektiği gibi, bu ‘şarkı’ burada bitmemeli…







