--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Ampute futbolundan Beden Eğitimi Öğretmenliğine…

Ahmet Gülümseyen
Ahmet Gülümseyen
6

Yazılan her bir yazının gerçek hayatta örnek teşkil edip, yol gösterici olma özelliği taşımasını, her daim benimseyenlerdeniz. İnşallah bu anlayışı, hayatımıza uyarlananlardan oluruz. Çünkü yaptığımız ve yapacağımız her bir çalışma, bizler için de adeta yol ‘azığı’ olmakta. Daha çok özel gereksinimli (engelli) bireyin nasıl toplum içerisinde varlığını sürdüre bileceğine örnekleri kamuoyuyla paylaştığımızda, her defasında yaptığımız işin ‘hazını’ duyanlardan oluyoruz. Topluma faydalı olabilecek bilginin ‘yükünü’ sırtlanmak, bir nevi ahiret hayatının yükünün hafifletme amacı taşır, diye düşünenlerdeniz…

Ampute futbol camiasının tanınmış ismi Umut Can Günay hocamızın hayat hikâyesini Anadolu Ajansı’nda gördüğümüzde, konunun ‘örnek’ olması ve daha çok kesime ulaşması adına, önce köşe yazımıza taşıdık (https://www.yeniakit.com.tr/yazarlar/ahmet-gulumseyen/engelini-engellemeleri-yenip-beden-egitimi-ogretmeni-olmak-41662.html ). Sporun ‘oyundan’ daha çok neleri bünyesinden taşıyabileceğini bizlere gösteren bir başka örnek. Sosyal medyadan hesaplarımızda gerçekleştirdiğimiz röportajın gazetemiz Yeni Akit internet sitesinde yer almasının yararlı olacağı kanaatiyle bu röportajdan bazı başlıkları paylaşmak istedik. Yaptığımız, yapacağımız çalışmalar hayırlara vesile olsun inşallah…   

AMPUTE FUTBOL CAMİASIYLA TANIŞMA 

“Antrenman eşofmanlarımı bir de kaleci eldivenleri verdiler, bende sahaya girdim.  Rahmi hocam var, ampute milli takım kaptanı. Gerçekten çok değerli, kıymetli bir oyuncu. İlk tanışmam onunla olmuştu. Keleciye şut çalışması yaptırıyordu. Rahmi hocama, bende kaleye geçebilir miyim, dedim. Onları topa çok hızlı vurabileceğini, gerçekten bu kadar iyi oynayacaklarını hiç düşünmemiştim. Oraya gittiğimde, benim bu branşta en iyi olabileceğimi düşünmüştüm. Çünkü zaten hayatım spor alanında geçiyordu, o zamana kadar. Futbolun zaten içindeydim. Arkadaşlarla halı saha maçı yaparken ve okullar arası maçlarda kaleye geçmişliğim de vardı. Bundan dolayı yapabileceğimi düşünmüştüm. Ama ilk gün bir bozguna uğradım. Bu kadar yetenekli oyuncuların olacağını hiç düşünmemiştim. İnanılmaz şaşırmıştım. Ve o insanları birbirine bağlı olmasını, yaptıkları şakaları, kendi hayatlarıyla dalga geçmeleri. Bu şakaları gördükten sonra ‘evet’ dedim, gerçekten insan burada mutlu oluyor. Ait olmam gereken yer burası olduğunu düşündüm. O yüzden ben yeni başlayacak insanlara, yeni başlayacak ailelere, önce maddiyetten çok iyi bir yer, güvende bir takım olmasını. Kişilerin bilinçli olmasını. Spordan ve sporcudan anlayan, sporcu kimliğinden anlayan insanların yanında yetişmelerini öneriyorum. Ampute futbol gibi bir branştan tanıştıktan sonra hayatları, eğer kendileri istediği takdirde benim gibi değişebiliyor. Ben bir örneğim. Bunu her yerde anlatmak istiyorum…

‘MİLLİ SPORCU, BEDEN EĞİTİMİ ÖĞRETMENİ VE MİLLİ TAKIM ANTRENÖRÜ OLMAK’

“Ortaokul yıllarında, ben okul takımında futbol oynarken Beden Eğitimi Öğretmenim Zekeriya Hocam sağ olsun, bana ampute futbol diye bir branş olduğunu söyledi. Benim de bu sporu yapabileceğimi, milli sporcu olup devletime hizmet edeceğimi söylediğinde, ben çok mutlu olmuştum. Gerçekten bunu yapabileceğime inanmıştım. Sonrasında 1-2 yıl kadar bu mümkün olmadı. Bu spora ulaşmak için zorlandım. Sonra TRT Spor Muhabiri Cem Çınar var, bu konuyla yakından ilgilenen. Onlar da sizin gibi, gerçekten engelli sporuna çok hizmet veren. Cem Bey’in oğlu Utku benim arkadaşımdı. Utku beni Cem amca ile Cem amca da beni ampute futbolla tanıştırdı. Ampute futbolla tanışmam bu şekilde oldu. İlk gün Batıkent’te, Yenimahalle Belediyesi’nin yaptığı bir sahaydı, o zaman. Yenimahalle Belediyesi’nin takımında futbola başladım. İlk oraya abimle birlikte, akşam saatlerinde gitmiştik. Abim, hayatımın büyük bir bölümünde yanımda olduğu için, ona buradan bir kez daha teşekkür etmek istiyorum. İlk antrenmana gittiğimiz de, bu işi yapıp yapamama konusunda endişelerim vardı Abim bana dönüp, eğer bu işi yapamayacaksan şimdi gidelim, dedi. Onlar da engelli. Ben o ana kadar engelli kavramıyla alakalı hiçbir şey bilmiyordum. Çünkü çevremde o tarz yaklaşımda bulunan bir insan yoktu. Bana engelli olduğumu hissettiren bir çevrede yoktu. Ben normal bir insan gibi yetiştim, normal bir insan gibi büyüdüm, normal bir insan gibi hareket ettim. Türkiye Kömür İşletmelerinde futbol oynadım. Yani hayatımın hiçbir alanında o tarz bir şey görmemiştim. Bu sporla ilk kez orada tanıştım. Bende abime bir söz vermiştim, ben burada olacağım ve başaracağım. Ben bunu kesinlikle başarmalıyım, dedim. Çünkü benim hayatım, beni buna yönlendiriyor. Kaderim bunu yapmamı istiyor. Ve ondan sonra, hayatımda her şey, ama her şeyi ikinci plana atıp, sadece ampute futbola odaklandım. Başarılı olmak için elimden gelen her şeyi yapmaya çalıştım. Zaten bizim branşta, ampute futbola girdiğinizde çıkamıyorsunuz. Hiçbir şekilde kurtuluşu yok. O da benim için hayatımda ampute futbolunun inanılmaz bir önemi var. Benim Beden Eğitimi öğretmeni olmamda, Spor Bilimleri Fakültesi okumamda, şu anki durumumda, kazandığım bütün paralarda ampute futbolunun ve ampute futbolunu kuranların büyük emeği var. Onlara da buradan teşekkür etmek istiyorum…

NİÇİN SPOR BİLİMLERİ, NİÇİN BEDEN EĞİTİMİ ÖĞRETMENLİĞİ? 

“Beden eğitimi öğretmenim lider, hayran olduğum bir öğretmendi. Lider öğretmenin, bir çocuğun hayatına dokunup, elinden tutup, ona bir şeyler kazandıracağıma inanmıştım. Bu yüzden o gün Beden Eğitimi Öğretmenime bir söz vermiştim. Dedim; ben beden eğitimi öğretmeni olacağım. Sizin gibi çocuklar yetiştireceğim. Bu çocukları spora kazandırıp, ileriki yıllarda arkama yaslanıp, ben bunu yaptım, diyebileceğim Benim için en büyük maddi ve manevi huzur bundan kaynaklanıyor. Bu yüzden Spor Bilimleri Fakültesi’ni İstanbul’da kazanmıştım. İstanbul takımıyla anlaşamadık. Ankara Üniversitesi sınavını kazandım. Ankara Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Antrenörlük Eğitim Bölümü’nden mezun oldum. Antrenörlük eğitimi aldım ama istediğim formasyondu. Ben öğretmen olmak istiyordum. Devletimiz böyle bir imkân sundu. Gazi Üniversitesi’nde formasyonumu tamamladım. Staj yaptığım okul, futsal branşında ilçe şampiyonu oldu. Hem öğretmenlik, hem de antrenörlük alanında kendimi geliştirebileceğimi, neler yapabileceğimi gösterdim. Ondan sonra Cumhurbaşkanlığı ataması sonucunda Beden Eğitimi Öğretmeni olarak, Ankara’nın Yeni mahalle ilçesine atandım. Yakın zamanda okulum belli oldu. İnşallah Gazi Osmanpaşa Ortaokuluna başlayacağım. İlk Beden Eğitimi Öğretmenim Zekeriya Ayan hocam ile aynı okulda görev yapacağız…     

‘KALEM TUTARSA ŞÜKREDİN’ DENİLEN KAZADAN SONRA…

“İki sene önce Antalya’da tatildeyken, denizin sığ olmasıyla birlikte denize atlarken boynumu ve omuriliğimi kırdım. Omurilik ve boyun sinirlerim zarar gördüğünden dolayı, beş ay kadar felç kaldım. Hayatımın en iyi futbol oynadığım, milli takıma hazırlandığım, ligde iyi performans sergilediğim bir dönemdi. Takımımız şampiyon olduktan sonra tatile gittim ve tatilde böyle bir şey yaşadım. Hayatımda en sevdiğim, en mutlu olduğum, yapmaktan en keyif aldığım şey futbol oynamaktı. O kazadan sonra abim doktorumuza bir soru sormuştu. Demişti ki, ‘Hocam, futbol oynayabilir mi? Bu çocuğun hayatta yapabileceği en iyi şey futbol oynamak.’ Ben kendimi en iyi orada sergiliyordum. O da benim için adeta bir tiyatroydu. Doktorumuz da Allah selamet versin, ondan da Allah razı olsun; abime şu şekilde söylemişti ‘Arda Bey, kalem tutarsa şükredin; bırak futbol oynamayı’. Futbol hayatımın bittiğini o gün, orada anlamıştım. Oradan sonra da bu hayat başka şeylere vesile oldu benim için. Ben kadere inanan bir insanım. Benim kaderimde iyi bir antrenör olmak varmış demek ki, iyi bir futbolcu olmak yerine. Şimdi çok şükür antrenörlük kariyerimi en iyi şekilde yapmaya çalışıyorum…

ENGELLİLER İÇİN POZİTİF ÇEVRENİN ÖNEMİ 

“Engelliler hususunda sosyal çevrenin, ailenin inanılmaz önemi var. Şu an başarılı olan engelli sporculara baktığınız zaman ailesinin, çevresinin, arkadaşlarının onda inanılmaz büyük emeği var. Burada benim arkadaşlarımın emeğini, ailemin emeğini asla göz ardı edemem…

‘SPOR İNSANA KAZANDIRIR, 

HİÇ BİR ZAMAN KAYBETTİRMEZ’

“Profesyonel spor yapmanın, normal spor yapmanın, egzersiz yapmanın bile insana olan faydası tartışılmaz. Sabah işe giderken çok yorgun giden insanlara ben her zaman spor yapmalarını tavsiye ediyorum. Yani o işin okulunu okuduk, bu bir bilim. Sabah egzersiz yapıp, duşunu alıp işe gittiğin zaman, o kadar güne dinç başlıyorsun ki. Ben spor yaptığım, antrenman yaptığım vakitlerde kendimi o kadar dinç hissediyorum ki. Ama şu an bu kazadan sonra, yaklaşık iki yıldır çok fazla spor yapma fırsatım olmuyor. Genelde biz insanlara spor, antrenman yaptırıyoruz. Yani ben spor yaptığım dönemler, 3-4 saat uyku bana yetiyordu. Çünkü antrenman yapıyordum. Çünkü kalbim yerinde, oksijen kapasitem yerinde. Gayet hayatıma inanılmaz şekilde devam ediyordum. Şimdilerde bazen zor uyanıyorum. Böyle durumları bugüne kadar hiç yaşamamıştım. Bunların hepsi spor yapmamanın eksikliği. Spor insana kazandırır, hiçbir zaman kaybettirmez...

 SPOR PROJESİ HAZIRLAMANIN ÖNEMİ 

“Gençlik ve Spor Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı. Bu bakanlıklar bize proje getirin, biz uygulayalım diyorlar. Bizim insanımızda şöyle bir olay var aslında, yukarı taraflarda bir problem yok. İnsanlarımız üşeniyorlar bu projeleri yapmakta. Bu durumda kimse kimsenin kapısını durduk durmadık yere çalmıyor. Ama sen gidip onlara kendinin gerçekten bu alanda yeterli olduğunu gösterdikten sonra, o insanların da sizin peşine düşeceğine ben canı gönülden inanıyorum bu anlamda. Yani sadece evde yatmak yerine, arkadaşlarımızla birlikte kahve içmek yerine bu tarz alanlarda okumuş insanların, bu tarz işlerle uğraşan insanların proje üretip devletine, milletine sporcusuna bir katkı sağlamasını; senden sonra gelecek nesle katkı sağlamasını diliyorum. Bunun için de ben kendi hayatımda her zaman öncü olmuş bir insanım. Bununla alakalı bir şeyler yapmak istiyorum inşallah, aklımda çok şey var. Destek alabileceğime de sonsuza kadar inanıyorum. Bu bağlamda Gençlik ve Spor Bakanlığımız’ın, diğer branşlar hakkında çok büyük bir bilgim yok ama ampute futbol branşına verdiği destek gerçekten ortada. Bir branş en alçaktan alınıp bu kadar zirveye getirilemezdi. Şu an Türkiye’de üç tane ligimiz var. Süper Lig, Birinci Lig ve İkinci Lig, 30 tane takımımız var. 600 tane faal sporcumuz var, bu bağlamda. Daha fazla sporcu bulabiliriz, bu bizim eksikliğimiz…

‘AMPUTE FUTBOLUNA SAHİP ÇIKMALIYIZ’

Ampute futboluna yapılan yatırımların hiçbir tanesi boşa gitmedi. Şu an futbol adı altında dünya şampiyonu olmuş tek branşız. Bunu çok büyük bir özgüvenle söylüyoruz. Gerçekten çalışıyoruz, gerçekten inanıyoruz, gerçekten başarılıyız. Bu durumda bize yapılan hiçbir yatırımın boşa gitmeyeceğini. Yapılan yerel ve genel anlamda, özel veya resmi kurumların, iş adamların bu işlere girdiği zaman, bu işten ne kadar keyif alabileceğini, ne kadar haz alabileceğini ben biliyorum. Bunu da yaşayan insanlarımız var. Zengin iş adamlarının ampute futboluna destek verdiğini görüyoruz. Bu bağlamda, ben bununla, o insanlarla gurur duyuyorum. Ampute futboluna hep birlikte sahip çıkmalıyız.    

‘KULÜPLERİN KAPATILMASI ÜZÜCÜ’ 

“Bir takımın kapanması, tüm camia açısından oldukça üzücü bir durum. Buna bütün camia olarak, sadece biz bu kulübün vatandaşları olarak, sporcuları olarak, antrenörleri olarak değil; tüm camia gerçekten bu duruma çok üzüldü. Çünkü böyle büyük bir kulübün kapanması herkesi gerçekten üzdü. Bu kulüpte biz ekmek yedik 3 yıl boyunca. Çeşitli başarılar kazandık. Şampiyonlar Ligi şampiyonu olduk, Süper Lig şampiyonu olduk. Adımızı en iyi şekilde, en üst mecrada duyurduk. Bu durumdan dolayı ben gerçekten başkanımıza teşekkür ediyorum, o dönem ekmeklerini yedik. Böyle bir karar alınmış, bu karara saygı duyuyoruz. Biz de camia olarak, yani camianın antrenörleri olarak ben kendi açımdan, takımdan ayrıldım. Şimdi inşallah yeni bir serüvene başlayacağız. Hayırlara vesile olur…

Not: Röportajın tamamına YouTube; ahmet gülümseyen youtube.com/watch?v=gEwJEiehkxE linkinden ulaşabilirsiniz.

Ahmet Gülümseyen Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle