--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Akdeniz Oyunları iyi bir referans!

Ahmet Gülümseyen
Ahmet Gülümseyen

17. Akdeniz Oyunları sona erdi. Peki, ekonomik krizden dolayı  Yunanistan’ın 4,5 yılda yapamadığı ve “pes” edip topu Türkiye’ye “pasladığı” dev spor organizasyondan geriye ne kaldı?
Olimpiyatlar, Dünya ve Avrupa Şampiyonası’nın yanında “oyunlar”,  sporcuların dereceleri açısından daha büyük yarışmalar için prova niteliği taşıdı. Bir de işin tesisleşme yönü var. Yani “spor organizasyonlarının” yapılabilmesi için gerekli olan donanım. Kısa sürede yenileme ve sıfırdan olmak üzere Mersin ili ağırlıklı olmak üzere 55’e yakın spor tesisi inşa edildi.
Yüksek bir bütçe ile yapılan ve Akdeniz ülkelerinin katılımıyla gerçekleşen oyunlara “yetiştirilen”  bu tesislerde, milli sporcularımız birçok dalda da madalyanın sahibi oldu. Akdeniz Oyunları anlayana göre güzel mesajların da kaynağını oluşturdu.
Dünya Basketbol Şampiyonası, Dünya Tenis Şampiyonası, Dünya Futbol Şampiyonası, Dünya Üniversiteler Arası Yaz ve Kış Oyunları, Karadeniz Oyunları ve adını sayamadığımız bir çok dev organizasyon... Peki tüm bunlar ne zaman oldu? Son on yılda... Ne zamana denk geldi? Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Başbakanlık dönemine...
Birileri yine “siyasetle sporu harmanlıyor” yakıştırması yapabilir yazılarımıza ama tablo ortada. Bu spor organizasyonları  da durduğu yerde olmayacağına göre, elbette takdir edilmesi gerekeni “alkışlamak” gerekmez mi!
Bir spor organizasyonunun olabilmesi için tesis gerekli. Spor Genel Müdürlüğü’nde çalıştığım dönemlerde (2001-2005)  ülkemizin bir çok bölgesini gezme fırsatına sahip olmuştum. Gittiğim bölgelerde bırakın spor salonlarının varlığını, temeli atılıp da paslanmaya terk edilmiş o kadar tesise şahit olduk ki...
Bugün bakıyorsunuz, yurdun hemen her bölgesi spor tesisleşmesi yönünden birbirleriyle yarışır hale geldi.  
Yiğidi öldür ama hakkını yeme. Daha önceki yazılarımızda da vurguladık. Sporun içinden gelen Sayın Recep Tayyip Erdoğan ülke sporu için de bir şanstır. Bu organizasyonun tamamına yakınının hükümet garantörlüğünde gerçekleşmesi, bunun en net göstergesi.
Şimdi sırada 2020 Olimpiyatları var. Bu kadar dev spor organizasyonlarının üstesinden rahatlıkla gelen Türkiye, Olimpiyat Oyunları’nı da kolaylıkla üstlenebilir. Ama engel ne; “lobi” çalışması.
Hani sporun olduğu yerde siyaset yoktu? Türkiye Olimpiyatları ülkemize getiremedi ise bunun tek sorumlusu Uluslararası Olimpiyat Komitesi’nin, sporla bağdaşmayan  “kulis” çalışmalarıdır. Ne demek istediğimizi, futbolda bugün UEFA’nın Türkiye’ye yaptıklarına bakarak rahatlıkla anlayabilirsiniz…
Akdeniz Oyunları bunlarla sınırlı değil. Çıkarılacak dersler, geleceğin daha “parlak’ olması için önemli kılavuz olur. Akdeniz’in sporcu başarı tablosu, doping skandalları, Türkiye’nin çizilen spor haritasına inşallah bir sonraki yazımızda değiniriz.
SPOR UZMANLARI
KADRO BEKLİYOR
2001 yılında KPSS ve Yabancı Dil gibi ayrı ayrı iki sınavla mesleklerine atanan Spor Bakanlığı bünyesindeki spor uzmanlarının kadro beklentisini, köşemize taşıma gereği duyuyorum.  
2008 yılına kadar ben de onlardan, spor uzmanları çalışanlarından biriydim. Devlet kademlerinde  4-B maddesine göre çalışan ve “İşçi de değil memur da değil” yakıştırmasıyla inanın hep mağduriyet yaşadılar. Ben bu süreci alternatif bulduğumda “istifa” ederek sonlandırdım. 500 kişi başlanılan çalışma sürecini, bugüne kadar 325’e yakın arkadaşımız taşıyabilmiş. Bu arkadaşlarımız halen spor federasyonlarında genel sekreter veya spor uzmanı, illerde ise kadro olmadığı için vekaleten ilçe müdürü veya bürolarda düz personel gibi çalıştırılıyor. Yıllardır bir beklenti içindeler; kadro alabilmek.
Bugünlerde “sözleşmelileri” kadroya alma çalışmaları Meclis’e taşınıyor.
Spor organizasyonlarında artık ülke olarak dünyada bir numarayız. Bunu kimse inkar edemez, gerçekleştirilenler ortada. Şimdi sırada tesisleri emin ellere teslim etmek, geleceğin yıldız sporcularımızı yetiştirmek var... Sadece adları “uzman” olan, çalışmalarında ise Türk sporuna bugüne kadar büyük katkı sağlayan bu arkadaşlara spor teşkilatının çok ihtiyacı var.  
Sayın Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan ve Spor Bakanımız Sayın Suat Kılıç’ın katkılarıyla, dileriz spor uzmanlarının “kadro” sıkıntısı ortadan kalkmış olur.

Ahmet Gülümseyen Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle