• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Abdullah Şanlıdağ
Abdullah Şanlıdağ
TÜM YAZILARI

Fay hatlarını tetiklemenin bir faydası olur mu?

24 Nisan 2023
A


Abdullah Şanlıdağ İletişim: [email protected]

 

Hafta sonunu Ankara’da geçirdim. Ak Parti’nin Türkiye Yüzyılı, seçim manifestosu ve hedef noktalar üzerine araştırmalarda bulundum. Ankara’nın girişindeki ormanlık alanlar ve metropol kentin içlerine kadar Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın afişleri ile süslenmiş. Afişlerin vurucu cümlesi ise, “Türkiye Yüzyılı için hemen şimdi”, “Doğru zaman doğru adam”.

Lider, masa başında değil işbaşında belli olur” sloganlarının yazılı olduğu afişlerin toplumda bir karşılığı olur. “Haydi bir daha” şarkısı için de aynı şeyi düşünüyorum. 

Reis, asrın felaketi olarak nitelendirilen depreme yönelik kalıcı konutların yapımı için de bir yıl süre istemişti. Kahramanmaraş merkezli depremlerin vurduğu 11 ilde yaralar hızla sarılıyor, çadırkent dönemi aşıldı, şimdi sıra konteynerlerde. Depremzedelerin çoğu konteynerlere yerleştirildi. Köy tipi evlerin büyük kısmı tamamlanarak teslim edildi, kalıcı konutların ise temeli atıldı. “Yaparsa Ak Parti yapar” kavramı, tam da “lider işbaşında belli olur” cümlesinin içini dolduruyor. 

Deprem bölgesinde hiçbir depremzedenin konutların yarım kalacağına dair bir korkusu bulunmuyor. Tek korku, olası bir iktidar değişikliğinde durumun ne olacağı.. Bu yüzden de deprem bölgelerinden Ak Parti’ye büyük bir yöneliş olabilir.

Ak Parti’nin, Cumhurbaşkanı ve 28. Dönem Milletvekili Genel Seçimlerinde milletvekili adaylarının kullanabileceği logo, afiş, broşür ve diğer tasarımları çok güzel. CHP’nin, “sana söz veriyorum” cümlesinin altı iyi beslenmemiş. Sürekli yalan söyleyen bir adamın, karısını ikna edebilmek için, “bu kez yemin ediyorum” sözünü andırıyor. 

Ak Parti’ye gelince.. Türkiye Yüzyılı için “doğru zaman, doğru adam” vurgusu gayet anlamlı ve içeriği zengin. Ancak cümlenin devamında yer alan, “doğru adım” retoriğine çok dikkat etmek gerekiyor. Yaklaşık bir yıldır seçim ve Ak Parti’ye ilişkin yazdığım yazılarda; Ak Parti’nin alternatifinin olmadığını, eğer hata yapmazsa, 2023 seçimlerinin galibinin yine Ak Parti olacağını söylüyorum. Seçime tam bir ay var ve yazdıklarımın aynen arkasındayım. Doğru adım atacaksak, siyaset diline çok dikkat etmemiz gerekiyor. Fay hatlarını tetikleyici, toplumu kutuplaştırıcı, rakibimizi küçümseyici söylem ve eylemlerden uzak durmalıyız. Çünkü siz, kalbinizden inancı, yüreğinizden cesareti, bileğinizden gücü, sırtınızdan teri hiç eksik etmeden durmaksızın çalışacağınızı, bu memleket için doğru işler yapacağınızı ve doğru olacağınızı söylüyorsunuz. Dolayısıyla toplumun ve rakiplerinizin fay hatlarını tetiklememeye, mayınlı arazide dolaşmamaya dikkat etmelisiniz. Kültürel ve mezhebi kırıklıkları derinleştirmeyiniz. 

Muhafazakâr -dindar, laik-seküler ayrımına müsaade etmeyiniz. Hem iktidar, hem de muhalefet için söylenecek çok şey var. İktidarın rakibi, başını CHP’nin çektiği ve arkasında 6 farklı rengin yer aldığı muhalefet kanadıdır. 

Çok sesli koroyu andıran bu yapıdan aykırı sesler yükselebilir.  Kılıçdaroğlu’nun buna mani olması ve son düzlükte ekibini iyi kontrol etmesi gerekiyor. Kırılgan, karşı tarafı kışkırtıcı söylemlerin hiç kimseye faydası yok. 

Gerçekliği tartışılabilir olsa da, helalleşme ve değişim rüzgârının CHP’ye yaradığı bir gerçek. Eğer CHP, “Tayyip Erdoğan bir dönem daha kazanırsa bittik” argümanına sarılırsa, kendi ayağına sıkmış olur. Ak Parti de CHP için dillendirdiği, 2002 siyaset dilinden hızla uzaklaşmalı ve “seccadeye basanlar, kıbleyi şaşırtanlar” gibi söylemlerden uzak durmalıdır. Rakibini asimile edip itibarsızlaştırma siyasetinin toplumda bir karşılığı yok. 

CHP’nin, camileri ahır yaptığının ve dine düşman olduğunu söylemenin, fay hatlarını tetiklemekten başka bir işe yaramayacağını görmeniz gerekiyor. Artık yeni şeyler söylemeniz gerekiyor. Ak Parti, tabanını yanında tutmak istiyorsa, çok seviyeli ve tutarlı bir dil geliştirmelidir. Siyaset dilinin olgunluğu, doğru adımlar atmanın temel şartıdır. Hem bu sayede, sadece kendi sosyolojik tabanınızı konsolide etmekle kalmaz, öteki taraftan da seçmen kazanırsınız. 

Muhalefeti;  HDP ve terör faktörü üzerinden tanımlamanın da Ak Parti’ye bir getirisi olmaz. HDP’nin toplumdaki karşılığı Kürt seçmendir. Kürt seçmeni karşınıza almadan, HDP ve Millet İttifakı’nın yumuşak karnına vurabilirsiniz.   

Ben Ak Parti’nin inşa ve ihya söylemini çok anlamlı buluyorum. Eğer yanlış anlamıyorsam; inşa ile depremde yıkılan şehirlerin onarılması, ihya ile de Türkiye Yüzyılı kastediliyor. Ak Parti, gömlek değiştirdiğini söylediğinde toplumun büyük kesiminden destek görmüştü. Bugün de dini ve milli değerleri yarıştırmaktan uzak durmalı ve Abdulmuttalip mantığına sarılmalıdır. Ak Parti kurmaylarının dahi Abdulmuttalip mantığını bildiklerini zannetmiyorum. Reis, bahsettiğim damarı çok iyi bilir. Bilmeyenler, Peygamber efendimizin dedesi Abdulmuttalip ile Habeşistan’ın Yemen valisi Ebrehe arasında geçen ilginç konuşmayı okusunlar. “Ben, develerin sahibiyim ve onları istiyorum. Kâbe’nin ise asıl sahibi var. O’nu o Yüce sahibi korur!” diyen Abdulmuttalip, günün şartlarında hem kendisine tabi olanları korumuş ve denge siyaseti gütmüş, hem de rakiplerine karşı dik duruş sergilemiştir. Develer, gücü temsil ediyordu. Güç olmadan, kutsal Kâbe korunamazdı. 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Mehmet Saygaz

Güzel tesbitler,olması gereken, muhafazakar bir partiye,iktidara yakışacak olan da sizin temennilerinizdir. 

Emine kural

Çok güzel bir yazı kutluyorum..böyle bir altılı masa kendi aralarında dahi anlayamıyorlar nasil devlet idare edip nasıl kanun çıkaracak...bitirirler ülkeyi
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23