Türkiye Cumhuriyeti tarihi boyunca sürekli CHP diktası tarafından Risale-i Nurların yasaklandığını belirten Barla Platformu Başkanı Said Yüce, “İlk defa bir Cumhuriyet hükümeti, İslam dünyasının ve Türkiye’nin medar-ı iftiharı olan nadide bir Kur’an tefsirini ‘memleket kültürü için önemi haiz’ eser kabul ederek, topluma ulaştırılması kararı almıştır. Dinini seven, kalbinde zerre kadar iman olanlar bu karardan sevinç duymalıdır” dedi.
Bediüzzaman Said Nursi’nin eserleri üzerindeki hakların Diyanet İşleri Başkanlığı’na verilmesine ilişkin kararın Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girmesinin ardından AK Parti hükümetine ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a “tebrik ve teşekkür” mesajları yağıyor. Resmi Gazete’de yayınlanan kararın sahtekarların önünü keseceği belirtiliyor.
Türkiye Cumhuriyeti tarihi boyunca sürekli CHP diktası tarafından Risale-i Nurların yasaklandığını belirten Barla Platformu Başkanı Said Yüce, “İlk defa bir Cumhuriyet hükümeti İslam dünyasının ve Türkiye’nin medar-ı iftiharı olan nadide bir Kur’an tefsirini “memleket kültürü için önemi haiz” eser kabul ederek topluma ulaştırılması kararı almıştır. Dinini seven, kalbinde zerre kadar iman olanlar bu karardan sevinç duymalıdır” dedi ve Paralel Örgüt medyasının ‘Risale-i Nurlar Devlet tekeline alındı’ iddiasının tamamen yalan olduğunu da sözlerine ekledi. Paralel örgütün tetikçisi Zaman ve yine örgütün izinde olan Yeni Asya’nın “Risale-i Nurlar devlet tekeline verildi” yönündeki kara propaganda içerikli haberlerin gerçekleri yansıtmadığını belirten Barla Platformu Başkanı Said Yüce, “Asrımızın Büyük İslam Alimi Bediüzzaman Said Nursi’nin kaynağını Kur’an ve Sünnetten alan eserleri Risale-i Nurlar aslı korunarak himaye altına alınıyor. Eserlerin kamuya maledilmesi birilerinin idda ettiği gibi asla “devlet tekeli” değildir. Kararname ile yapılan düzenleme geçmişte birçok kıymetli eserin başına gelen bozulma ve aslını kaybetme risklerinden kurtarıyor” dedi.
Kararnamenin Risale-i Nurların yayınlanmasını engellemediğine dikkat çeken Said Yüce, “Bilakis ‘eserin aslının muhafazası ve topluma sıhhatli bir şekilde ulaştırılmasını’ garanti altına alıyor. Bununla da kalmıyor. Diyanet İşleri Başkanlığı’na devredilen bu yetki, aslına uygun basan herkese basma ve yayma yetkisi de veriyor. Bu husus kararnamede gayet açıkken ‘yasaklanıyor, tekelleşiyor’ gibi ifadeler bu eserleri tahrif edenler, ya da bunlar üzerinden menfaat sağlayanların hezeyanlarıdır. Samimi ve masum insanları aldatma çabalarıdır” değerlendirmesinde bulundu.
CUMHURİYET TARİHİ YASAK VE İMHA KARARLARIYLA DOLU
Kurulduğu günden beri din ve dine ait her şeyin karşısında ve aleyhinde olan CHP’nin Risale-i Nurlarla ilgili bütün tasarruf ve icraatları yasaklamak ve eziyet etmek şeklinde olduğunu söyleyen Barla Platformu Başkanı Said Yüce, “90 yıllık arşivler buna şahittir.

Cumhuriyet arşivleri, özellikle tek parti ve darbe dönemlerinde Bakan, Başbakan ve Cumhurbaşkanlarının dini eserleri yasaklama, toplatma ve imha etme karalarıyla doludur” dedi.
Türkiye Cumhuriyeti tarihi boyunca sürekli CHP diktası tarafından Risale-i Nurların sürekli yasaklandığını belirten Yüce, “İlk defa bir Cumhuriyet hükümeti İslam dünyasının ve Türkiye’nin medar-ı iftiharı olan nadide bir Kur’an tefsirini “memleket kültürü için önemi haiz” eser kabul ederek topluma ulaştırılması kararı almıştır.
Dinini seven, kalbinde zerre kadar iman olanlar bu karardan sevinç duymalıdır.
Suçlara karşı kalplere manevi yasakçı yerleştiren ve asayişin manevi bekçisi olan iman hakikatlerini ders veren Risale-i Nurlara devletin sahip çıkması, yapılması gereken bir uygulamaydı” diyerek AK Parti hükümetinin çıkartmış olduğu kararnameye karşı çıkan Paralel Örgüt medyasına sert çıktı.
Bediüzzaman Said Nursi’nin vasiyetinin AK Parti hükümeti tarafından Risale-i Nurların devletin himayesine alındığını ifade eden Yüce, “Nitekim eser müellifi Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri de eserlerinde birçok yerde ‘devletin ve hükümetin himaye etmesi ve sahip çıkmasını’ istemiştir. ‘Hükümet beni tam himaye ve bana yardım etmek, milletin maslahatına ve vatanın menfaatine çok lüzumu varken... ’ demiş...
Diyanet’e de ‘onlar sizin hakiki malınızdır. Sahip çıkın, himaye edin, muhafaza edin’ diyerek, talebelerine bu isteğinin yerine getirilmesi için çalışmalarını vasiyet etmiştir. Çok şükür bu vasiyet gerçekleşmiştir” dedi.


