Ölüm aylığından yararlanma şartları-II
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
SGK Uzmanı Murat Özdamar 'Ölüm aylığından yararlanma şartları-II' başlıklı bir yazı kaleme aldı.
İşte SGK Uzmanı Murat Özdamar'ın kaleme aldığı o yazı;
Geçen hafta ölen sigortalının üzerinden aile bireylerine aylık bağlanabilmesi için gereken prim gün şartı ile sigortalılık süresi şartı hakkında açıklamalarda bulunmuştuk. Bu yazımızda ise hak sahibi aile bireylerinin kimler olduğunu açıklayarak aile bireylerinin hangi şartları sağlaması halinde ölüm aylığı almaya hak kazanabileceği hakkında bilgilendirme yapacağız.
5510 sayılı Kanunda, “sigortalının veya sürekli iş göremezlik geliri ile malullük, vazife malullüğü veya yaşlılık aylığı almakta olanların ölümü halinde, gelir veya aylık bağlanmasına veya toptan ödeme yapılmasına hak kazanan eş, çocuk, ana ve babası” hak sahibi olarak ifade edilmiştir. Benzer tanımlama 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanununda da yer almaktadır.
Sigortalının ölümü sonrası ölüm aylığı bağlanabilecek olan hak sahibinin ilki dul karı/kocadır. Dul eşe aylık bağlanmada cinsiyet şartı bulunmamaktadır. Erkek sigortalının ölümünde dul kadına, kadın sigortalının ölümünde ise dul erkeğe aylık bağlanabilecektir.
Dul karı/kocaya ölüm aylığı bağlanabilmesi için, ölüm tarihinde sigortalı ile Türk Medeni Kanunu’na uygun biçimde evlilik akdinin kurulmuş olması şarttır. Resmi kayıtlara alınmayan ve İmam nikahı olarak ifade edilen evlilik akitleri, Medeni kanun kapsamında bir resmi evlilik sayılmadığından, geçimi ölen sigortalı tarafından sağlanıyor olsa dahi sosyal sigorta hükümleri gereği geride kalan karı/koca hak sahibi sayılmaz. Sosyal sigortalarda Medeni Kanun’u tek referans alan evlilik kavramının, ölüm sigortasının ruhuna uygun biçimde yeniden düzenlenmesi gerektiğini yönünde tartışmalar da bulunuyor. Bu görüşe göre, ölen sigortalının hayatta iken geçimini sağladığı dini nikahlı karısına aylık bağlanması için yasal değişiklik yapılmasının isabetli olacağı değerlendirilmektedir.
Türk Medeni hukukuna göre evlenebilmek için tarafların farklı cinsiyette olması, evlenme engeli bulunan hısım/akrabalar arasında bulunmaması şarttır. Türk vatandaşları açısından bizim Kanunlarımız eşcinsel evliliğe izin vermemekle birlikte buna izin veren Avrupa ülkeleri vatandaşlarından Türkiye’de sigortalı çalışması bulunup ölen aynı cins eşe (eşcinsel) ölüm aylığı bağlanmasını engelleyen özel bir hükme, sosyal sigorta kanunumuzda yer verilmemiştir. Bu konuyla ilgili olarak 5510 sayılı Kanunda bir yasal değişiklik yapılması yani farklı ülke uyruğunda olup aynı cins evlilikler için dul kalana ölüm aylığı bağlanmayacağının net biçimde kanuna derç edilmesi isabetli olacaktır.
Bizim ülkemizde çok eşliliğe izin verilmemekle birlikte kendi ülkesinde yasal olarak birden fazla kadınla evlenebilen ve sonradan Türk vatandaşlığına geçenler de bulunmaktadır. Yine Türk vatandaşlığına geçmemiş olsa bile kendi ülkesinde yasal olarak birden çok kadınla evlenmiş olup Türkiye’de sigortalı çalışması bulunan yabancı erkek sigortalılar da bulunmaktadır. Sosyal sigorta kanunumuzda, bu kapsamda bulunanların ölümü halinde dul karısının hepsine aylık bağlanıp bağlanamayacağı hakkında düzenleme bulunmuyor. Sosyal sigorta kanunumuzda bu konunun da ele alınması gerektiğini düşünmekteyiz.
Boşanma davası devam ederken ölen sigortalının dul eşine aylık bağlanıp bağlanamayacağı hakkında sosyal sigorta kanunumuzda özel bir düzenleme bulunmuyor. Ancak bu konuda SGK tarafından yayınlanmış olan 2018-38 sayılı Genelgede bir açıklama bulunuyor.
Genelgede yer alan hükme göre, söz konusu evlilik birliğinin sona ermesi ise boşanma kararının kesinleşmesi ile hüküm ifade ettiği için, boşanma davası devam ederken vefat eden sigortalının eşinin hak sahipliği hususunda;
Ölen sigortalının mirasçıları tarafından 4721 sayılı Kanunun 181’inci maddesine göre boşanma davasına devam edilmemişse, evlilik boşanma ile değil ölüm ile sonuçlandığından sağ kalan karı/kocaya 5510 sayılı Kanun hükümlerine göre aylık bağlanmaktadır.
Ölen sigortalının mirasçılarının boşanma davasına devam etmesi ve mahkeme kararı ile hayattaki eşin kusurlu olduğunun tespit edilmesi halinde ise ölüm aylığı bağlanmamaktadır.
Bu durumda ise hayattaki eşin hak sahipliği sıfatının söz konusu karar kesinleşene kadar devam ettiği hususu göz önüne alındığında, sigortalının ölüm tarihinden kararın kesinleşme tarihine kadar geçen süre için dul karı/kocaya ölüm aylığı bağlanacak ve kararın kesinleşme tarihini takip eden ödeme dönemi başından itibaren ise ölüm aylığı kesilecektir.
Bu konuda yaşan bir ihtilafta Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, SGK’nın bu uygulamasını isabetli bulmuş, SGK’nın uygulamasına paralel biçimde hüküm kurmuştur. Hükme göre, mirasçılar tarafından takip edilen ve ölümden sonra tescil edilen boşanma davasında eşin kusurlu bulunmasına bağlı olarak boşanmaya hükmedilmesi nedeniyle dul eşe ölüm aylığı bağlanamayacağı sonucuna ulaşılmıştır.
5510 sayılı Kanun hükmüne göre sosyal sigorta yardımlarında zorunluluk ilkesi egemendir ve sigorta hak ve yükümlülüklerini ortadan kaldırmak, azaltmak, vazgeçmek veya başkasına devretmek için sözleşmelere konulan hükümler geçersizdir. Bu hükme bağlı olarak dul eşin, ölenin mirasını reddetmiş olması ölüm aylığı almaya engel bir hal değildir. Ancak ölen sigortalının, ödenmemiş prim borcu bulunuyorsa ölüm aylığı bağlanabilmesi için prim borcunun ödenmesi gerekecektir.
5510 sayılı Kanun hükmüne göre, dul karı/kocaya ölüm aylığı bağlanması için asgari evlilik süresi şartı yoktur. Yanı sıra ölüm aylığı bağlanması bakımından dul karı/kocanın kaç yaşında olduğunun da önemi bulunmamaktadır. Ancak 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanununda ise tersi biçimde farklı bir düzenleme yer almaktadır. 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu’nun 71’inci maddesi hükmüne göre, memur veya memur emeklisinin eşi ile arasında 30’un üzerinde yaş farkı varsa, evlilik süresi on yıldan az ise ve ortak çocukları yoksa, dul aylığı yarım olarak bağlanmaktadır.
Dul karı/kocanın sigortalı çalışması veya kendisinin emekli olması ölüm aylığı almaya engel değildir. Dul karı/kocanın sigortalı çalışması veya emekli maaşının olması bazı hallerde ölüm aylığı hissesinde azalmaya neden olsa da dul karı/koca her hal ve şartta evlenmediği sürece ölüm aylığı alma hakkına sahiptir.