Yemeklerin nasıl yenmesi gerektiği ile ilgili Efendimiz (sav)’in sözleri, sağlığımız açısından çok önemli.
Günümüzde çeşit çeşit diyetler, zayıflama ilaçları, sağlıklı beslenme adına katlanılan sıkıntıları hatırlayın. Kilosuna dikkat etmeyenler, çözümü diyetisyen önerilerinde, bitki kürlerinde, dost tavsiyelerinde arıyor. Peki, gerçekten çözüm nerede?
Özellikle Avrupa ve Amerika'da yaşayan insanlarda görülen obezite, gelişmiş ekonomik varsıllığın etkisi ile tüm dünyaya yayıldı. Her gün ve her saat televizyonlarda gördüğümüz reklâmlarla tetiklenen yeme arzusu, şuursuz tıkınmayı yaygınlaştırdı.
Televizyonda ızgara üzerinde pişirilen bir sucuk gördüğümüzde, saatin kaç olduğunu önemsemeden mutfağa koşan da biziz, sokakta yürürken kokusuna dayanamayıp, önümüze geleni alan da...
İrademize hâkim olamadık ve sınır tanımaz bir şekilde yedik! Bu da kaçınılmaz sonu beraberinde getirdi. Hâlbuki sünnete riayet edersek, kilo ve kilonun sebep olduğu sağlık problemleriyle uğraşmak zorunda kalmayız.
Birçok Hadis-i Şerif’te günde iki öğün ve az yemenin, doymadan sofradan kalkmanın, lokmaları ağza göre almanın ve iyice çiğnedikten sonra yutmanın önemi hatırlatılıyor.
Peygamber Efendimiz ashabının az hastalanmasının sebebinin, ‘iyice acıkmadıkça yemek yememesi ve yemekten tam doymadan kalkması' olduğunu söylemiştir.
"Lokmaları ağzınıza göre alınız ve iyice çiğnedikten sonra yutunuz." Besinler ağızda ne kadar iyi çiğnenirse midedeki sindirim o kadar kolaylaşır. Çiğneme tam sağlanmadığında hazımsızlık, şişkinlik, gaz sancıları ve kabızlık meydana gelir.
Peygamber Efendimiz "İnsana belini doğrultacak birkaç lokma yeter. Bunu yapamıyorsa; karnının üçte birini yemeğe, üçte birini suya, üçte birini de soluk almaya ayırsın." buyurmuştur.
"Yemekleri çok sıcak ve çok soğuk yemeyiniz." hadisinin mide sağlığı açısından önemini belki hiç düşünmemişizdir. Yemeklerin çok sıcak olması mide kanserine sebep olabiliyor.