Gezi olayları olduğu dönemde Bezm-i Alem Valide Sultan Camii’nin müezzini Fuat Yıldırım: “Caminin iç tarafında pencerenin önünde ezik bir bira kutusu ve müezzin mahfilinde yarım paket sigara tespit ettik. Eylemcilerin çoğu sarhoştu ve ne yaptıklarını bilmiyorlardı” dedi.
HABER MERKEZİ - Gezi eylemleri sırasında çapulcuların ayakkabıyla girdikleri ve uygunsuz davranışlarda bulunduğu Dolmabahçe Bezm-i Alem Valide Sultan Camii’nin içinde ezik bir bira kutusu bulunduğu belgelendi. Başka bir camiye atanma talebinin iptali için açtığı davada konuşan Bezm-i Alem Valide Sultan Camii’nin o dönemki müezzini Fuat Yıldırım, “Eylemciler sarhoştu ve ne yaptıklarını bilmiyorlardı” dedi.
ÇAPULCULAR CAMİNİN KAPISINI KIRDILAR!
Fuat Yıldırım, başka bir camiye atanması kararının iptali istemiyle açtığı davada yaşadıklarını anlattı. İstanbul 4. İdare Mahkemesi’nde görülen davanın duruşmasına davacı Fuat Yıldırım ve avukatı Ali Tizik ile davalı Diyanet İşleri Başkanlığı’nın avukatı katıldı.
Müezzin Yıldırım, avukatı Ali Tizik tarafından 21 Mart 2014’de İstanbul 4. İdare Mahkemesi’ne verdiği dilekçede, Gezi Parkı olaylarının başladığı 31 Mayıs 2013 akşamı, polisin gaz sıktığı eylemcilerin bir kısmının duvarları aşarak caminin bahçesine, bir kısmının da içeriye girdiğini belirterek, ancak dışarı çıkarılan grubun kapıları tekmeleyip, kilitlerini kırdığını kaydetti.
Yıldırım, eylemcilerin küçük gruplar halinde sabaha kadar caminin önünde slogan attığını, dolayısıyla kendilerinin sabaha kadar gaz yediklerini, hiçbir idarecinin de olaya müdahale etmediğini belirterek, şunları anlattı:
“Ertesi gün, etraftaki ilçelerden gelen insanlar Dolmabahçe Meydanı’nda toplanmaya başladı. Camide yalnızdım ve uğraşmama rağmen idarecilere ulaşamadım. Polis gaz sıkınca eylemciler gruplar halinde camiye girmeye başladı. Akşam eylemci sayısı 50 bini buldu. Caminin hemen 500 metre ilerisinde eylemciler bir polis otobüsünü yaktı. İtfaiye araçları alana sokulmadı. İnsanlar çıldırmıştı, sanki küçük bir kıyametti. Durum vahimdi. Gün boyu polisten yardım talep ettim. Fakat hiçbir netice alamadım. 2 Haziran’da da olaylar devam etti. Pazar günü izinli olmama rağmen gece yarısı camiye döndüm. Cami imamı Halil Necipoğlu o gün görevli olmasına rağmen yoktu. Cami yaralılarla doluydu. İnsanlar ayakkabıyla cami içinde dolaşıyorlardı. Herkes başıboş bir şekilde, kargaşa ve panik haldeydi. Hemen müdahale edemedim. Çünkü provoke edip beni linç edebilirlerdi. Camiye sürekli yaralılar taşınıyordu ve oradaki doktorlar tarafından tedavi ediliyordu. Cami içine giren eylemcilerin çoğunluğu dışarıda alkol almış, sarhoş ve ne yapacaklarını bilmiyorlardı. Saatler geçtikçe olay büyüyordu. Ortam provoke ve sabote edilmeye çok hazırdı. Biber gazından gözlerimizi açamıyorduk.”
ÖNLERİNE NE GELDİYSE KIRIYORLARDI
Yıldırım, “Camideki yaklaşık 3 bin eylemci panik içindeydi. Dışında kalan eylemciler sinirlenerek caminin cam ve kapılarını tekmelemeye başladı. Önlerine ne geldiyse kırıyorlardı. Ortalık cehennem gibiydi. Allah korusun bir molotof veya bir el bombası atılsaydı hem insanlık olarak hem de ülke olarak biterdik. Belki de bu güzel ülke iç savaşa gidecekti” değerlendirmesini yaptı.
BİRA KUTUSU VE SİGARALAR VARDI
Dışarıya çıkıp bir polis müdürüyle konuşmasının ardından grubu dışarı çıkartabildiğini dile getiren Yıldırım, caminin kan ve ilaçlarla dolduğunu, iç tarafta pencerenin önünde ezik bir bira kutusu ve müezzin mahfilinde yarım paket sigara tespit ettiklerini anlattı.