Aile çatılarının altında önce küçük kıpırdanmalar, minik tartışmalar derken fırtınalara sebep oluyor. Adliye koridorlarına kadar taşınıyor incir çekirdeğini doldurmaz konular devasa büyütülmüş; kinlere öfkelere dönüşmüş olarak...
Sabah eşi işine giden kadın, yakınları, komşuları, sırdaşı, arkadaşları ile dertleşiyor. Eğer onlar da yangına “Boşan a kardeş.. İlk sen boşanacak değilsin ya.. Karartma hayatını.. Bak daha gençsin, güzelsin..” diyerek körükle gidince kadın büsbütün gaza geliyor.. Kocası da ondan farksız; onun da arkadaşları, ailesi “yapıcı” olmak yerine “yıkıcı” yol göstericiliği tercih ederse, sonuç adliye kapısı oluyor.
Oysa bazen hayal kırıklıkları ve öfkeler, çiftlerin duygusal bağlarının üstünü örter. Bunları temizlerseniz duygular ortaya çıkar ve yeniden yapılanma sağlanabilir. Ama ortalık toz dumanken, çevre tahrik ediyorken, eşler bunu göremez, yapamaz...
Boşanmak, evlenmek kadar meşrudur. Fakat bir yuvanın yıkılması bizim irfanımızda “arşı titretir”! Yani zordur ve kaçınmak için mümkün olduğunca mücadele edilmelidir.
“Ben ne yapıyorum?”
“Bu olup bitenlerde benim kusurum nedir?” diye sakin bir şekilde, eşlerin ayrı ayrı kendilerini sorgulamasında, ama ısrarla sorgulamasında fayda vardır. Bunu yaparken özellikle kocasının veya karısının “hataları”nı sebep olarak hatırlamalardan kaçınmalıdır. Eşinin hatasını değil, kendi hatasını aramalıdır.
Tahmin edilenden daha güçlü bir ilişkidir evlilik. Onu kaybedersiniz çok sıkıntılı, zahmetli bir döneme gireceğinizden asla kuşkunuz olmamalıdır. Bir anda hayatınız ferahlamak yerine daha büyük kâbusa dönüşebilir.
Kendinizi eleştirme noktasına gelirseniz, hala birbirinize yönelik duygusal bağlarınıza tutunabilir ve birbirinizin hayatındaki anlamı fark ederek bir araya gelebilirsiniz.
1. Eşininizin ailesini eleştirmeyin
Siz siz olun, eşinize karşı ailesi hakkında eleştiri yapmaktan kaçının. Hiç kimse, arasında kan bağı olan yakınları hakkında sert sözler duymaktan hoşlanmaz.
2. Toplum içinde kavga etmeyin
Eşlerin ara sıra tartışmaları doğal bir şeydir. Ancak, bu tartışmanın kavgaya dönüşmesi, sık aralıklarla tekrarlanması ve özellikle başkalarının da olduğu ortamlarda herkesin ilgisini çekebilecek kadar kontrolden çıkması, sizin açınızdan utanç verici olduğu kadar ilişkiyi zedeleyici bir probleme de dönüşebilir.
3. Kendinizi koyvermeyin
Kendinize bakmayı bırakmak, kilonuza ve görünümünüze dikkat etmemek, sadece sizin sağlığınıza zarar vermekle kalmaz, ilişkinizde de karşı tarafa kötü bir mesaj verir. Pasaklılık evinizi de evliliğinizi de kokutur...
4. Eleştirmek, dırdır çözüm değil
Çoğu eşin düştüğü bir hatadır bu! Sürekli onu eleştirmek, yanlışlarını göstermek, bazı alışkanlıklarını değiştirmesi için uyarmak, kalp kırıcı olabilir.
5. Problemleri kafanıza takmayın
Sürekli ikili sorunlara kafa yormak, bu sorunları tatlı dille konuşmak yerine, sürekli kendi içinizde onlarla boğuşursanız, kendinizi olduğu kadar eşinizi de incitebilirsiniz.
6. Yalan söylemeyi bırakın
Birlikte güzel bir gelecek hayali kuruyorsanız, eşinize yalan söylemenin hiçbir gerekçesi olmamalı. Yani ‘beyaz yalanlar’ deyip işin içinden sıyrılmaya kalkmayın!
7. Müsrif olmayın...
Alışveriş hastalığı bugün aile yıkımlarının en başında geliyor. Zor kazanılanı, saçıp savurmaktan kaçının..
Boşanıyorsanız, onunla değil, kendinizle hesaplaşmanız gerekiyor. Değişmeyen kafa yapınızla hayata devam etmemelisiniz. Yoksa daha berbat hüsranlarla karşılaşacağınızdan emin olabilirsiniz. Eşinizi mumla arayacağınız günler yaşar ama derdinizi sağır duvarlara anlatmak zorunda kalırsınız. İllâ kendi tavırlarınızı irdelemeli, onu nerede, ne zaman, nasıl incittiğinizi düşünmeli bunu bir daha yapmamalısınız...